12 Aralık 2017 Salı, 22:52

 7--İbrahim ŞAVK (CUMADAN CUMAYA)

Mevlid ve yazılış sebebi

236

Süleyman Çelebi (Doğ.M.1351) tarafından yazılan ve asıl adı (Vesile-tün necat) (kurtuluş yolu vesilesi) olan Mevlid, Türk edebiyatının dini konuda en beğenilen ve en çok okunan bir eseridir. Hz.Peygamberimize karşı duyulan derin sevgi ve saygının çok samimi, çok temiz, çok güzel bir ifadesi olan bu müstesna eser, asırlar boyunca her mü’min Türkün gönlünde engin heyecan meydana getirmiş daima zevkle okunmuş ve dinlenmiştir.
Eser her türlü mübalağadan ve sunilikten uzak sade ve saf ve samimi bir duygu ve dille yazılmış olduğundan dinleyenlere çok tesir etmektedir.
Süleyman Çelebi, ana tarafından İznik Medresesi müderrislerinden şair ve Divan sahibi Şeyh Mahmud’un torunudur. Bazı kaynaklara göre Mahmud Paşa’nın oğlu Vezir Ahmed Paşa, Süleyman Çelebi’nin babasıdır. Süleyman Çelebi’nin doğum tarihi M.1346-1351 yılları arasında zikredilir.
Mevlidi yazan Süleyman Çelebi, Yıldırım Bayezid Han’ın divan imamlığında bulunmuştur. Latifi (tezkire sahibi) S.Çelebi’nin Şeyh Emir sultan’a intisap ettiğini (bağlı olduğunu) bildirmektedir. Aşık Çelebi de S.Çelebi’nin Yıldırım Bayezid zamanında (H.802-M:1400) Ulu Camiine imam tayin edildiğini kaydediyor.
“Çelebi” lakabı o devirde şehzadelere mevlevi tarikatı büyüklerine bilgin kamil ve fazıl kimselere veriliyordu. Bursalı M.Tahir Efendi, S.Çelebi’nin ölümünün “rahat-ı ervah” tamlamasının “ebced” hesabıyla karşılığı olan H:802, M:1422 tarihini göstermektedir, diyor. Süleyman Çelebi’nin mezarı Bursa’da Çekirge yolu üzerindedir. Ona binlerce Fatihalarla ruhu şad olsun.
Mevlid: Süleyman Çelebi’nin Vesiletün-necat adını verdiği camilerimizde, evlerimizde mutlu ve kederli günlerimizde (ölenlerin ardından) okunan manzum eserdir. Bu eser Allah’ı anmakla başlayan münacat bahriyle başlar. Hz.Peygamberimizin (a.s) doğumunu anlatan ‘veladet’ bahriyle devam eder. “Merhaba” ve “Mirac” bahirleriyle son bulur. (günümüzde okunan şekli)
Mevlid ölenlerin ardından okutulması gerekliymiş, şartmış gibi algılanır. Ölenin yedinci, kırkıncı günü ve sene-i devriyesinde okutulmas halk arasında dini bir görev gibi kabul ediliyor bu yanlıştır. Çünkü Mevlid ölüler için değil, diriler içindir. Peygamberi anmak onun sevgisini diri tutmak, onun yüceliğini yad etmek için okunur.
Mevlidin yazılış sebebi: Süleyman Çelebi, mevlid kasidesini Hz.Peygamberimizin (a.s) diğer peygamberlerden üstün daha faziletli olduğunu ispat etmek için yazmıştır. Müellifin buna lüzum görmesine imam olduğu Bursa Ulu Camiinde bir vaizin kürsüdeki bir vaazında,
“Hz.Muhammed”in diğer peygamberlerden farkı yoktur” gibi cahilce sözleri sebep olmuştur.
“Latifi” tezkiresinde anlatılan hadise şudur; Bursa Ulu Camiinde İranlı bozuk fikirli ve Ehl-i sünnet itikadına ters düşen bir itikad’a sahip bir Molla vaaz ederken, “Biz onun (Allahın) peygamberlerinden hiçbirini öbürlerinden ayırmayız” mealindeki Bakara Suresindeki 285.ayetini tefsir ederken peygamberler arasında hiçbir fark olmadığını kendisinin bu Ayet gereğince Hz.Muhammed’i İsa peygamberden üstün görmediğini söyler.
Cemaat arasında bulunan peygamber aşığı olan biri itiraz eder ve der ki, Hey! cahil, ahmak senin tefsir ilminden haberin yok. Peygamberler arasında fark yoktur demekten murad Rasüllük ve Nebilik bakımındandır.Yoksa mertebe ve fazilet bakımından değil eğer her bakımdan olsaydı, “O peygamberlerin kimini kiminden faziletli üstün kıldık” mealindeki Bakara Suresinin 253.ayetinin manası nasıl uygun düşerdi.
Bursa’da, Anadolu’da tutunamayan Molla Kabız bozuk fikirlerini yaymak için Halep ve Mısır’a gitmiştir. S.Çelebi, Mevlid’i bu hadise sebebiyle yazmıştır.
S.Çelebi şu beytlerle de Efendimizin üstünlüğünü dile getirmiştir:
Ölmeyip İsa göğe bulduğu yol
Ümmetinden olmak için idi ol
Dahi hem Musa elindeki Âsa
Oldu anın izzetine oldu ejderha
Çok temenniler kıldılar Hakk’dan bunlar
Kim Muhammed ümmetinden olalar
Gerçi bunlar dahi mürsel durur,
Lâkin Ahmed efdal ü ekmel durur
Zîra efdallığa ol elyak durur
Anı öyle bilmeyen ahmak durur
Ulu Camiinde imam olan Süleyman Çelebi H.812, M.1409-1410 yıllarında yazdığı Mevlide isim olarak da Vesile-tün necat adını verdiğini şu beytiyle söylüyor. (İşbu kan-ı şehd ki şiründür adı -Bil vesile-ün-necat oldu adı)
(Mevlid, Prof.Dr.Faruk Timurtaş Milli Kültür Kaynak eserleri 1972 İst.)
600 seneden beri şevkle okunan onunla peygamber aşkını tazelediğimiz Mevlid manzumesiyle müellifi S.Çelebi’ye binlerce Fatilar ruhu şad makamı Cennet olsun. Mevla rahmet eyleye.

  • Diğer Yazıları

 

 Yazarlar