23 Eylül 2017 Cumartesi, 14:11

 9--Ahmet URFALI (DOLUNAY)

ZAFER YOLU

290

             Eskişehir, coğrafi konumu ve binlerce yıllık kültürel mirası, demografik yapısı, çok sesli kültürel özelliği ile dünya kentleri arasında ayrıcalıklı  bir konumdadır. Eskişehir, genç ve dinamik nüfusu , yaratıcı  enerjisinden dolayı, Türkiye’nin en dinamik kentlerinden biri, belki de birincisidir. Bir Cumhuriyet kenti olan Eskişehir , gelişen kültür bilinci ile ülkemizin en parlak yıldızıdır. Eskişehir, yalnız Eskişehirliler için değil, bütün Türk dünyası için bir kültür ve sanat merkezi niteliğindedir. Yeni yüzyıl, kentlerin yüzyılı olacaktır. Kırsal nüfus git gide azalacaktır. Kentler; kimliklerini canlandırarak, kültürlerini ileriye taşıyarak ve birikimlerini paylaşarak, küresel kültürü oluşturacaktır. Eskişehir’in bu güzelliklere kavuşmasının nedeni , mistik bir yaklaşımla  İstiklal Savaşında verdiği mücadelenin bir armağanı olsa yeridir.          


             Atatürk, İstiklal Savaşı boyunca  büyük fedakarlıklar göstererek milli orduya sağladığı destekten dolayı Eskişehir ‘den övgü ile bahseder: ‘’ Eskişehir’i ve Eskişehir halkını çoktan tanırım; çok iyi tanırım; çok iyi tanırım. Mücadeleye başladığımız ilk zamanlarda bir taraftan Yunanlılar İzmir’e çıkmışlardı, diğer taraftan İstanbul’da Halife ve Padişah adı altında bulunan zat, birçok heyetler tertip ederek her tarafa saldırdığı gibi buraya da Hamdi Paşa’yı göndermişti. Onun dayanağı olarak bir yabancı kuvvet de burada bulunuyordu. Eskişehir’in içinde ve yakınında düşman kuvvetleri vardı, bizim kuvvetimiz de hiç yok idi. Öyle iken halk, vatanseverlikten, kahramanlıktan geri kalmadı. Eskişehirliler, bize çok yardım etmişlerdir. Bunu ordu, millet adına burada tekrar etmeyi bir görev bilirim. Ondan sonra, askerî harekâtın gereği olarak ordumuz, Eskişehir’e ve Eskişehir halkına özveri yüklemek zorunluğunda kaldı. Bu özveri büyük kayıpları gerektiriyordu. Ordunun varlığını kurtarmak için bu gerekli idi. Eskişehirliler bu felâkete katlanmasını bildiler. Düşman şehre girdi, burasını bir zulüm ve ateş yuvası haline koydu. İşte yıkıntının izlerini hâlâ görüyoruz. Şehir halkı bütün bunlara göğüs gerdi. Tebrik ederim! 1923 (Gazi ve İnkılâp, Mahmut Soydan, Milliyet gazetesi, 5.12.1929) ‘’


                     Eskişehir’de Milli Mücadele  ateşi yakanlardan birisi de  Karakeçili Alayı’nın kurucusu Bayatlı Arif Bey’dir. İzmir Merkez Kumandanı Arif Bey, şehrin işgali üzerine  Bursa’ya geldi. Arif Bey ,Afyon ve Eskişehir’de asker  toplamaya başladı. İstanbul Hükümeti, Arif Bey’in yok edilmesi için harekete geçti. Arif Bey komutasında oluşturulan bu askeri güce ‘Karakeçili Milli Alayı’’ denmektedir. Karakeçili Alayı Ağustos 1919 başlarında Emirdağ’da kuruldu. Karakeçili Alayı, Alaşehir Kongresi’ne  (16-25 Ağustos 1919) katılarak milli direnişin öncüsü olduğunu vurgulamıştır.  1. ve 2. Bozkır ayaklanmalarının bastırılmasında büyük rol oynayan Karakeçili Milli Alayı , daha sonra Bolu Düzce isyanlarının bitirilmesinde de büyük yararlıklar gösterdi.


   Arif Bey, Afyon ve  Eskişehir’deki milli hareketi örgütlediği için İstanbul Hükümeti tarafından sürekli izlenerek haklarında gereğinin yapılması isteniyordu. Arif Bey, Binbaşı Abdullah, Yüzbaşı Nurettin ve bir teğmen ile birlikte silah temin etmek için Seyitgazi Askerlik Şubesi’ni bastılar. Bunun üzerine Eskişehir Mutasarrıflığı, İstanbul  Hükümetinin aşağıdaki emri ile Arif Beyi tutuklatmaya çalıştı:‘ ’Eskişehir Ahz-ı Asker Kaleminden mevrut 23 Haziran 335 (1919) tarihle 506 numaralı şifreli telgraf özeti:  ‘’Kor. Ahz-ı Asker Kıdemi Riyasetine “Refakatlerinde 8. piyade neferiyle tek atlı iki yaylı araba bulunduğu halde Seyyit Gaziye muvasalat eden piyade kaymakamlarından Arif Bey, Binbaşı Abdullah, istihkam Yüzbaşısı Nurettin ve meçhul bir topçu teğmeni dolaştıkları mıntıkalardan asker topladıkları İzmir’i kurtarmaya gidecekleri ve Yunanlılardan intikam almak fikri ile mah-ı  hali 21. Cumartesi günü ezani saatle Seyyit Gazi’ye geldikleri Hükümeti mahalliye tarafından Eskişehir Mutasarrıflığından alınan istihzanda derdestleri emir alındığında mahalli jandarma komutanlığı üç defa teslim olmaları teklifine adem-i inkıyatta bulundukları tarafeynden olunan müsademede bir nefer meyyitten, (ölü olarak) Binbaşı Abdullah Efendi ve bir neferde hayyen (sağ olarak) elde edilerek.’’


    Dr.Zafer Koylu, yayımladığı yeni belgelerle Arif Beyin teşkilatçılığını ortaya koymuştur.Bu arada Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa, bir beyanname ile  milli direniş örgütlerinin kurulmasını istedi: ’’Bir milletin asırlarca uğruna kan döktüğü mukaddesatına  tevcih elden tecavüze karşı ihzar edilmekte olan müdafaa-i  meşruasına  bu dünyada hiçbir mani olamayacağını her ferde bir defa daha ihtar eylerim. Herhangi bir memur veya şahıs bilvasıta veya bilavasıta teşkilattı işgal, men veya ifsat ile heyecanı mucip olursa mıntıka kumandanlarınca derhal kanunun emrettiği en ağır ceza tatbik edilecektir. İcabında mevki memuriyetimden  bittecerrüt  ve bir ferd-i millet olarak mübarek vatan ve mukaddes milletin uğrunda çalışmaya devam edeceğimi alenen taahhüt ediyorum.’’


  Ali Fuat Paşa’nın bu beyannamesi  ve Arif Bey’in faaliyetleri İngiliz Yüksek Komiserliğini tedbirler almaya sevk etti. Komiserlik, Yüzbaşı Misterhol ile Dahiliye Nezareti müfettişlerinden Talat Bey’i konuyu soruşturmak üzere görevlendirdi. Görevliler, 2 Temmuz-11 Ağustos 1919 ‘da asayişle ilgili araştırma yaparak Arif Bey olayının önemsiz olduğunu, konu ile ilgisi olanların tutuklandığını rapor ettiler. Ancak İstanbul Hükümeti, Eskişehir’de ‘’Arif Bey çetesine yardım ve yataklık etmek ‘’iddiası ile ilgili olarak tutuklamalar yaptırdı. İstanbul Hükümeti Arif Bey’in peşini bırakmadı.2. Ordu Müfettiş Vekili Mirliva Selahattin, Arif Bey ve arkadaşlarının Seyitgazi ve çevresinde olmadığını yazdı.28 Temmuz 1919’da olayı ayrıntılı olarak İstanbul’a bildirdi: ’’İzmir Araştırma Heyeti üyelerinden olup işgal üzerine Bandırma’ya gelen ve bilahare Eskişehir ve Afyonkarahisar yoluyla 17.Kolorduya katılma emrini alan Kaymakam Arif Bey ve arkadaşlarının Seyitgazi civarından geçerken işgal facialarını anlatması, Eskişehir Mutasarrıfı tarafından hükümet aleyhinde bir ittihat taraftarlığı kabul edilmiş ve üniformasını giymiş olan Arif Bey ve arkadaşlarına bir şaki gibi muamele edilerek sağ veya ölü ele geçirilmesi emri verilmişti. Bu emri alan Seyitgazi Jandarma Takım Kumandanı Rodoslu Mülazim Aydın Efendi  halkı da beraber alarak, Seyitgazi’den Aziziye ve  Karahisar  yakınlarına kadar takip ve üzerlerine ateş etmiştir. Hükümetin bu şekilde takip etmesinin bir yanlış anlamadan ileri geldiğini takdir eden Arif  Bey, kendini müdafaa için bile silah kullanmaktan kaçınmış ve durumun devam etmesi sebebiyle kısrak ve eşyasını da terk etmiştir. Bu şiddetli takip esnasında Arif Bey ‘in arabası delindiği gibi maiyyetindeki neferlerden Tireli İsa’da şehit olmuştur. Meclis-i  Vükela kararıyla asayiş ve sorumluluğu müfettişliğe ait olan ve yabancı kontrolü altında bulunan mühim bir mıntıkada ve en nazik bir zamanda bu gibi asayişsizliğe sebep olacak olayların hükümetçe ihdas edilmesinin sebepleri ve adı geçenden alınan kısrakla eşya ve mütekait Binbaşı Abdullah Efendinin  100 lira parasının nereye teslim edildiği ve takip edenler  asker olup asayiş hususunda mevki kumandanıyla Mutasarrıf Beyin teşrik-i mesai etmesi emredilmiş iken bu takibata askerin ortak edilmesi sebebi Eskişehir Mutasarrıflığından sorulmuştur. Eskişehir Mutasarrıflığının bu tarz hareketi orduya yönelmiş haksız bir taarruz ve tecavüzden ibaret olduğu maruzdur.’’


  Milli direniş, Eskişehir ve Afyon yöresinde Arif Beyin yaktığı alevle büyüdü.Bu yörelerde teşkilatlanmasını tamamlayan milli kuvvetler düşmanı Misak-ı Milli sınırlarından atmak üzere faaliyete geçti. Direniş,adım adım büyüdü, milli ordu toparlandı.


       Sevgi ve barışın çiçekli dallarını   aşkın sonsuzluğuyla sergileyen  Eskişehir, zamanlar üstü duruşuyla bütün evrene insanlık hayrı için muştular dağıtıyor, şu kurtuluş günlerinde Orta Anadolu’dan her yöne ve her tarafa gönül diliyle selamlar gönderiyor.


 

  • Diğer Yazıları

 

 Yazarlar