25 Eylül 2020 Cuma 526 Okunma

Vatandaşın sorunuyla dertlenme!

 


.


Trabzon’da, zamanında yapılan Çimento Fabrikası, süreç içinde şehrin orta yerinde kalıyor.


Çalışan fabrika şehir merkezinde yaşayanlara adeta illallah dedirtiyor.


İnsanlar nefes alamaz hale geliyor.


Evlerin çatılarındaki kırmızı kiremitler bile gri renge bürünüyor çimento fabrikasının bacasından çıkan tozlar nedeniyle.


Ağaçların dahi rengi değişiyor.


Bunun üzerine, vatandaş isyan hale geliyor.


Trabzon’da bulunan 5 parti şehir merkezini zehirleyen çimento fabrikasının taşınması için bir araya geliyor.


“Şehir bu fabrika yüzünden yaşanmaz hale geldi” diyerek, fabrikanın taşınması için karar alıyorlar.


Bunun üzerine fabrika şehir merkezinden taşınıyor.


xxx


 


Antalya’nın Manavgat nehrinin denizle buluştuğu alana 4 tane golf otel yapılması gündeme geliyor.


İlçedeki tüm partiler bir araya geliyor.


-“Bu durum, korunmuş son sahilin de betonla kaplanması demek” diyerek, bu otellerin yapılmaması yönünde ortak karar alıyor.


Karar sonrası bütün partiler Ankara’ya baskı yapıyor.


Sonunda, koruma alanı içindeki sahile söz konusu otellerin yapılmasına izin çıkmıyor.


Xxx


Şimdi diyoruz ki;


Eski Tülomsaş, şehrin ortasında kalan bir sanayi kuruluşu.


Keza…


Şeker fabrikası da öyle…


Her iki fabrikanın da şehir merkezine yaşattığı sıkıntılar var.


Her iki fabrikanın da organize Sanayi Bölgesine taşınması, bu fabrikalardan kaynaklı birçok sıkıntıyı sona erdirecek bir hareket…


Dahası…


Taşınacak her iki fabrikanın boşalttığı alanların da, Eskişehir halkı tarafından yararlanabilecek bir şekle dönüştürülmesi, şehre de büyük bir avantaj sağlayacak…


Ama gelin görün ki, Eskişehir’de böyle bir çaba yok…


Eskişehir’deki siyasi partilerin de, böyle bir kaygısı yok…


Bu iki fabrikanın şehir merkezinde olmasından kaynaklı sorun vatandaş tarafından hissediliyor ama partilerin vatandaşın sorunuyla dertlenme durumu hiç yok!


.....


Kime oy vermem…


 


Tarihi 2023 olur, ya da olası bir erken veya baskın seçim olur bilemem…


Yapılacak olan ilk seçimde ben şahsen, bir seçmen olarak yapacağım ilk iş listelerin seçilebilir yerlerinde olan isimleri gözden geçirmek olacak.


Sonrasında ilk olarak:


-Listelerdeki isimlerin Eskişehirli olup olmadıklarına bakacağım…


-Eskişehir doğumlu olup olmadıkları hiç önemli değil,  Eskişehir’de yaşayıp yaşamadıklarına bakacağım tek tek.


-Bu şehirde siyaset, ticaret, bürokratlık yapıp yapmadıkları önemli bir kriter olacak benim nazarımda.


-Adayların şehirde bir karşılığı olup olmadığını süzgecimden geçireceğim mesela.


-Tanınır olup olmadığı en azından bir fikir verecek bana.


-Bilinir olması benden artı bir puan alacak.


-Görevi yapıp yapmayacağı, göreve yakışıp yakışmayacağı ile ilgili kanaatim yapacağım seçimde etkili olacak.


-Donanım ve temsil kabiliyeti özelliklerini taşıması tercih nedenlerimden biri olacak şüphesiz.


Örneğin…


-Fikrini ve düşüncesini paylaştığım parti dahi olsa, listesinde Eskişehir ile uzaktan yakından alakası olmayan adayın bulunduğu listeye kesinlikle oy vermeyeceğim…


-Genel Merkezin kontenjan aday olarak listenin tepesine paraşütle indirdiği adayın olduğu listeyi asla tercih etmeyeceğim.


-Birileri sayesinde listenin tepesinde yer alan adayın bulunduğu listeye(Eskişehirli ve Eskişehir’de yaşıyor da olsa) mühür basmayacağım.


-Sırf siyasi görüşüm yakın diye, çarşıda bıraktığınızda kaldığı oteli bulamayacak adayın yer aldığı partiye dönüp de bakmayacağım…


Bana göre bu defa,  bu seçimde, oy vermek için birçok alternatifim var…


Öncelikle…


Bir seçmen olarak bana bir yandan  “Ülkenin beka sorunu var”, “İstikrar bozulmamalı”, “Bu iktidardan kurtulmak için bu seçim köprüden önceki son çıkış”, “Ülke elden gidiyor”, “Bu ülkenin son şansı” gibi laflar söyleyen…


Ardından da…


 -“fırsat bu fırsat” diyerek,  şehirle alakası olmayan adaylarla dolu bir listeyi dayatmaya kalkan ve bu sayede seçmene ölümü gösterip,  sıtmaya razı etme niyeti taşıyan parti ve adaylarına da oy falan vermeyeceğim…


Çünkü…


Ülke ve şehrim için taşıdığım endişeyi, partilerin eş-dost-akrabayı meclise taşıma fırsatı olarak görmesine izin verme niyetinde değilim…


O yüzden…
Benim oyumu alacak parti, benim önüme bu şehri düşündüğünü ve bu şehir için kafa yorduğunu gösteren bir Milletvekili aday listesi ile çıkmak zorunda…


Sırf birilerini meclise taşıma adına, bu şehri bir maden gibi gören parti ve o partinin genel başkanı benden bu seçimde oy falan alamayacak…


.....


Bu ülkede en iyi yaptığımız iş…

Her gün kullandığımız Muhsin Yazıcıoğlu Bulvarı.
Yani…
Kentpark’ın ana kapısının tam karşısına denk gelen Otogar yanındaki Bulvar.
Üşenmedik saydık.
6 yıl içinde tam 13 kez asfaltlandı.
Tabii ki, 5 yıl içinde 14 kez kazıldı.
Bazen yağmur suyu hattı geçirmek için bazen de şebeke suyu.
Bazen Telekom kazdı, bazen de internet kablosu döşemek için kazıldı.
5 yılda 13 kez asfaltlanıp, 14 kez kazılan bir yoldan gelip geçiyoruz.
Hala her yeri yama içinde.
Hala her yeri kazılmış vaziyette.
Hala asfalt bekleyen yerleri var.
Bu sadece koskoca Eskişehir’deki bir tk yol.
Diğer cadde ve sokakların durumu da bundan farklı değil.
Galiba bu ülkede en iyi yaptığımız iş, kazıp asfalt dökmek.
Ya da…
Asfalt döküp kazmak.


....


Biraz da gülmek lazım


GAZİNODA iki görevli sıkıntıdan patlamış bir şekilde rulet masasında  dikiliyorlarmış…
Derken içeri fıstık gibi bir sarışın girmiş, masaya 10 bin dolar koymuş
Veee; ? "Baylar, umarım sizin için sorun olmaz ama, ben çıplakken  kendimi daha şanslı hissediyorum" diyerek oracıkta çırılçıplak soyunmuş…
Sonra elindeki zara öpücük kondurmuş ve;Haydi tatlım, bana yeni  kıyafetler lazım?? diye, zarı fırlatmış…
Ve, Evet!.. Evet!.., Kazandım!..? diye, sevinç çığlıkları atarak iki  adama sarılıp öpmüş, kıyafetlerini toplamış, masadaki bütün paraları almış  ve koşa koşa gitmiş…
İki adam da bakakalmışlar…
Biri "vaovv" demiş, "ne kadındı be… peki kaç atmıştı ?"
Öteki cevap vermiş; "Bilmeem…"
KISSADAN HİSSE: Bütün sarışınlar aptal değildir, ama bütün erkekler erkektir.