19 Ağustos 2017 Cumartesi, 18:00

 7--İbrahim ŞAVK (CUMADAN CUMAYA)

Hacıların İkinci Durağı MEDİNE

204

İlk islam devletinin kurulduğu ve içinde yeryüzünde ibadet kasdiyle yolculuk yapılabilecek üç mescidden biri olan Mescid-i Nebi’nin bulunduğu Arabistan’ın Hicaz bölgesinde yer alan kutsal bir şehirdir.
Şehrin eski adı “Yesrib” olup, Hicretten sonra Resulullah Efendimiz bu adı değiştirerek buraya “Medine” demiştir. Medine, Mekke’den 450km. kuzeyde, Kızıldeniz’den de 200km içeridedir. Deniz seviyesinden yüksekliği 639m.dir. Toprak yapısının suyun yer altında depolanmasına elverişli olması, Medine halkının tarımla uğraşmasına imkan sağlamıştır. Üretilen mahsullerin başında hurma gelmektedir. Ayrıca portakal, limon, üzüm, muz, incir ve kayısı gelmektedir.
Medine’de Evs ve Hazrec isimli iki kabile bulunmaktaydı. Dinleri için Mekke’den Medine’ye hicret edenlere çok yardım ettikleri için Medine halkına “Ensar” (yardım ediciler) ismi verilmiştir. Medine halkı Mekke’den gelen müslüman kardeşlerine kucak açarak evlerinin yarısını, hurma bahçelerinin de bir kısmını vererek dünyada eşi görülmeyen bir mal bölüşümünde bulundular. Sevgili Peygamberimizin (a.s.) Medine’de tesis ettiği Ensar-Muhacir kardeşliği (Muahat) o noktaya varmıştı ki, aralarında kan bağı olmayan, ancak karşılıklı olarak kardeş kabul edilen müslümanlar, Medine döneminin başlangıç kısmında birbirlerine mirasçı kabul edilmişlerdi.
İslam, Medine’de güçlendi devlet oldu. Bu devletin başı Hz. Muhammed (a.s.) oldu. İslam, burada yapılan savaşlarla büyük bir kuvvet kazanarak bütün dünyaya buradan yayıldı. Resulullah Efendimiz elli üç yaşlarında Medine’ye hicret etmişlerdi. Burada da on sene peygamberlik görevini sürdürerek altmış üç yaşında burada ebediyet alemine intikal ettiler. Kabri şerifleri (Ravda-i Mutahharası) Mescid-i Nebinin içinde bulunmaktadır. “Kabrim ile minberin arası cennet bahçelerinden bir bahçedir.” (Buhari) buyurduğu için mescidindeki bu yerde namaz kılmak için cemaat arasında büyük bir izdiham yaşanmaktadır.
Hacca giden din kardeşlerimiz seyahatlerinin en az sekiz günü burada geçirirler ve kırk vakit namazlarını, burada kılarlar. Efendimiz (a.s.) bir hadisinde: “Mescidimde kırk vakit namaz kılanlara şefaat etmek hakkımdır.” buyurdular. (Buhari) Hacılar, burada ravzayı ziyaret ederek, namak kılaraka, salavat-ı şerife ve Kur’an okuyarak vakit geçirirler.
Hz. Peygamberimiz (a.s.) bir başka hadis-i şerifinde:
“Beni vefatımda ziyaret eden, hayatımda ziyaret etmiş gibidir.” buyuruyor. (Müslim)
Hac görevini ifa için gidilen Mekke’ye ya hacdan önce veya haccı ifadan sonra mutlaka Medine-i Münevvere’ye varıp Resulullah Efendimizi ziyaret ederek onun şefaatini talep etmek ümmetlik görevimizdir.
Hz. Peygamberimizin şefaatı olmadan cennete gitmek çok zordur. İnsan, ne kadar günahkar olursa olsun Allah’a tevbe ve istiğfar edip Hz. Peygamberin de şefaatini istemelidir. O, bir hadis-i şerifinde şöyle buyurur:
“Şefaatim, ümmetimin büyük günah işleyenleri için de olacaktır.” (Sünen-i Tirmizi Hadis No: 2435-2436)
Resulü Ekrem’in şefaatini elde etmenin birinci şartı ona tabi olup onun getirdiği İslam yolunda olmak gerekir. Yüce Rabbimiz bir ayet-i kerimesinde şöyle buyuruyor:
“Habibim de ki: Eğer Allah’ı seviyoruz derseniz bana tabi olunuz ki, Allah da sizi sever, günahlarınızı  bağışlar.” (Ali İmran A: 31, Sh: 53)
Eshab-ı Kiram’dan Ebu Hureyre bir kere şöyle demişti:
“Ya Resulullah kıyamet günü senin şefaatine en ziyade kim layık olacak diye sordum. Buyurdular ki: Ya Eba Hureyre senin hadis rivayetindeki hırsın sebebiyle böyle bir soruyu senden başkasının sormayacağını zaten tahmin ediyordum.
“Kıyamet gününde ümmetimden şefaatime en ziyade mazhar olacak kimse: Kalbinden (yahut içinden) halis olarak “La ilahe illallah Muhammedün Resulullah” diyendir. (Buhari tecrid-i sarih cilt, Sh: 82, 1928 İst. baskısı)
İman dairesine girişin birinci cümlesi olan Kelime-i tevhid: Allah’dan başka ilah olmadığına, Hz. Muhammed’in de (a.s.) Allah Resulü olduğuna inandığını söylemek olduğundan bu mübarek cümleyi özellikle kalbiyle söylemek (veya içinden söylemek) samimi mü’min oluşun alametidir. Onun için ilk planda Efendimizin şefaatine mazhar olacaktır.
Efendimizin şefaati: Hesap günü huzur-u ilahide bizim affımızı Cenab-ı Hak’tan istemesidir. Resulü Ekrem Efendimiz bir hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor: “Her Peygamberin bir duası vardır. Benim son duam da, mahşer günü ümmetimin affı için kullanacağım duamdır.” (Müslim)

Sevgili okurlarım! Efendimizin şefaatini istiyorsak onun yolunda olalım. Ona bol bol salavat-ı şerife okuyarak şefaatini isteyelim.
Hoşçakalın...

  • Diğer Yazıları

 

 Yazarlar