19 Ağustos 2017 Cumartesi, 17:54

 9.Prof.Dr.Gazi ÖZDEMİR - bilgi@novak.org.tr

KURBAN SADECE HAC’DA FARZ, DİĞERİ GELENEKSELDİR-1

439

Kurban kelimesi "k-r-b" kökünden türemiş bir kelimedir ve fiil olarak “manen yaklaşmak, yakın olmak”, isim olarak ise “kulu Allah’a yakınlaştıran araç, vasıta, vesile” edilen herhangi bir şey demektir.


          Rivayete göre, ilk doğan 2 kızdan güzeline kavuşmak amacıyla, Adem'in 2 erkek çocuğundan hayvancılıkla geçinen Hâbil bir koç adamış, çiftçilik yapan Kâbil ise bir deste ekin adamıştı. Hâbil ile Kâbil’in Allah’a adak hadisesi insanlık tarihindeki ilk “adak kurbanı” olmaktadır. Maide-27 nci ayete göre Allah’ın her adak veya kurbanın değil, kişinin takva durumuna göre ancak bazılarının kabul, bazılarının da ret edileceği vurgulanmaktadır (Maide-27. “Ya Muhammed! Onlara Adem'in iki oğlunun (Habil ve Kâbil'in) gerçek olan olayını anlat. Şöyle ki; “Ademin iki oğlu, Allah'a birer kurban adamışlardı da, birisininki (Habil’in) kabul edilmiş, diğerininki (Kâbil’in) kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, diğer kardeşine; ‘Seni öldüreceğim’ demişti. Kurbanı kabul edilen de, ‘Allah ancak takva içinde olanların kurbanını kabul eder).


          Eski çağlarda, ailenin ilk çocuğu Tanrı’ya ait kabul edilir ve O’na kurban edilmesine inanılırdı. İşte Hz. İbrahim zamanında, hem gelenek haldeki bu inancın kaldırılması, hem de Hz. İbrahim'in Tek Allah inancını sınamak amacıyla, ilahi sistem tarafından, rüyasında ilk oğlu olan İsmail'i kurban ettiği gösterilmiş ve bu rüyaya uyma girişimi nedeniyle takdir edilerek, bu defa sürüsündeki en sevdiği koçu kurban etmesi yine rüya ile istenmiştir (Saffat-102. Çocuk, buluğ çağına gelince İbrahim: "Oğlum! Rüyamda seni boğazlamaya kalkıştığımı gördüm. Sen bu duruma ne dersin, ne düşünürsün?" deyince çocuk; "Babacığım, Sen emrolunan şeyi yap. İnşallah beni dünya güçlüklerine karşı sabredenlerden bulacaksın" diye cevap verdi. Saffat-103. Böylece her ikisi de Allah'a tam teslim olmuş olduklarını da ifade etmiş oldular. Herkes kendi çadırına çekilince de, 104. Biz, "Ya İbrahim! Sen rüyanın gereğini yapacağını ve Allah'a olan güvenini de içtenlikle benimsemiş olduğunu ispatladın. Biz Senin içtenlikle iman etmen gibi, iman edip olumlu ameller gerçekleştirenleri /muhsin olanları mutlaka ödüllendiririz" diye seslendik. Saffat-106. Bu olay gerçekte İbrahim ve oğlu için ciddi bir sınavdı. 107. Ve Biz İbrahim'e oğlunu Mekke'de terk etmeyi /kurban eder gibi kaybetmeyi göze almasına karşılık bir ödül olarak ve kurban etmesi için sürüsüne bir koç verdik).


          Ayette geçen "Boğazlamak" ifadesi, "bir kimseyi öldürmek üzere kesmek" anlamında olduğu gibi, ayrıca "çok sevip bağlanmış olunan bir şeyden ayrılma fedakârlığını göstermek, beraberliğin mutluluğundan vazgeçmek, bağlılığını kurban etmek, canlı ise onu yapayalnız bırakmak ve bile bile çok sıkıntıya girmesine yol açmak, zora sokmak" anlamında da kullanılmaktadır. Bence de bu ayette geçen gerçek anlam, bu ikincisidir diye düşünüyorum.  


          Hz. İbrahim, oğlu İsmail’i kurban ettiğini gördüğü rüyayı, Allah tarafından “farz” bir emir olarak algılamış ve bunu yerine getirmeye teşebbüs etmiştir. Daha sonra, oğlunun yerine sevdiği bir koçu, yeni inşa ettikleri Kabe’de kurban etmeyi, bir bayram sevinci ile yerine getirmiş ve bu uygulaması ile de, ilk çocuğu kurban etme yerine, Allah rızası için hayvan kurban etme gelenekselleşmiştir. Daha sonra bu uygulama Mezopotamya, Anadolu, Mısır, Hint, Çin, İran ve İbrani dinlerinde, yılın belli aylarında dinî törenlerle kurban sunma, bayram yapma geleneği şeklinde devam ettirilmiştir. Böylece Âdem’in iki oğlu Hâbil ve Kâbil’le başlayan adak kurban etme, dinî bir ibad /kulluk etme şekli olarak, peygamberlik silsilesi içerisinde yüzyıllar boyunca ilerleye ilerleye Hz. İbrahim ve İsmail’e ulaşmış, onlarla Hac uygulamasının bir parçası şekline dönüşmüş ve yine aynı peygamberler silsilesi yoluyla, yüzyılları takip ede ede gelip Hz. Muhammed’e kadar devam etmiştir.


          Hac’da Kurban kesme konusuna Kur'an ile açıklık getirilmiş ve önce Hac-27 nci ayet ile, Hz. İbrahim'e, muhkem /değişmez bir ana hüküm olarak, bütün insanları Hac için çağırması istenmiştir (Hac-27. "Tüm insanları Hac ziyaretine çağır ki, gerek yaya olarak ve gerekse deve gibi çeşitli taşıyıcılarla uzaklardan da olsa gelip çağrına uysunlar”).


          Hac-28 nci ayette de, Hac için gelmiş olanların Kurban Kesme işlemini de, muhkem /değişmez bir ana hüküm olarak yerine getirmeleri gerektiği belirtilmiştir (Hac-28. "Gelsinler ve Hac'da iken hem kendileri için bir takım yararlara (duygusal, sosyal, kültürel ve ekonomik) muhatap olsunlar, hem de Allah'ın kendilerine rızk olarak verdiği hayvanlardan belirlenmiş günlerde, Allah'ın adını anarak ve Allah’ın rızası için kessinler ve onlardan kendileri de yesin ve sıkıntı içindeki muhtaçlara /yoksullara da yedirsinler").


          Görüldüğü gibi, Kurban kesmede Allah'ın rızası ve Mekke’de bulunan muhtaçlara bir yıl boyunca elde edemedikleri et yardımı amaçlanmakta ve bu yaklaşım, bireysel ihtiyaç giderme demek olan infak etme uygulaması olmaktadır. Şu Hadis, bu ayete uygun olmaktadır; (Hz.Aişe`ye: "Resulullah kurbanların etlerinden üç günden fazla yenilmesini yasakladı mı?" diye sordum. "Evet, fakat bunu insanların (kıtlık çekip) acıktığı yılda yaptı. Böylece zenginlerin fakirleri doyurmasını arzu etmişti." Abis İbnu Rebia-Kütubu Sitte-1507).


          Ayete göre Kurban, bir Hac uygulamasıdır. Hac dışında olan için ise "kurban kesme" değil, ancak "kurban etme, kişinin değer verdiği bir şeyi, başkasının ihtiyacını gidermek üzere feda etmesi" söz konusu olur. Bu amaçla da Kurban bayramı sırasında Hac dışındakiler yapsınlar diye, yöntemlerden biri olarak, her mahallede bulunan ve önceden belirlenecek muhtaç kişilerin zaruri ihtiyaçları tespit edilsin ve "Veren de, alan da bilinmeden" dağıtılsın görüşündeyim. Böylece Kurban bayramı, kavurma yapma ve ihtiyacı olandan çok, yakındakilere et dağıtım ayından çıkarılmalı ve başkasının "Acaba kesti mi, niye kesmedi, ne kesti acaba" sözlerinden kurtulma girişiminden kurtarılmalıdır. GERÇEK MUHTAÇLARIN, BELİRLENEN İHTİYAÇLARININ GİDERİLMESİ VE ONLAR İÇİN BAYRAM'a çevrilmelidir.


          Hatta, Günümüzde, Mekke’de yaşayanların artık bu muhtaçlık halleri kalmadığına göre, Hac'ca giden insanlarımız, Mekke'de kestirdikleri bu kurbanlarını özel TIR'larla kendi ülkelerindeki muhtaçlara da gönderebilmelidirler.


          Haftaya aynı konuya devam etmek üzere. İnşallah..


NOT-1: Ayrıntılı bilgiyi "SON DAVET KUR'AN"da ve "OKU! KONULARINA GÖRE KUR'AN AYETLERİ" kitaplarında bulabilirsiniz.


NOT-2: 16 Ağustos 2017 Çarşamba günü saat 17.30-19.00 da Özdilek Sanat Merkezinde (Kanatlı AVM arkasında eski MİT merkezinde) Halka açık "KUR'AN SOHBETİ" ne inşallah devam edeceğim.


 


 


 


 


 


 


 


 

  • Diğer Yazıları

 

 Yazarlar