24 Temmuz 2017 Pazartesi, 13:35

 1-Murat TAŞKIN (BİZDEN SÖYLEMESİ)

Yaptığımız iş akıl karı değil aslında…

464



Mesela:
Büyükerşen’in yaptığı iyi bir işe “İyi” deseniz, Hoca’nın adamı ve yalakası olursunuz bu şehirde.
Yaptığı yanlış bir işe “Kötü” demeniz halinde ise “Hoca düşmanı” ilan ederler.
Nabi Avcı, Dündar Ünlü, Harun Karacan, Emine Nur Günay ve diğer AKP’liliği tescillenmiş isimlerle ilgili olumlu bir yorum yapmaya görün…
Hemen birileri arayıp, kinaye ile birlikte “Hayırdır! AKP’li mi oldun?” diye sorar.
Yukarıdaki isimlerle ilgili yaptığınız yorum olumsuzsa eğer, bu defa hakkınızda hemen “Zaten AKP düşmanı değil miydi?” hükmü kesilir.
Gaye Usluer,Utku Çakırözer,Cemal Yüksel,Sinan Özkar ve diğer CHP’li isimlere, yapmış ya da söylemiş olduğu bir sözden ötürü hak mı verdiniz?
Anında “CHP’li kalem” oluverirsiniz.
Aynı kişilerin yaptıklarını ve söylediklerini eleştirmeniz halinde ise.
Sizi iki dakika içinde “yandaş yazar” yapıverirler.
MHP’li bir ismi övdüğünüzde, parti içi mücadelenin tarafı yaparlar sizi.
Aynı ismi eleştirdiğinizde ise, aynı insanların nazarında “MHP düşmanı” olursunuz.
Halil Ünal’ı kutladığınızda “Kesin menfaati var”,eleştirdiğinizde ise “Zaten mesutçuydu” derler.
Ahmet Ataç ve Kazım Kurt’un yaptığı işleri takdir etmeye kalkmayın sakın.
Bir anda “Onların adamı” oluverirsiniz
Ataç ve Kurt’un yaptıklarını eleştirmeniz halinde ise, “Belediye başkanı düşmanı” oluverirsiniz.

Önemli olan ne yazdığınızdan çok, onunla aynı doğrultuda düşünüp düşünmediğinizdir.
Onunla aynı düşünce doğrultusunda yazarsanız “İyi” gazeteci, onunla farklı düşüncede yazarsanız “Kötü” gazetecisinizdir.
Bu yüzden…
Aynı kişinin nazarında, üstelik aynı gün içinde, hem iyi hem de kötü gazeteci olabilirsiniz.
Örneğin:
Doğru yaptığında övdüğünüz adamı, yanlış yaptığında eleştirmeye görün.
O anda dünyayı başınıza yıkarlar.
-“Dün böyle demiyordun ama” ile başlayıp, “Bir içeri bir dışarı süpürüyor” la devam edip, “Hem kız evi hem de damat evinde oynuyor” la son bulan ağır eleştirilere maruz kalırsınız.
Kısacası…
Kimse yazdığınız yazının, yaptığınız yorumun doğruluğuna bakmaz bu şehirde.
Lafı geldiğinde herkes gazetecilerin tarafsız olması gerektiğini söyler de, tarafında olmayan gazeteciyi, doğruyu söylüyor olsa dahi, kimse kolay kolay haz etmez.
İşin tuhaf tarafı…
Yeri geldiğinde herkes “basın ve gazeteciler tarafsız olmalı” der de, kendi tarafında olmayan basın ve gazeteciyi anında infaz eder…


.....


İlk oylamanın verdiği ipuçları…

Kongrelerde, seçimi hani tarafın kazanacağının ilk işareti, divan başkanlığı seçimidir.
Yani ilk oylamanın sonucu ipucu verir.
Divan başkanlığı için her iki taraf da birer aday gösterir.
Hangi tarafın gösterdiği aday çok oy alıp, divan başkanlığına seçilirse, seçimi de çoğunlukla o taraf kazanır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde anayasa değişikliği teklifi ile ilgili oturum yapılırken, maddelerin görüşülmesine geçilmesi için yapılan oylama, bir anlamda kongrelerin divan başkanlığı seçimine benziyordu.
Yani…
Anayasa teklifinin nasıl sonuçlanabileceğine ilişkin ipuçları veriyordu.
Şöyle ki:
317 milletvekili bulunan fakat 2 vekili oy kullanamayan AK Parti’nin 315 oyu ile, anayasa teklifinde AK parti ile birlikte hareket eden 39 Milletvekilli MHP’nin toplamda 354 olması gereken oyu, 338 olarak çıktı.
Bu durum, firenin 16 olduğunu gösterdi.
Ve bu durum yine…
Söz konusu firenin MHP’den olduğu varsayıldığında, MHP’nin meclis grubunda ortadan ikiye bölündüğü şeklinde yorumlandı.
Sonuç olarak…
-Madde madde halinde oylanacak olan anayasa değişikliği teklif’inde, her maddede farklı sonuçlar çıkabileceği…
-Başkanlık oylamasında MHP grubundaki firenin daha fazla olabileceği…
-Anayasa değişikliği ve başkanlık sisteminin referanduma gitmesi için gerekli 330 sayısının muhtemelen aşılacağı…
Neredeyse ortaya çıkmış oldu…
Mecliste yapılan ilk oylama sonucunun verdiği ipuçları bunlardı elbet ama bu sonuçlara öre ortaya çıkan ve yukarıda yazdıklarımızın kesinlikle böyle olacağını söylemek mümkün değil.
Zira…
Meclisteki oylamalar, bu rakamlara rağmen başka bir sürprizle de sonuçlanabilir.
Çünkü…
En başta verdiğimiz örneğin aksine, bazen divan başkanlığını kazanan grubun az da olsa seçimi kaybettiği de olmuştur…


.....


“Boşuna kendinizi yırtmayın” diyor Cem Toker…Doğru da söylüyor ama…


Şu sıralar TBMM de yeni anayasa teklifi müzakere edilip oylanıyor.
Yeni anayasa teklifi içinde başkanlık sistemi de var.
Başkanlık sistemine karşı olanların sosyal medya üzerinden çeşitli çağrıları oluyor.
Bu çağrılardan birisi de milletvekillerinin telefonlarını bir liste halinde yayınlamak.
Listeyi yayınlayan paylaşımcılar “Vekilleri telefonla arayın ve onların başkanlık sistemine hayır oyu vermesi konusunda baskı unsuru olun” diyor.
İşte bu yöndeki paylaşımların artması üzerine Liberal Demokrat Parti genel başkanı Cem Toker kendi sosyal medya hesabından bir tespitte bulunmuş.
-“Kendinizi boşu boyuna yormayın da, kandırmayın da” diyor kısaca…
Ardından da…
-“Yok milletvekiline e-posta gönder, faks çek, telefon et, evet oyu versin, hayır oyu versin...
Adamı siz milletvekili yapmadınız bayanlar baylar....
Genel Başkanı yaptı....
2019da da yine siz değil Genel Başkanı karar verecek...
O yüzden "yemişim seçmeni" diyorlar...
Bu sistemde maalesef, ne vekiliniz sizi tanır, dinler, takar,
Ne siz onu tanır, erişebilirsiniz...
Sadece maaşını ve 7 sülalesinin ömür boyu sağlık masrafını ödersiniz...
Kendi görüşlerimizce çareyi 22 sene önce sunmuştuk, onu da iplemediniz...
Milletvekilinize muhtarınız, belediye başkanınız gibi tanıdığınız, hesap sorabildiğiniz sistem...
Dar Bölge Seçim Sistemi” diyor.
Ne diyelim…
Toker’den yine süper ve akıllara ziyan bir paylaşım daha…
Bu sözlerin dikkate alınmıyor olması ne kötü…

.....


Biraz da gülmek lazım
Bir davada tanıklık etmesi için kürsüye yaşlı bir teyzeyi çagırırlar Kadın yerine oturur ve davalının avukatı kadına yaklaşır
Ayşe Hanım
Beni tanıyor musunuz?
Yaşlı teyze cevap verir
-Ah evet Avukat Bey sizi çocukluğunuzdan beri tanıyorum
Siz taa o zamanlar bile aileniz için tam bir baş belasıydınız
Sürekli yalan söylüyorsunuz, karınızı komşunuzla aldatıyorsunuz, en yakınım dediğiniz insanların arkasından konuşuyorsunuz, 2 lira fazla kazanmak için herkesi satarsınız

Davalının avukatı başta olmak üzere bütün salon şok olur
Adam ne yapacağını bilemez bir halde kadına tekrar sorar

Peki Ayşe Hanım, ya karşı tarafın avukatını tanıyor musunuz?
Kadın yine cevaplar

-Elbette tanıyorum
Çocukluğunda ona dadılık yapmıştım
Tembel, ödlek ve alkolik adamın tekidir
Etrafında bir tek dostu yoktur ve herkes onun hala geceleri altına kaçırdığını söylüyor
Yine herkes şokta
Bütün salonu bir uğultu kaplar
Hakim kürsüye tak tak tak vurup herkesi susturur ve her iki tarafın
avukatını da kürsüye çağırır ve ikisine de eğilmelerini söyleyerek
kulaklarına şunu fısıldar

Eğer bu kadına beni tanıyıp tanımadığını sorarsanız anam avladım olsun ikinizi de harcarım der…

  • Diğer Yazıları

 

 Yazarlar