23 Ocak 2017 Pazartesi, 11:27

 Spor -3- Behçet ALBAYRAK (ANALİZ)

HERGÜN YENİ BİR YILA BEDEL…

655


Neden hep vefasız deriz de eski yıla yükleriz tüm günahlarımızı.
Oysaki hepimiz geçen yıl tam da bugün yeni yıla yüklemiştik tüm umutlarımızı(!)
Eskişehirspor küme düşmesin diye…
***
Bu yıldan da bana kalan en anlamlı düşünce, haksızlığa ve kalitesizliğe karşı mücadeleyi kazanmak için en deli tutkuların bile karşısında durmak gerektiği oldu.
Bir kez daha anladım ki; gerçekleri görmek adına canınızın acıyacağını bile bile gönül gözüyle bakmak gereklidir hayata…
***
“Eskişehirspor sevgisi Dünya döndükçe ölümsüzdür!” Bunda şüphe yok!
Peki, ama bizden sonraki nesillere nasıl bir Eskişehirspor bırakacağız diye hiç düşündük mü?
Kaç defa katlettik, kaç yerinden vurduk değerlerin?
Sadece maziyle övünmekten başka ne verebildik şehrin en büyük markasına!
Kıyısından köşesinden hepimizin suçu yok muydu küme düşme olayında?
Ne oluyorsa yıllardır Eskişehirspor’a olmuyor mu zaten!
***
Bazen duvarınızı yeniden boyarken, eski izler kapanmakta zorlanır ya.
İşte giden yılda tam da öyle oldu.
Hala günlük yaşanan bir futbol şehrinde, her gün yeni gelen bir yıla bedel gibiydi.
İçinde ki dertleri de, mutluluğu da tamda bir yıla bedel olduğu gibi...
***

ERKEN GELEN MEKTUP!
Gelecek ile ilgili planlamanın kalabalığa karıştığı, kulübün önünü göremediği bu günlerde büyüklük lafta zaten!
Asıl mesele ayaklar altındaki kalite!
Yöneticiler, futbolcular, medya.
Her başarısızlığın sebebini kendilerinin dışında arayan düşünce!
2016 yılında bizler mazeretleri yazmaktan, sizler ise okumaktan her gün dejavu yaşamadık mı?
***
O yüzden, yeni yılın mektubu eski yıl bitmeden geldi.
"Ben taraftarımdan aldığım enerjiyle parlamaya çalışan bir Anadolu yıldızıyım. Zaten bu zamana kadar ne kadar kötü yönlendirilsem de aslında onların bana olan sevgisinin yansımasıyım. Yıllardır yaşamayı beklediğim yeni evime taşındım. Ama hastayım.
Yeni çiçekler yetiştirebileceğim bahçemi dahi kendileri gibi sentetik yaptılar. Yavrularımı ve beni sevenleri ısıtamıyorum. Çünkü onlara sevgimi göstereceğim gücüm yok! Sizin belki haberiniz yok! Geleceğimi şekillendirecekler bazı maçlara üst üste aynı terli formaları giyerek çıkıyor. Ve hatta yeri geldi mi su ısıtıcısıyla su ısıtıp duş alıyor. Bu sene o bahsettiğiniz ve çok istediğiniz şampiyonluk gelmez ise beni çok ama çok zor günler bekliyor.
İmza: Eskişehirspor"

DÜŞÜNCEDE YENİLENMEK
Eskişehirspor 2016’da küme düşmüş olabilir.
Fakat kaybedilenleri yeniden kazanmak mümkündür.
Bunun için birinci şart, düşüncede yenilenmektir.
Yoksa sökükleri dikip, ütüleyip yeniden giymek ayıp değildir.
Ayıp olan lekedir.
O yüzden kulübü bu hale getirenler, üzerlerine yapışan lekeyi nasıl temizleyecekler onu düşünsünler…
***
Düşündüm de…
Bütün kirlerini bırakıp da, nereye kaçıyor eski yıl? Hayallerimizi yıkıp da... Günlük sonuçlarla bizi avutup da... Es-Es’imi kendi kaderine bırakıp da... Nereye?
Kulübü borç batağına sokanları yargılamadan nereye kaçıyor eski yıl? Onların beceriksizliğini eleştirmeden? Nereye?
Katledilen değerlerin hesabını vermeden nereye kaçıyor eski yıl?
Gazetelerdeki çıkarcı menfaatçileri ifşa etmeden, kulübün bu noktalara gelmesinde ki en büyük nedenlerden biri olan tasmalı kulüp yazarlığını yere sermeden. Nereye?
***

2016’DAN KALANLAR
Giden yılda ne kaldı aklımızda?
Yılın olayı, Eskişehirspor’un küme düşmesinin ardından daha önce yerden yere vurularak koltuktan indirilen Halil Ünal’ın kurtarıcı rolüyle tekrar başkanlığı devralması…
Futbolda ne yaparsanız yapın, başarı sırrının skor tabelasıyla alakalı olduğunu bir kez daha öğrendiğimiz yıl!
***
Yılın başkanı: Mesut Hoşcan!
Başarısız başkanlar yarışmasına katılsa, birinci, ikinci, üçüncü olur.
50. Yılda Avrupa hayali kurulurken, takımı küme düşüren, tarihin en büyük yıkımını kulübünün sırtına yükleyen, çok laf üreterek çabuk tüketen değerli insan…
Eskişehirspor taraftarının gözünde resimlerinin çocukların erişemeyeceği yerde bulunması zorunlu olan 50.yıl başkanı.
***
Mesut Hoşcan sadece 2016’ya değil!
Emin olun ki tarihe geçti!
Hatta tarihi bile geçti.
Ve o koltukta bıraktığı izler.
Silinecek gibi değil!
***
Yılın kalecisi: Boffin.
Üç direkli koruma alanına, duruşuyla en çok yakışan delikanlı.
Yılın komedisi: Mesut Hoşcan’ın göndermek istediği Boffin’in sezon sonuna kadar eline düşmesi…
***
Yılın duruşu: Yine Boffin
Taraftarın sevgisine kalesinde romantik tepki verebilen, sadece kurtardığı penaltılarla değil, Ümraniye deplasmanında gol atan özel adam.
Yılın çirkinliği: Beş kuruş para vermeden kulüpten alacağı olduğunu iddia eden yönetici süsündeki kuklalar…
Yılın gerçeği; PTT 1.Ligdeyiz ve kulübün mali yapısı çok kötü.
Kaybettiklerimizi kazanmak kolay değil artık.
Yılın vebası; yine adamcılık!
Yılın beceriksizleri; hakemler!
Öyle ki çizgi hakemliğinden bile vazgeçtiler.
Bizlerin gördüklerini görmek istemedikleri için.
***

DAVACIYIZ
Futbol ile uyutulan bir ülkede daha önemli gerçekleri görmek gerekir.
Bizler giden yıldan davacıyız. Çünkü 2016 kin besliyordu dünyaya. Spor yılı değil, terör yılı oldu.
Gözyaşı ve ağıt yılı. Kanı bozuk bir tarihin yılı...
O yüzden. 2016 kendi cenazesini kendi kaldırsın!
Silahlar konuştu, soysuz bombalar ve kanlı para.
Aynı toprak altında başka bir ülke düzeni hayalini kuranların kazdıkları kuyuya düştükleri bir yıl oldu. Olan gencecik fidanlara, 15 Temmuz gecesi ne için orada olduğunu bilmeyip de ceza alanlara ve kurunun yanında yanan yaşlara oldu.
Bu yüzden belleğimizden silinmesi gereken kötü bir yıl gittiyse. Kötülüklerinin dibine kadar yolu var. Çünkü hala kan akıyor gözlerimizden. Ve hala bütün dünyada yok yere insanlar ölüyor. Amerika ve Rusya'nın soysuz siyasetinin bedelini ödüyor masum insanlar.
O yüzden gelen yılın aydınlık, sağlık, barış ve huzur içinde olmasını diliyoruz. Vicdanı ve insanlığı bulduğumuz aydınlık bir dünya özlemiyle…

KISSADAN HİSSE
Okurken, şuan da spor camiasının duruma benzettiğim bir yazı paylaşıyorum sizler için.
Umarım ilginizi çeker.
Ve buradan tüm okuyucularıma iyi seneler… Saygılarımla…
“Akıl hastanesindeki doktor arkadaşını ziyaret eden adam merakla sordu. "Bir insanın bu hastaneye yatıp yatmayacağına nasıl karar veriyorsun?" "Bir küveti suyla dolduruyorum" dedi doktor. "Bir kaşık, bir fincan ve bir de kova verip, kendisine küveti nasıl boşaltacağını soruyorum."
Doktor meselenin çözümünü de söyleyecekken, birden arkadaşına sordu. "Sahi ya, sen bu küveti nasıl boşaltırdın?"
Gülümseyerek "ooo anladım" dedi arkadaşı. "Normal insan kovayı tercih eder.
Çünkü fincan ve kaşık küçük" "Hayır" dedi doktor. "Normal insan küvetin tıpasını çıkarır"
(Bu meseleden çıkan sonuç. Asıl akıl sadece size sunulanın dışında çözüm aramaktır)






  • Diğer Yazıları

 

 Yazarlar