25 Haziran 2017 Pazar, 21:54

 9.Prof.Dr.Gazi ÖZDEMİR - bilgi@novak.org.tr

KUR’AN’DA İSRAİLOĞULLARI

295

Allah’ın tek dini olarak tanımlanan İslâm dini, ilk Adem toplumunda tek din olarak bulunurken, bir süre sonra nüfus artınca dejenere edilmiş ve insanların din temelli düşman gruplara parçalanmaları nedeniyle, doğruyu hatırlatıcı Peygamberler süreci başlatılmıştır (Bakara-213 ve Yunus-19. İlk yaratıldıklarında, inançları bakımından insanlar tek bir topluluktu /ümmetti. Tek Allah’a, tek insan nesline ve tek din olan İslam'a iman ederlerdi. Sonra özellikle inanç konularında farklı yorumları nedeniyle ayrıştılar. Bunun üzerine Allah peygamberleri, bu konularda doğru yol olan Allah ile yapılan anlaşmaya sadık kalma ve değişmez ana hükümlere uygun olumlu /salih ameller gerçekleştirme yolunu göstermek ve uyarsınlar diye kitaplı veya kitapsız elçiler olarak gönderdi). Gönderilmeye başlanan bütün peygamberlerin birbirlerine bağlı aynı Ruh grubu olduklarına Al-i İmran-33 ve 34 ncü ayetlerde değinilmiştir (Al-i İmran-33. Şu gerçek de bilinsin ki, Senin dışında Allah Adem’i, Nuh'u, İbrahim'in ailesini ve İmran ailesini de seçerek tüm alemlere birer önder, yetkili ve örnek elçiler kıldı. 34. Birbirlerine bağlı zürriyetler olarak. Şüpheniz olmasın ki Allah, her şeyi işiten ve bilendir"). Bu nedenle de peygamberler arasında bir ayırım yapılmaması gerektiğine, ancak görev farklılıklarının söz konusu olduğuna vurgu yapılmıştır (Al-i İmran-84 ve Bakara-136. Ey Peygamber! "Allah'a, bize indirilene /Kur'an'a, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve torunlarına indirilenlere, Musa'ya, İsa'ya ve Rableri tarafından kitap verilen nebilere iman ettik. Onların hiçbiri arasında ayırım yapmayız ve biz Allah'a teslim olanlarız /Müslümanlarız" diyerek insanların tek Allah, tek insanlık ve tek din hedefini vurgula. Bakara-253. Ey insanlar! Gerçek şu ki, Biz elçilerimizi birbirinden farklı yeteneklerde yarattık. Örneğin, kimileriyle Allah konuştu, kimilerinin de mevkilerine ilişkin derecelerini farklı kıldı)


Hz. İbrahim’den itibaren görevlendirilen bütün Peygamberler, oğlu İshak’ın zürriyetinden ve onun toplumundan olmuştur. Bu toplum, daha sonra, İsrail lakaplı Hz. Yakup’tan devam ederek İsrailoğulları olarak tanımlanmaya başlamışlardır. Casiye-16 ve Bakara-47 nci ayetlerde, bu topluma Allah’ın tek dini olup Maide-3 ncü ayette belirtildiği gibi artık muhkem /değişmez amaç kurallarının tamamlanıp isminin İslâm olduğunun açıklandığı dinin temsilciliği ve örnek toplum olma görevinin verilmiş ve bu konuda onlarla anlaşma yapılmış olduğunu görmekteyiz (Casiye-16. Gerçek şu ki Biz, İsrailoğullarına Kitabı /Tevrat’ı, hikmetliliği /ilahi gerçeklerle ilgili doğru ve yanlışları ayırt etme kabiliyetini ve peygamberliği vermiştik. Onları tertemiz /haksız kazançlı olmayan nimetlerle rızklandırmış ve tüm insan gruplarına /âlemlerine üstün de kılmıştık. Bakara-47. Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetlerimi ve Allah ile yaptığınız anlaşmaya sadakatiniz ve bildirdiğim kesin hükümlere uygun olumlu amelleriniz nedeniyle bir zamanlar sizin gibi olmayan diğer insan gruplarından daha fazla önem vermiş olduğumu hep hatırlayın ve unutmayın. Yunus-93. Yemin olsun! Biz, İsrailoğulları'nı çok güzel bir yere yerleştirdik ve tertemiz nimetlerden rızklar verdik. Fakat kendile­rine ilahi bilgi /Tevrat geldikten sonra ayrılığa /ihtilafa düştüler. Kuşkusuz Rabbin kıyamet günü, aralarında ayrılığa düştükleri ilahi konularda onlara gerçeği gösterecektir). 


Fakat bu önemli göreve İsrailoğulları defalarca sadık kalmamış ve Maide-32 ile Casiye-17 nci ayetlerde vurgulanmış olduğu gibi, gerek farklı gruplar oluşturmaları ve gerekse bozgunculuklara sapmaları ile uymamışlardır (Maide-32. İşte bunun gibi, İsrailoğullarına da Tevrat'ta şöyle dedik: Kim ssuz bir kişiyi kasten öldürmemiş veya yeryüzünde bozgunculuk yap­maş /terör estirmemiş bir kişiyi öldürürse, tüm insanlaöldürş gibidir. Buna karşılık her kim de bir cakurtarırsa /yaşamasına neden olursa, bün insanlakurtarmış gibi olur. İşte elçilerimiz İsrailullarına apaçık bu kanıtlarla gelmiş olmalarına rağ­men onlan çoğu, yine de yeryüzünde azgınlıklarına devam edip duruyorlar. Casiye-17. Biz İsrailoğullarına birer emir olan kurallarımızı apaçık ve anlaşılır bir şekilde verdik. Ancak bunları farklı yorumladılar, kendi aralarındaki çekişmeleri alet ederek ihtilaflara düştüler ve gruplara ayrıştılar. Şüpheniz olmasın ki Rabbin, farklı gruplar oluşturdukları konulara ilişkin gerçekleri, kıyamet günü onlara gösterecek ve değerlendirme yapıp hesabını soracaktır).


       Ayrıca menfaatlerini daima ön planda tuttuklarına ve bu amaçla küfre sapmış Araplarla bile yakın dost olmayı kabul ettiklerine ve bu davranışlarının yanlış olduğuna Maide-80 nci ayette değinilmiştir (Maide-80. Ey Peygamber! Dikkat edersen, İsrailoğullarından çoğunun, kitap ehli olmayıp küfre sapmış olan Araplarla da dost olduklarını görürsün. Kendi kendileri hakkındaki kibir ve farklı ırk düşüncelerinin onları yönlendirmiş olduğu yol ne kötü bir yoldur bir bilseler! İşte bu nedenle Allah’ın verdiği azapta uzun süreler kalacaklardır). Ayette, İsrailoğulları’nın kendilerine verilmiş olan bu görevlendirmeyi, kendilerini diğer bütün ırklardan ayrıcalıklı görme ve kibirlenme şeklinde istismar etmiş olduklarını da görmekteyiz.


Bu hatalarına birden fazla Peygamberi öldürmelerini de ekledikleri için, bu suçu işlemiş olan o zamanın toplumu lanetlenmiştir (Bakara-87. Yemin olsun ki Biz, Musa'ya kitabı verdik ve daha sonra kitapsız olmak üzere peşpeşe başka elçiler de gönderdik. Kitaplı olarak Meryem oğlu İsa'yı da, bildirdiklerimizi açıkça tebliğ etmek üzere gönderdik ve onu kutlu bir ruh özellikleri /İncil ile güçlü kılarak yarattık. Fakat ne yazık ki, hoşunuza gitmeyecek ve mefaatinize ters gelecek tebliğlerimizle ne zaman bir elçimiz gelse hemen karşı çıktınız ve bazısını öldürdünüz (Zekeriya-Yahya gibi), 88. Ve “Sizin anlattıklarınızı biz zaten biliyoruz, bu nedenle de anlatacaklarınıza kalbimiz /zihnimiz kapalıdır” diyerek onları red edip durdunuz.  Bu inkârlarından /küfre sapmış olmalarından dolayı Allah, İsrailoğullarının ileri gelenlerinin çoğunu la­netlemişti! Ancak pek azı iman etmişti).


       İncil’de “Ahmet” anlamında “Piriklitos” olarak Hz. İsa’dan sonra gelecek olan Peygamber açıklanmış olduğu halde, İsrailoğulları yine İshak’ın zürriyetinden olmak üzere kendilerinden bir Peygamber bekliyorlardı (Bakara-90. Bu insanlar, Allah'ın, kullarından uygun gördüğünü /Muhammed'i peygamber olarak atayınca, kendi ırklarından olmadığı ve onu kıskandıkları için Kur'an'ı inkâr ettiler ve O'na karşı tavır aldılar. Bu yüzden fela­ket üstüne felakete uğradılar ve böyleleri için ayrıca Ahrette perişan edici bir azap da söz konusudur). Bu nedenle de Hz. İbrahim’in diğer oğlu İsmail’in soyundan olan Hz. Muhammed’e ve özellikle Kur’an’ın bildirdiği gerçeklere ilk ve en şiddetli şekilde karşı çıkanlar Arabistan’da yoğun olan İsrailoğulları olmuş ve Bakara-41 nci ayette bu yanlışları nedeniyle açıkça uyarılmışlardır (Bakara-41. Ayrıca elinizde bulunan kitapta /Tevrat'ta bildirdiğim kesin hüküm olan mesajları doğrulayıcı olarak gönderdiğim Kur'an'a inanın ve O’na karşı çıkanların öncüleri olmayın. Ayetleri­mi dünyevi menfaatleriniz için inkâr edip küfre sapmayın ve bu konuda da sadece Benden çekinin).


       Karşı çıkmalarının diğer en önemli nedeni de Bakara-143 ve Hac-78 nci ayetlerle, İslâm dininin örnek olma görevinin artık Hz. Muhammed’e ve Kur’an’a iman edenlere verilmesinin bildirilmiş olamsıdır (Hac-78. Ey iman edenler! Ayrıca tek Allah’a iman etme ve muhkem /değişmez amaç hüküm olan buyruklarına uyma uğrunda, diğer insanlara da uyarıda bulunmak üzere gereken çaba ve mücadele etmeyi /cihad göstermeyi de mutlaka ihmal etmeyin. Çünkü Allah, sizi bunu yapmanız için seçmiş bulunmaktadır. Sizin bu görevin altından kalkacağınıza güveniyor ve dini olan İslam'a sahiplenmenizi bekliyor).


       İsrailoğulları bu gerçekleri bildiren Kur’an ile olan karşıtlıklarını, onun anlayarak okunmasını engelleme yöntemlerini benimsetme şeklinde devam ettirmektedirler. Bizlere düşen ise Allah’ın vermiş olduğu bu görevi en iyi şekilde gerçekleştirmemiz için Kur’an’daki muhkem /değişmez amaç hükümleri öğrenmek üzere anlayarak okumamız ve bunlara göre yaşamayı başarmamızdır.  


NOT-1: Ayrıntılı bilgiyi "SON DAVET KUR'AN" ve “OKU. Konularına göre Kur’an Ayetleri” kitaplarında bulabilirsiniz.


NOT-2: 5 TEMMUZ Çarşamba günü saat 17.30-19.00 da Özdilek Sanat Merkezinde (Kanatlı AVM arkasında eski MİT merkezinde) Halka açık "DİN-BEYİN ve KUR'AN SOHBETİ'ne inşallah devam edeceğim.


 


 

  • Diğer Yazıları

 

 Yazarlar