28 Mayıs 2018 Pazartesi, 10:26

 8-Gürcan BANGER (AYNANIN ÖTESİ) gbanger@bizobiz.net

Endüstri 4.0 Konusunda Yanlışlar ve Yanılsamalar – 2

348


Endüstri 4.0 konusunda bunun sadece bir teknolojik evrimleşme, dolayısıyla işletme açısından bir yeni yatırım meselesi olduğuna ilişkin yanılsamaya bir kez daha değinmemiz gerekir. Bu yanılsama, özellikle Türkiye gibi devletin ‘baskın aktör’ olduğu ülkelerde daha yaygındır. Bu türden ekonomilerde özel sektör, devlete göre bir yörünge seçer ve yol haritası izler. Bunun gözde araçlarından birisi hibe ve teşviklerdir. Özel sektör herhangi bir dönüşüm veya değişim durumu ile karşılaştığında öncelikle devlete yüzünü dönerek bu değişim – dönüşüm için kamunun vereceği hibe ve teşviklerin neler olacağını sormaya ve bu tür destekleri beklemeye başlar. Gerçekte iş dünyasının özünde kendi konusu ve sorunu olan Endüstri 4.0 dönüşümünde de bu tür arayışlar içinde olması –ne yazık ki– bu ülkenin karakterine gayet uygundur. Bu tür bir eğilimin, benzer zihinsel haritaya bağlı olarak ülkenin akademyasında da benzer izdüşümler veriyor olması da şaşırtıcı değildir.

Endüstri 4.0 konusunda pek çok kesimde izleri olan bir başka yanlış algı, bu dönüşümün bir teorik ve/veya akademik konu olduğu yönündedir. Bu durum, geleneksel ‘üniversite – iş dünyası işbirliksizliğinin’ yeni örneklerinden birisi oluşturur. Akademya, Endüstri 4.0 dönüşümünün kendi iklimine uygun ‘mesleki’ kısmında kalmayı tercih eder; iş dünyası için ise konu ilgilenme açısından çok zor ve anlaşılmaz bir konudur. Burada iş dünyasının –özellikle sanayinin– haklı bir noktasını söylemeliyiz: Bir teknolojinin gerçekleştirilebilir ve yönetilebilir sınai uygulaması varsa sanayi için o teknoloji vardır; uygulama yoksa söz konusu teknolojiye sanayinin ilgisi de olmaz.

Yukarıda özetlediğim çerçeve Endüstri 4.0 konusunda yanlış algı nedenlerinden birisini oluşturur: “Endüstri 4.0 olarak ifade edilen akıllı üretime geçme zorluğunu üstlenmenin gereği yok.” Hâlbuki mevcut durumdaki  yaygın inancın aksine, Endüstri 4.0 şartlarını yerine getiren akıllı bir fabrika kurmanın ilk adımları zor bir süreç olmak zorunda değil. Geçiş süreci öncelikle işletmenin –dolayısıyla yönetimin– stratejik tercihlerine ve yol haritasına bağlı... Her işletmedeki geçişin aynı olması veya Endüstri 4.0’ı ‘ta gerçekleştirme’ gibi bir durum da söz konusu değil. Hiç kuşkusuz; bir büyük sanayi kuruluşundaki ile bir KOBİ’deki uygulamalar öz olarak aynı, ama maddi olarak farklı olacaktır.

Çoğu kişi Endüstri 4.0 veya akıllı işletme gibi kavramları duyduğunda, 7x24 çalışan akıllı robotlarla doldurulmuş çok pahalı ve tamamen otomatize edilmiş bir işletmeyi hayal ediyor. Hâlbuki bir akıllı işletme, mevcut fiziksel donanımı, veri toplayan Nesnelerin İnterneti cihazlarına bağlayarak ve analiz yapacak yazılımlar (analitikler) yükleyerek başarılabilir. Bu yeni veri yapısı, tasarım ve üretim çözümlerini kolaylaştıracak ve işletmede iyileşmeler sağlayacaktır.

Bir Endüstri 4.0 yol haritası ile bugünden yola çıkmak, işletmenin kısa, orta ve uzun vadeli, kazançlı gelişimi açısından önemlidir. Kısa vadede üretim işlerinden iyileşme sağlanırken uzun vadede oluşacak teknolojik değişim ihtiyaçlarına da hazır hale gelecektir. Endüstri 4.0 teknolojilerinin –işletmenin stratejilerine yol haritasına bağlı olarak– uygulanması, işletmenin değer zinciri boyunca kesintisiz bir akışa sahip olması sonucunu getirecektir. Özellikle günümüzde tasarım, planlama ve üretim süreçleri arasında veya bunların kendi içindeki yaşanan kopukluk veya kesintilerin aşılmasında bu yeni yapılanmanın çok değerli katkıları olacaktır. Endüstri 4.0’ın özü olan veri toplama, analiz etme, yorumlama ve değerlendirme işlemlerine bugün başlayan işletmeler, küresel ve bölgesel alanların sert rekabet şartlarında daha bilinçli ve doğru kararlar üretme imkânına sahip olacaklar.

Endüstri 4.0’ın sadece teknolojik donanım konusu olmasına bir kez daha dönelim. Endüstri 4.0 teknolojilerinin işletmeye girişi, aynı zamanda bir iş modeli dönüşümü anlamına gelir. Eğer yeni teknolojiler iş modelinde değişime neden olmuyorsa bu durumda beklenen yararı sağlamayabilir. Bu sıkıntıyı aşmanın yolu, hem yönetsel ve hem de operasyonel işlerde insan kaynağının başta eğitim ve yeni istihdam olmak üzere değişik politikalarla iyileştirilmesidir. Her ne kadar teknolojilerin işletmedeki ağırlığı artsa da insanın varlığı, önemi ve değeri artarak sürecektir.

(Devamı var)

  • Diğer Yazıları

 

 Yazarlar