23 Haziran 2018 Cumartesi, 12:50

 1-Murat TAŞKIN (BİZDEN SÖYLEMESİ)

Niçin bunu her alanda yaşayamıyoruz?

947

 


 


Düğün, insanoğlu için en sevinçli, ölüm ise en üzüntülü gündür…


Her ikisinde de, her yaşanmışlık adeta bir kenara bırakılır.


Düğünde sevinenle sevinilir, ölümde ise üzülenle üzüntü yaşanır bizde.


Kavgalar, husumetler, düşmanlıklar unutulur her ikisinde de…


Yan yana gelmeyen insanlar, sevinçlerin yaşandığı düğünde de, üzüntülerin yaşandığı ölümde de yan yana gelir…


O güne kadar birbirini gördüğünde yolunu değiştirenler, her düğün ve ölümde tokalaşır, kucaklaşır…


Düğün en mutlu gündür herkes için…


Ölüm en üzüntü duyulan gündür elbette…


Bu iki günde küslük-dargınlık olmaz…


Sevinç ve üzüntünün bu denli yoğun yaşandığı bu iki günde düşmanlık hiç olmaz…


Olmuyor da…


Kanlı-bıçaklı olanları hem düğünde hem ölümde yan yana görüyoruz…


Tokalaştıklarına, kucaklaştıklarına şahit oluyoruz her düğün ve ölümde…


Ancak…


Her şey düğün salonundan çıkıncaya, her şey mezarlıktan ayrılıncaya kadar sürüyor.


O dakikadan sonra, deyim yerinde ise fabrika ayarlarına dönüveriyor insanoğlu…


Halbuki…


İçinden asla canlı çıkamayacağımız bir hayatı yaşıyoruz değil mi?


Ne olur bütün yaşamımızı düğün sevinci ve ölüm üzüntüsünde olduğu gibi yaşasak?


Olmuyor işte!


Yaşayamıyoruz bir türlü…


Gülerken de ağlarken de bir araya gelebiliyoruz ama…


Bunun dışındaki süreci yaşarken yapamıyoruz bir türlü…


.....


 


Umarız geçerli bir nedeni vardır.


 


Haller Gençlik Merkezin de bir kadın girişimci olan Tüze Tigin tarafından yaklaşık bir yıl önce açılan Çikolata Sanat Cafe’nin, Haller Gençlik Merkezi yönetimi tarafından tahliye edildiğine dair haber ulaştı gazetemize…


8 Mart Dünya Emekçi kadınlar gününün hemen ardından,  bir kadın girişimcinin bu şekilde tahliyesi biraz tuhaf geldi bize…


Nedenini bilmiyoruz bu tahliye zorlamasının…


Umarız geçerli bir nedeni vardır.


Aksi takdirde, yapılanları birileri izah etmekte zorlanacaktır…


 


 ....


 


 


Bazı şeyleri bir tek kendileri söyleyebiliyor…


 


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, son günlerde sık sık gündeme gelen ilahiyatçıların açıklamalarını eleştirip, İslam'ın güncellenmesi gerektiğini söylüyor.


 


-"Din adamı olarak ortaya çıkıp da kadınla ilgili çok farklı açıklamalarda bulunup dinimizde kesinlikle yeri olmayan bazı içtihatta bulunan kişiler ortaya çıkıyor" diyor önce…


Ardından…


-"Bunlar, İslam'ın güncellenmesi gerektiğini bilmeyecek kadar aciz. İslam'ı 14-15 asır öncesi hükümleriyle bugün uygulayamazsınız" diyor.


Son olarak da…


 


“Siz İslam'ı 14 asır öncesi hükümleri ile bugün uygulayamazsınız. Beni birçok hocaefendi tefe koyacak o ayrı mesele. Rabbim bizi tefe koymasın" diyerek, Diyanet İşleri başkanlığının tüm bu olup bitenleri kenardan izlediğinden yakınıyor…


 


xxx


 


Öncelikle şunu söyleyelim ki, İslam’ın güncellenmesi sadece birkaç kendini bilmezin söylediği sözlere tepki göstermekle olmayacağını, laiklik ilkesine bağlı kalınması ile mümkün olabileceğini düşünenlerdeniz…


 


Fakat…


Cumhurbaşkanı iyi ki bu sözleri söyledi…


Zira…


Ülkede bazı şeyleri, özellikle de İslam dini üzerinden gerçekleştirilen söylem ve eylem çarpıklıklarını sadece o cenah söyleyebiliyor…


Aynı fikir ve aynı söylemi bir başkası çıkıp söylese, adeta aforoz ediliyor…


Birebir aynı sözler bir başkası tarafından söylenmesi halinde, linç ediliyor, hapse düşüyor.


O yüzden…


İyi ki söylendi o sözler Cumhurbaşkanı tarafından…


Bakın! Hiç ses çıkmıyor!


......


 


Yürek çok şey yazmak ister ama ne kalem yetişir hislere ne de lügat…


 


Geçtiğimiz Cuma sabahı, yaşamımızdaki en kötü haberlerden birini almıştık…


Gazetemizin sahipliğini yapan, 32 yıldır yanında çalıştığımız Oğuz Türkmen’in son nefesini verdiği haberiydi bu…


Yıkıldık tabii…


Hala da yaşadığımız bu travmayı atlatmış sayılmayız ama dünya’nın değişmeyen bir kuralı var…


Ve bu kural, her canlının ölümü tadacağı ve hayatın da bir yandan devam edeceğini söylüyor…


Üzüntü kolay kolay atlatılamıyor…


Siz buna çaba harcasanız da hatıralar bir yerlerden karşınıza çıkıp sizi düşüncelerinizin içine resmen hapsediyor.


Ölümün adı bile soğuk…


Ölümün adı bile kötü…


Fakat her ölümün anlattığı,  içerdiği mesajlar var…


Oğuz Türkmen’in vefat haberini aldığımız günden bu yana geçen süreç şunun şurasında sadece birkaç gün…


Acımız çok taze anlayacağınız…


Fakat…


Vefat haberini ilk aldığımız günden bu yana geçen süreç içinde öylesine mesajlar aldık ki, izah edecek doğru cümleleri kurabilmek mümkün değil.


Bir insanın nasıl bu kadar sevilebildiğini…


Bir insanın nasıl bu kadar değerli kabul edildiğini…


Konuştuğumuz hemen herkesin nasıl olur da bu insanla mutlaka güzel bir anısı olduğunu…


Bir tek kişinin bile çıkıp hakkında kötü bir söz söylemediğini…


Kısacası…


Bir insanın nasıl olur da,  yaşamı boyunca bu kadar fazla insan biriktirebildiğini, işte hep bu vefat haberinin sonrasında anladık…


Ne diyelim…


Yukarıda da söyledik ya bazı halleri izah edecek cümleler peşi sıra konulamıyor yazıya…


Yürek çok şey yazmak istiyor ama ne lügat ne kalem yetişemiyor o hisse…


Allah herkese böylesine sevilen, böylesine değerli kılınan bir yaşam nasip etsin…


Herkese, arkasından böylesine güzel sözlerle dolu ve böylesine içten kalabalığın olduğu bir cemaatle son yolculuğa uğurlanmak nasip olsun…


 


 

  • Diğer Yazıları

 

 Yazarlar