4 Ağustos 2020 Salı 799 Okunma

Birbirini yiyenler partisi…

Partide birilerinin peşine takılacaksın…
Eteğinin dibinden ayrılmadığın o birilerini “partinin kurtarıcısı” ilan edeceksin…
Her ağzını açtığında “O olmazsa parti falan da olmaz” diyeceksin…
Siyaseti sırf o birileri için yaptığını söyleyip, o birilerinin önünde resmen stoperlik yapacaksın…
Tüm bu saydıklarımızı bizzat yapmamış gibi bir de kalkıp “Hiç kimse partinin üzerinde değildir. Asıl olan partidir” diyeceksin…
***

Yeri geldiğinde “Ben partici falan değilim” diyerek, siyaseti o birileri için yaptığını alenen söyleyeceksin.
Peşine takıldığın o birilerinin karşısında yer alanlara verip veriştireceksin.
Yaşanan her olayda o birilerinin muhaliflerine laf geçirmekten geri kalmayacaksın.
Tüm bu saydıklarımızı bizzat yapmamış gibi kalkıp “Zaman ayrışma değil, tam tersine birleşme zamanı” falan diyeceksin.
***
Mevzi aldığın o birilerinin yanından karşı tarafa yapmadığını bırakmayacaksın…
Ayrışmanın hizbin dibine vuracaksın.
Askeri olduğun o birilerinin karşısında yer alan herkese hain gözüyle bakacaksın.
Sanki bu saydıklarımızı yapmamış gibi bir de kalkıp “Ülke elden gidiyor. Birlik olmalıyız” falan diye edebiyat parçalayacaksın.
***
Sosyal medya’ya girip, birinci gün;
-“Nasıl geçirdik ama?”
İkinci gün;
-“Bırakın artık bu partinin yakasını”
Üçüncü gün;
-“Bu partide artık size su bile yok” türünden yorumlar yazacaksın…
Aldığın birkaç “Helal sana!”, “Valla doğru”, “Yürü be kim tutar seni?” gibi yorumlarla gaza gelip, verip veriştireceksin.
Dördüncü gün geldiğinde, klavye başına geçip “İktidar ülkeyi uçuruma sürüklüyor. Şimdi kavga zamanı değil, birlik zamanı” diyeceksin!
***
Yazdıklarımızın tümünün hangi partide yaşandığını söylememize gerek yok herhalde…
Yine de çıkartamadıysanız hangi parti olduğunu ipucu verelim;
İktidar olma mücadelesini yıllar, yıllar önce rafa kaldırıp, bütün enerjisini kendi içinde iktidar olma savaşına harcayan bir partide yaşanıyor bu yazdıklarımız…
Tüm çabanın birlikteliği bozmak için harcandığı fakat şaşırtıcı bir şekilde en çok “birlik olmalıyız” söyleminin yapıldığı bir partide yaşanıyor…
Hala bulamadınız mı hangi parti olduğunu?
O halde biz söyleyelim;
Tüm bu anlattıklarımızın yaşandığı parti; Muhalefetteki Kongo Birlik Partisi!
Hem birbirlerini yiyorlar (Öyle gerçekten pişirip yiyorlar) ama partinin ismine bakacak olursanız; “Birlik” partisi!
Bizdekinden farkı ise; Bizdekiler birbirini pişirmeden, ayaküstü yiyor.
Yedikten sonra da üstüne, herhalde hazmetsin diye soda niyetine “birlik-Beraberlik” istiyor!


.....


Sanki her birini tek tek Erdoğan belirlemedi?


AK parti içinde “Erdoğan’ı-Reisi  ayrı tutuyorum ama” diye başlayan sözlerle seçilmiş ve atanmışlardan kaynaklı yakınmalar var…
Bu yakınmalar son günlerde bir hayli arttı.
Örneğin;
Bir takım AK Partililer, kabinede yer alan bazı bakanları sevmiyor ve istemiyor…
-“Bu kabine ile bir yere varılmaz” diyor.
Acilen yeni kabine kurulmasını ve kabinede yer alan bakanların da sadakatli ve liyakatli isimlerden oluşmasını istiyor.
***
Bir takım AK Partililer, AK Parti meclis grubunda yer alan milletvekillerinin neredeyse tamamına yakınını sevmiyor ve istemiyor.
-“Bu milletvekilleriyle bir yere varamayız.” Diyor.
İlk seçimde bu milletvekillerinin listelerde yer almaması gerektiğini söyleyip “Sadakatli ve liyakatli insanlar milletvekili yapılmalı” diyor
***
Bir takım AK partililer, belediye başkanlarının neredeyse tümünü sevmiyor ve istemiyor.
Davaya hizmet etmediğini düşünüyor partili belediye başkanlarının.
Kendisinin ve çevresinin ceplerini doldurduğuna inanıyor.
Bu belediye başkanları ile partinin hiçbir yere varamayacağını düşünüyor.
İlk seçimde, davaya ve partiye hizmet edecek sadakatli ve liyakatli belediye başkanlarına ihtiyaç olduğunu söylüyor.
***

Bir takım AK partililer il başkalarının tamamını sevmiyor ve  istemiyor.
Millete ve partililere tepeden bakanlarının dava adamı olmadığını, hepsinin göreve geldikten sonra kendi ekonomilerini düzelttiğine inanıyor.
Mevcut il başkanlarının tamamının görevden alınmasını, yerlerine sadakatli ve liyakatli isimlerin il başkanı yapılmasını istiyor.
***

Bir takım AK partililer, AK Parti teşkilatlarının yöneticilerinin davaya yarardan çok zarar verdiğine inanıyor.
-“Hepsi lav edilmeli ve yerlerine sadakatli-liyakatli insanlar göreve getirilmeli” diyor.
Aksi takdirde bu  partinin bir yere varamayacağını söylüyor.
***
Bir takım AK partililer, bürokratların büyük bir çoğunluğunu sevmiyor ve istemiyor.
Çoğunun hak etmediği görevleri üstlendiğini söylüyor.
Hiçbir sorumluluğu olmayan bu bürokratların derhal görevlerinden alınmasını ve yerlerine de sadakatli ve liyakatli bürokratların atanmasını istiyor.
Aksi takdirde, partinin ve davanın bir yere varamayacağını ifade ediyor.
***
Sonuç olarak…
AK Partililerin; söz konusu seçilmiş ve atanmışlardan yakınmalarını sıralarken, sanki o yakındıkları insanları Erdoğan belirlememiş gibi davranmaları çok ilginç!
Erdoğan’ın tek tek-isim isim belirlediği seçilmiş ve atanmışları, “Erdoğan’ı ayrı tutuyorum” diye başlayan cümlelerle eleştirmeleri gerçekten çok enteresan!
Eleştirdikleri, sevmedikleri ve istemedikleri seçilmiş ve atanmışların yerine, sadakat neyse de liyakat sahibi kişilerin gelmesini istemeleri ise izah edilir gibi değil…
Zira…
Tek kişi tarafından belirlenen seçilmiş ve atanmış o isimlerin tümünü, geçmişte liyakatine bakmaksızın onaylayan da, seven de, savunan da, bugün eleştiren aynı kişilerdi…


......


Devrim’i görememiş gelenler….


Kurban Bayramı tatilinde Eskişehir neredeyse yarı yarıya boşaldı.
Ancak…
Tatil süresi boyunca Eskişehir’e gelen misafirler oldu.
Yani…
Eskişehirlilerin bir bölümü tatil için şehir dışına, sahillere giderken, Eskişehir’e çok sayıda yerli turist geldi.
Gelen turistler Eskişehir’i gezip gitti.
Eskişehir’e gezi için günübirlik gelen turistlerin şehir merkezinde dolaştırıldığı bir rota var.
Bu rota içinde Türkiye’de ilk üretilen yerli otomobil Devrim de yer alıyor.
Bayrak tatilinde bir haber aldık.
Devrim otomobilinin sergilendiği bölüm bayram tatili boyunca ziyarete kapatılmış.
Tur rehberleri, ziyaret edilecek yerler programında olmasına rağmen gelen turistlere Devrim Otomobilini gösterememiş.
Neden kapalı olduğu sorulduğunda ise, kararın Ankara’da alındığı söylenmiş kendilerine.
Anlaşılacağı üzere, hükmi şahsiyeti sonlandırılan ve devredilen Tülomsaş’ı da içine alan Ankara’daki yeni şirketin ilk icraatı, Devrim Otomobilini ziyaretçilere kapatmak olmuş.
Hem de, turistlerin ziyaret edeceği tatil günlerinde…


.....


BİRAZDA
GÜLMEK LAZIM


Küçük bir köyde imamlık yapan Ahmet ezanın okunmasıyla namazı kıldırmak üzere caminin yolunu tutar. Yine her zamanki gibi dualarını,ayetlerini okumaya başlar.Ortalık sessiz,herkes Allah aşkıyla duasını ederken Ahmet kendini tutamaz ve yellenir.Herkes kahkalarla gülmeye başlar.Atılan kahkalar bütün köye yayılmıştır.Ahmet ne yapacağını bilemez.Utancından yerin dibinde yer olsa oraya da girecek.İnsan içine çıkamıyor.En sonunda tayin istemekten başka bir çözüm yolu bulamaz.Aradan uzun seneler geçer.Ahmet içindeki köy özlemini yenemeyerek kendi kendine :
-"Olayı ben bile hatırlamıyorum köydekiler de unutmuştur"
der ve kendini köyün yolunda buluverir.
Köye vardığında bir çocukla karşılaşır onunla koyu bir muhabbete dalarlar.
İmam:
- "Sen kaç yaşındasın evladım?"
Çocuk:
- "İmam yellendiğinde 3 yaşımdaymışım..."