23 Kasım 2017 Perşembe, 01:20

 9.Prof.Dr.Gazi ÖZDEMİR - bilgi@novak.org.tr

DİNDE FARKLI GRUPLAR-MEZHEPLER-3

230

 


 


Önceki 2 köşe yazımda Hz. Muhammed’den hemen sonra başlayan ve temeli Devlet başkanlığını ele geçirme mücadelesine dayanan gelişmelere değinmiş ve din temelli olmayan bu farklılaşma ve gruplaşmaların Cemel ve Sıffin savaşları ile iyice su yüzüne çıkmaya başladığını, Emevi ve Abbasiler tarafından Halife Ali taraftarlarının dışlanıp zulüme uğradıkları için Özbekistan, Azerbaycan, Türkistan, Kırgızistan ve Horasan’a göç edip Türklere sığındıklarını ve böylece Türklerin eski inançları ile Kur’an İslâm’ının harmanlaşmış şekli olan bir inancın oluştuğunu belirtmiştim. İşte bu inancın Ahmed Yesevi tarafından Tasavvuf ismi ile sistemleştirildiğini, bu görüşleri ile eğitilmiş öğrencilerinden Bektaş-ı Veli başta olmak üzere birden fazla öğrencinin Anadolu’ya gelip Anadolu Aleviliğinin yayılmasını sağlamış olduğunu ve böylece de Anadolu Aleviliğinin geliştiğini açıklamıştım. Kaldığım yerden devam edeyim.


 


Sünni demek, Emevi ve Abbasi’ler döneminden başlamak üzere ve Osmanlı döneminde de devam eden ve özellikle bürokrat ve şehirli elit toplumlarca benimsenen şeriat diye tanımlanan hem muhkem /değişmez ana kurallara, hem de bu ana kuralları gerçekleştirecek Müteşabih /zaman ve zemine göre değişken olması gereken araç /yöntem hukuksal kurallara da dokunulmaz kabul edip öncelik veren ve Kur’an yanında Hadis ismi altında tanımlanan ve bunu Kur’an’ın yanında ikinci kitap kabul eden ve bu kabullerde farklı görüşte 4 mezhebe ayrışan bir yaklaşımdır. Peygamber, din denilen kuralları, Allah’ın kendisine vahyettiği gibi sadece Kur’an ile insanlara tebliğ etmiş ve kendisinin ayrıca din kuralı eklemesi yasaklanmıştır. Hadis ismi ile Hz. Muhammed sözü diye rivayet edilen ve vefatından 200 yıl sonra derlenen sözler, Peygamber’in insan olmasına ilişkin günlük yaşama ilişkin önerileri olmaktadır. Sünni oluşu sağlayan, bu sözleri olduğu gibi benimsemek ve Kur’an’a uygunluk filtresinden geçirmemek olmaktadır.


 


Sünni ve Alevi şeklinde ayrışmanın ilk defa Hz. Muhammed’in veda hutbesinde emanet diye bıraktığına yönelik konuda başladığını, esas ayrışmaların ise Hz. Muhammed’in vefatı ile başlayan devlet başkanlığı ile iyice belirginleşmeye yöneldiğini 26 Ekim tarihli köşe yazımda belirtmiş ve idareyi ele geçirip Emevi devleti ismi ile Devlet başkanlığı ile Dinî liderliği birleştirip aile hanedanlığına çeviren Muaviye’nin Ali taraftarlarını zulüm temellinde ötekileştirdiğini de açıklamıştım. Emevi iktidarının taraftarları şeklinde olgunlaşan bu yapılanma, Sünnilik şeklinde devam ettirilmiştir.


 


Yavuz’a kadar Anadolu’da Alevi- Bektaşiliğe yatkınlık varken, Yavuz’un Şah İsmail ile olan mücadelesi ile Sünnilik ağır basmaya başlamış ve Anadolu’daki Türklerin büyük bir kısmı, Aleviliği bırakıp Sünniliği benimseme durumunda kalmışlardır.


 


Sünnilik


 


Sünni görüşte Tek Allah, Kur’an ile diğer Vahiy kitapları ve Hz. Muhammed öncelikli bütün Peygamberlere, Ahrete ve Meleklere iman görüşü vardır. Peygamberin sadece evlendiği Hatiçe, Ayşe ve Maria yanında, himayesine almış olduğu bütün hanımları ve çocukları Ehl-i Beyt olarak kabul edilir. Bu görüşlerini Kur’an’da geçen 3 ayetteki Ehl-i Beyt ifadesine dayandırırlar (Kasas-12. Nihayet zaten Saray’da çalışmakta olan bebeğin ablası, "Sizin namınıza bebeğin bakımını üstlenecek ve onu iyi yetiştirecek ehl-i beytimden /ailemden birini tavsiye edeyim mi?" diye öneride bulundu. Hud-73. Elçi melekler, "Sen Allah’ın işine mi şaşırıyorsun? Allah’ın rahmeti ve bereketi ev halkı /ehl-i beyt olarak sizin üzerinizedir. Allah, övgüye en lâyık olandır /Hamid’dir ve yücelerin yücesidir /Mecid’dir. Ahzab-33….Ey Peygamber hanımları’ Evlerinizde de sorunlar çıkarmayın. (Şu anda şehirde birçok kabile grupları olduğu için de dışarı çıktığınızda) Eski cahiliye dönemindeki kadınlar gibi açık ve aşırı süslü kıyafetlerden sakının. Salâtı ikame edin (sosyal yardımlaşma ve dayanışma toplantılarınızı - Bazen Kur’an eğitimli ve /veya Namazlı), zekâtı (sosyal faaliyetleri karşılamak üzere kazancınızın bir kısmını vermeyi) ihmal etmeyin ve Allah ile elçisine itaat edin, size bildirilenlerin dışına çıkmayın. Ey Peygamber evinin halkı /Ehl-i Beyt, Allah sizden kötülükleri gidermek ve sizi tamamıyla arındırmak istiyor..


 


Sünniler Halife Ali, Fatma ile Hasan ve Hüseyin’e çok yoğun olmadan ancak sempati duyarlar. Veda hutbesinde Hz. Muhammed’in Kur’an ile birlikte, Sünnet ismi altında tanımlanan yaşam özellikleri ile Hadis diye kitaplaştırılmış olan sözlerini ikinci kitap olarak emanet ettiğini ve bunların tartışılmaz olduklarını kabul ederler. Bu kitap, 830’lu yıllarda Hz. Muhammed’in sözlerinin Buhari tarafından derlenen, 900’lü yıllarda Kütub-u Sitte adıyla ve Peygambere aittir diye rivayet edilen 5975 söz şeklinde ancak kitap haline getirilmiştir. Bu sözlerin bütününü tartışmasız doğru ve Hz. Muhammed tarafından söylenmiştir diye kabul ederler. Mezarlıkları genellikle Alevi-Sünni ayırımı olmaksızın aynı yerdedir, Türkmen şair ve Ozanlarını benimserler ve değer verirler, fakat toplantılarında yer vermezler, yaratılan her şeyin yoktan var edildiği ve Allah’tan tamamen ayrı oldukları görüşündedirler, İslam’ın 5-6 şartı olduğunu ve mutlak kader olduğunu ileri sürerler, bilinci bulandırıcı etkili alkolü kullanmayı tamamen yasak kabul ederler, Kur’an’ın hem muhkem /değişmez ana hükümlerinin, hem de müteşabih araç yöntemlerini değişmez olarak görür ve uymayı savunurlar, Ramazan ve Kurban şeklinde 2 dinî bayramları vardır, Hz. Muhammed zamanında Kur’an öğretimi ile Tadarrulu /gövdeyi gittikçe eğip secde edilerek dua da edilen (Namaz) kubbesiz ve minaresiz sade bir ev halindeki mescit yerine, Emevi ve Abbasilerin başlattığı kubbeli ve minareli Camide veya bireysel kıldıkları 5 vakit farz ve sünnet namazları var, kadının başını, hatta vücudunu örtme veya açık bırakma şeklinde farklı yaklaşımları var, Nur-61 nci ayette yasaklanmış olan Haremlik-selamlık şeklindeki ayrışmayı uygulayan, uygulamayan da var, Tarikat ve şeyhlik ile mürşitlik var, Kur’an’da sosyal yardımlaşma ve dayanışma toplantıları diye tanımlanan Salât uygulaması Camilerde yok, Din eğitimi, bazen bir tarikat veya cemaatin dinî lideri olan Mürşid aracılığı ile veya Kur’an Mealleri veya Hoca-İmamların anlattıkları sayesinde, Kur’an okuma-dinleme ve İbad /kulluk etme dilleri Arapça’dır. Camilerde müzik ve çalgı yasaktır, Kıble ve Allah’ın evi Mekke’dir, Oruç Ramazan’da bir aydır, toplu Namaz ve din temelli birlikte oluş şeklinde İbad /kulluk etmede kadın-erkek ayrı, Çok eşlilik var  ve caizdir, şeriat olarak Dinsel hukuk bazen geçerli, Zekat 40’ta birdir, Reenkarnasyon kabul edilmiyor ve Halifelerin sıralanış şekline itiraz etmezler. Çok az bir grupları Muaviye ve Yezid’e saygı gösterirler. Ancak bütün Sünni toplumlarda, çocuklarına bu isimleri koyan olmamaktadır.  


 


Temelde 800’lü yıllardan itibaren Hanefi (aynı ekolü 936 yılından itibaren de aklı yetersiz gören Eş’arilik ve 944 yılında ölen Maturidî devam ettirir), Maliki, Şafi ve Hanbeli şeklinde önce 4 farklı Mezhep halinde ayrışmış olan Sünni toplumların bu ayrışmalarının esasına baktığımızda, bu ayrışmalarının Kur’an’ın muhkem /değişmez ana hükümlerinde değil de, müteşabih /değişken olan kuralları yanında, ya geleneksel uygulamalar veya şekilsel yaşam örneklerinde olduğunu görüyoruz. Yüze yakın olan bu farklılaşmalara birkaç örnek verecek olursak, Namaz kılanın önünden bir kişinin geçmesi, Hanefi mezhebine göre 40 kulaçlık mesafede, Maliki’ye göre 1, Şafi’ye ve Hanbeli’ye göre ise 3 kulaçlık mesafede olursa, Namaz geçersizleşir. Hanefilerde Namazı 12 nedenin, Malikilerde 3, Şafilerde 5, Hanbelilerde ise 8 nedenin olduğu kabul edilir. İpek giymek Hanefi ve Malikilerde haram, diğerlerinde değildir. Yine Namaz sırasında "ahh-off" demek, Abdestin alınma sırası, Namazın bir veya iki yöne selam vererek sonlandırılması, Namaz kılmayana ne yapılacağı, erkeğin avret yerinin neresi olduğu, ölenin cesedini başka şehre taşınıp taşınmaması, kanın orucu bozup bozmayacağı, sakal kesme konusu gibi şekilsel ve Kur’an temelli olmayan bu konuları çoğaltmak mümkün.


 


Haftaya inşallah Alevilik konusu ile devam edeceğim.


 


NOT-1: Şu kitaplarımın gelirleri ile Eskişehir Tıp Öğrencilerine burs veriyoruz. Almanızla bize destek olursanız, öğrenci sayımız artacaktır: "DİN VE BEYİN", "TÜRKÇE KUR’AN", "KUR’AN KADINI KORUYOR", "İSLÂM’IN ŞARTI SADECE 5 DEĞİL", "OKU! KONULARINA GÖRE KUR’AN AYETLERİ" ve "KUR’AN’IN KULU KÖLESİ MEVLANA".


 


NOT-2: 15 Kasım 2017 Çarşamba günü saat 17.30-19.00 arasında Özdilek Sanat Merkezinde inşallah halka açık "KUR’AN SOHBETİ" nde olacağım.

  • Diğer Yazıları

 

 Yazarlar