12 Aralık 2017 Salı, 22:46

 5-Mustafa KANTARCI (GÖZLEM)

EMPERYALİZM, TERÖR

1367

                                       
           ABD ve koalisyon ortakları (AB ülkeleri), PKK, YPG ve IŞİD konusunda,  mücadele ediyormuş görüntüsü verse de desteklerini sürdürüyorlar. Irak ve Suriye’nin, parçalanması, yönünde adımlar atılıyor. Bölgemizdeki terör örgütlerine, sadece ABD ve AB ülkeleri değil, İsrail de destek veriyor.
          Şu bir gerçek ki  Batı ülkeleri, savaşın yerini alabilecek,  dünyaya yönelik politika, strateji ve senaryolarını yürütebilecekleri, özellikle de dünyadaki çıkarlarını koruyabilecekleri, şiddete yönelik bir arayış içine girdiler. Sonuçta da “TERÖR” denen belayı buldular. Böylece dünyada, savaşların yerini de terör aldı.     
           Çağımızda, Batı ülkelerindeki politikacılar, siyasette açmaza girdikleri yerlerde savaşa değil, teröre başvuruyor; politika ve stratejilerini ve senaryolarını da savaşlarla değil de terörle gerçekleştiriyorlar. Artık dünya ve ülke başarışını , “TERÖR” tehdit ediyor.
             Öte yandan terörü besleyen, tetikleyen, emperyalist güçlerdir. Emperyalist güçler, başta ABD, kendi projelerini, amaçlarını gerçekleştirmek için, teröre yatkın grupları belirliyor, maddi, araç, gereç, silah desteği ile güçlendiriyor, eyleme geçiriyor
           Bugün, El kaide, DAİŞ, El Nusra, Taliban, Boko Haram, PKK, PYD  gibi, terör örgütlerinin arkasındaki, emperyalist ülkeler, bu terör örgütleri ile Ortadoğu da halkın, tabiriyle, bir taşla, dört kuş vuruyorlar.
            -Terör örgütlerine destek vererek, geçmişte, Haçlı Ordularının, vermek istediği zararı, terörle İslamiyet’ e veriyorlar.
            -Ortadoğu’ daki, petrol, doğalgaz gibi, doğal zenginleri istedikleri gibi kullanıyorlar.
             -Ellerindeki demode silahları, terör örgütlerine ve Ortadoğu ülkelerine pazarlıyorlar.
            - Ortadoğu ile birlikte, Kafkas ve Orta Asya’ nın, zengin enerji kaynakları,  Emperyalist ülkeler tarafında kontrol altında tutulmak için de  bu bölgelerde kilit durumuna gelen, güçlü bir Türkiye ve başka bir ülke istemiyorlar.
           Türkiye, bu gelişmeler karşısında aklıselim davranmak zorundadır. Çünkü      Dünyada, başarılı, caydırıcı politika, kurşun atmadan, sonuç almaktır. Türkiye, bugün karşılaştığı, bu ağır ve acil tehdide karşı koymak ve onunla baş etmek imkân ve gücüne sahiptir. Türkiye’nin, sahip olduğu ve bu amaçla kullanabileceği diplomatik, ekonomik, askeri enstrümanlar, bekasına yönelik bu tehdidi defetmek için kâfidir,
             Yeter ki Türkiye, bu konuda ulusal çıkarlara, ilişkin gerekeni yapmakta kararlı ve öz güvenli siyasi, bir liderlik ortaya koysun. Bunun sağlanabilmesi içinde, ülkemizin bu mücadelede başarısına katkıda bulunacak, en önemli unsur, ülke çapında birlik ve dayanışma ruhunun ve iradesinin sağlanmasıdır
             Ayrıca ülkemiz bölgemizdeki gelişmeler karşısında,  caydırıcı politika için Türkiye’nin, sarsılmaz, bir siyasi irade ortaya koyması, hedefleri iyi saptanmış bir strateji oluşturması;  bu stratejiyi uygulayabilecek, bir askerî güç yapılanmasının, hazır olması, bütün bu hususların, muhataplarınız, hedef aldığınız mihraklar tarafından, tam anlamıyla bilinmesi ve anlaşılması şarttır.
            Bugün Amerika’nın, Suriye ve Kuzey Irak’a yönelik resmî politikası, bu bölgenin, yani Suriye ve Irak’ın, federal statüde bir parçası olduğu şeklindedir. Amerikalı yetkililerin, açıklamaları da bu çizginin, bugüne kadar, hiçbir şekilde dışına çıkmamıştır.
             Ayrıca peşmergelerin, idari ve askerî kontrolüne bırakılmış olan Kerkük’ün, demografik yapısının, Kürtlerce, illegal ve kapsamlı bir şekilde değiştirilmesine göz yumulmuştur, Kerkük’ün, özerk bölge statüsünün, değiştirilerek aidiyetinin referandumla saptanmasına, hukuki zemin hazırlanmıştır.
               Amerika’nın, Irak ve Suriye stratejisi, Türkiye’nin, çıkarlarıyla bağdaşmıyor. Türkiye, bu stratejiye bağımlı kaldıkça, güvenliği açısından gerekli önlemleri almaktan  vazgeçmiş bir duruma düşecektir.
               Türkiye’nin,  müttefikleri, Amerika ve Avrupa Birliğine, üye bazı devletler, bu tehditle mücadelede, Türkiye’nin yanında değil, karşısında yer almışlardır. Gerçekte Türkiye’nin, sözde müttefikleri, söz konusu tehdidin, iç ve dış unsurlarının, palazlanmasına yardım etmektedirler.
            Ayrıca Türkiye’de, teröre, sebep olduğu söylenen, ekonomik, Sosyo-kültürel, eğitim sistemi ve psikolojik unsurlar, neden olarak değil,  hedef saptırmak için, araç olarak kullanılıyor. Çünkü terörün arkasında, batı ülkelerinin, hedef ve stratejileri var.
           Geçmişte, Türkleri, Avrupa’dan atmak için, Avrupa ülkeleri, tarafından, Balkanlar’da, “IRKİ” ve DİNİ” taassuplar körüklendi. Bu uğurda,  propagandalar yapıldı. Balkan toplumlarının, milliyetçilik hisleri kamçılandı. Önce ayaklanmalar, sonra da savaşlarla istenen sonuca ulaşıldı. Bugün de aynı senaryolar gündemdedir.
           O nedenle de Türkiye,  terörle mücadelede, birlikte hareket etmelidir.  Bu nedenle de siyasi ve her türlü kimlik bir kenara bırakılmalı ve terörle mücadelede, ortak stratejiler oluşturulmalı, ekip ruhu içinde hareket edilmelidir.  Çünkü terör, barış, güvenlik, refah ve insanlık için, önemli bir tehdittir.




  • Diğer Yazıları

 

 Yazarlar