17 Ağustos 2017 Perşembe, 04:47

 9--Ahmet URFALI (DOLUNAY)

EĞİTİM ÜZERİNE

336

Öğretim; teşkilatlı ve düzenli olarak genellikle bir eğitim kurumunda öğretmenler tarafından öğrencilere araç-gereç kullanılarak bilgi aktarılması ve öğretilmesi çalışmalarının bütünüdür. Öğretim öğrenmenin gerçekleşmesi için girişilen düzenli, teşkilatlı ve planlı çabalardır.  Örgün eğitim de denilen  öğretim , kişinin davranışlarında olumlu değişiklikler meydana getirmişse eğitim haline dönüşür .


                    Eğitim, kişinin zihni, bedeni, duygusal ve toplumsal  yeteneklerinin ,  davranışlarının istenilen doğrultuda geliştirilmesi veya ona bir takım amaçlara dönük yeni yetenekler, davranışlar, bilgiler kazandırılması yönündeki çalışmaların bütünüdür .Eğitim , hayat boyu sürer .Planlı ve tesadüfi olabilir Okul , okuma-yazma , ders araç gereçleri ile bunların dışında aile veya bir çevre içinde kişisel yetiştirme yollarıyla yapılan öğretme ,öğrenme , bilgi aktarma , beceri kazandırma çalışmalarının tümünü kapsayan bu çabalara yaygın eğitim de denilmektedir .Eğitim, öğretimi de  içine alan geniş bir terimdir.


                   Eğitim-öğretim, insanın en önemli fonksiyonu ve görevidir. İnsanoğlu fert ve toplum olarak eğitim-öğretim faaliyetlerinin hep içinde olagelmiştir. Çocukları eğitmek, onlara yeni bilgiler


vermek, verilen bilgileri kullanmayı öğretmek insanoğlunun en önemli görevlerinden biri olmuştur.


                   Eski Türk topluluklarında eğitime son derece önem verilirdi. Her Türk çocuğu zamanın şart ve ihtiyaçlarına göre gerekli bilgileri alırdı. Kendisi ve toplumu ile barışık, kendi kendine yeten, ata binen, kılıç sallayan, ok atan ,töreyi tanıyan nesiller yetiştirmek başlıca gaye idi. Alp tipi insan yanında duygulu, iyilik ve cömertliğe önem veren , büyüklere saygı gösteren... bir ahlak ve terbiye anlayışını benimsetmek Türk eğitim sisteminin temel özelIiklerindendir.            


 


                   Eski şiir metinleri ve atasözleri eski eğitim anlayışımızı ortaya koymaktadır:                                     


                                      ‘’ Bilgi bilin ey beyim


                                        Bilgi size eş olur


                                        Bilgi bilen o kişi


                                        Bir gün kutluluğa erer


 


                                                      Bilgili kişi beline


                                                     Taş kuşansa cevher olur


                                                     Bilgisizin yanına


                                                    Altın konulsa taş olur.’’


Körle yatan şaşı kalkar


Komşu komşunun aynasıdır


Ağaç yaş iken eğilir


Al atın yanında duran ya huyundan ya suyundan


Üzüm üzüme baka baka kararır


Çalma el kapısını, çalarlar kapını


Allah, evlatsız-devletsiz komasın


Ana geze kız geze. Bu çeyizi kim düze


Çok verme arsız edersin, az verme hırsız edersin.   


 


                   Türk aile eğitiminde oğlan babaya, kız anneye nispet edilerek terbiyelerinden sorumlu tutulurlar .Aşırı hareket eden çocuklar için ''aile terbiyesi almamış'' denmesi eğitimde birinci derecede aileyi sorumluluk altına alır.'' Anadan saygılı , babadan görgülü ''tekerlemesi yine çocuğun eğitiminde ailenin önemini vurgular .Ataç ve anaç kelimeleri yeni yetişen gençler için kullanılır .İyi yetiştirilen çocuklar için kullanılan bu kelimeler aileye sosyal bir saygınlık kazandırır.'' Ata oğlu ataç olur .'' Sözü oğlanlar için, ''kenarına bak bezini al, anasına bak kızını al.' sözü ise kızlar için kullanılır.


              ''Ele güne ayıp olur.'' annelerin çocuklarına en sık tekrar ettikleri bir öğüttür .El,il devlet; gün, millet anlamındadır .Bu sözü söyleyen anne ;’’ oğlum, kızım yanlış hareket yapma , devlete-millete ayıp olur .'' demektedir .


 


              Şımartılan çocukların aileleri toplum tarafından kınanır. Ölçülü ve tutarlı hareket etme her zaman tavsiye edilir .


 


               Edip Ahmet (12.y.y) Atabet'ül  Hakayık isimli eserinde ;


               ‘’Mutluluk yolu bilgi ile bulunur .


               Nice kirli şeyler yıkanmakla temizlenir.


              Cahillik, yıkanmakla temizlenmeyen bir kirdir .


              Her işte bilgisizliğin nasibi pişmanlıktır .


              Dinle bilgili ne diyor:


              Edeplerin başı dili gözetmektir,


              Dilini koru dişin kırılmasın”  diyerek mutluluğa ulaşmanın ancak bilgili olmak sayesinde gerçekleşeceğini ifade eder .


     Türk Milli Eğitimine büyük hizmetler vermiş olan değerli hocamız S. Ahmet Arvasi’nin şu sözlerini eğitime yön veren yetkili ve sorumlular  akıllarından çıkarmamalıdır: “Türk milli eğitimcisi eğitim etkinliklerini sürdürürken en büyük desteği milli kültür kurumlarında ve değerlerinde aramalıdır. Esasen günümüzde milletlerin savaşı, bir bakıma kültürlerin savaşı niteliğinde olduğu için her millet kendini demetleyen ve dağılmaktan koruyan bağlara sarılmak ve onları korumak zorundadır. Türk öğretmeni, Türk’ün dilini, töresini, inançlarını, bütün kültür unsurlarını örselemeden geliştirmeye ve onları birer evrensel değer durumuna getirmeye kendini mecbur hissetmelidir. Türk milli eğitimin düzenlerken herhangi bir milletin gözü kapalı taklitçisi olmamak gerekir. Kendi tarihi tecrübesinden yararlanmayan bir millet diğer milletlerin taklitçisi olmak zorundadır. Bu yüzden, milli eğitimin amaçlarını tayinde, müfredatların hazırlanmasında, eğitimin teşkilatlanmasında tarihimiz, coğrafyamız, milli kültürümüz, maddi ve manevi zenginliklerimiz temele alınmalıdır. Milli eğitim bu demektir.”

  • Diğer Yazıları

 

 Yazarlar