14 Ocak 2021 Perşembe 722 Okunma

Hiç konuşmasalar mı?

-Ülkede 7,5 milyon emekli var ve neredeyse tamamına yakını zor durumda.
-5,5 milyona yakın KYK mağdurunun olduğu söyleniyor.
-3 milyon civarında KHK mağdurundan bahsediliyor.
-Emeklilikte yaş’a takılanların sayısının 6 milyon civarında olduğu belirtiliyor.
-Ülkedeki işsiz sayısının 11 Milyonu bulduğu konuşuluyor.
-Esnaf ve Çiftçi tarihin en zor günlerini yaşıyor ki, bunların sayısı da nereden baksanız 3-4 milyonun üzerinde.
Ve bu saydıklarımızın tamamı, iktidarı suçlayıp, ülkenin kötü yönetildiğini düşünüyor.
***
Şimdi…
Ülkemiz ile ilgili uzaktan yakından hiçbir bilgiye sahip olmayan bir insanı yurtdışından getirseniz…
Eline yukarıda sıraladığımız sayıları verseniz…
Muhtemelen “Bu iktidar bitmiş!” der…
Aynı insana bir de son yapılan kamuoyu yoklamaları sonuçlarını gösterip, iktidarın hala yüzde 35 civarında oyu olduğunu söyleseniz…
Bu kez “İyi de… Bu kadar mağdur varsa bu kadar yakınılan bir iktidar bu oyu kimden alıyor o zaman?” diye sorar değil mi?

***
 Benim de katıldığım bir söz var…
“Dünyanın hiçbir yerinde iktidar dururken muhalefet eleştirilmez”
Son derece doğru bir tespit…
Ama gelin örün ki; Dünyanın çoğu ülkesinde 19 yıl boyunca muhalefette kalan (Bazıları 50 yılın da üzerinde) muhalefet yoktur…
Yine dünyanın hiçbir ülkesinde, haklı olduğu konuda bile haksız çıkan, sürekli iktidarın gündem yaratmasına olanak sağlayan, tam insanların düşüncelerinin yavaş yavaş değişmeye başladığı bir ortamda söylemleriyle işi tersine çevirmeyi başaran! Bir muhalefet de yoktur.
Çoğu zaman “Sürekli bir şeyler söyleyerek (aralarında abuk sabuk, yeri ve zamanı olmayanlar da dahil olmak üzere)yıllardır muhalefette kalmayı başarabilen! Muhalefet partileri, acaba hiçbir şey söylemese daha mı kolay iktidar olur?” diye ciddi ciddi düşünüyorum…
Belki inanmayacaksınız ama bu daha büyük bir ihtimalmiş gibi geliyor bana…
Hatta bu sayede,  iktidarın kullanabileceği, gündeme taşıyacağı ve gündem değiştireceği bir malzemeyi de bulamayacağını tahmin ediyorum…
Şimdi diyeceksiniz ki; “muhalefet tabii ki yanlışları söyleyecek”
Tabii ki söyleyecek…
Mesele “Nerede neyin söylenip neyin söylenmemesi” meselesi…
Yerinde, gerekli ve ölçülü muhalefet söylemlerinde hiçbir sıkıntı yok…
Sıkıntı;
Yersiz, gereksiz ve ölçüsüz söylemlerin iktidara gollük birer orta olması ve yıllardır aynı golün yeniyor olması sanki….


.....


Keşke bizim Medikal şirketleri de
yanlışlıkla söylese…


Whatsapp uygulaması ile ilgili tartışma başlayınca dünyanın en zengin insanı olan Elon Musk bir paylaşımda bulunmuş.
-“Boşverin Whatsapp’ı. Signal uygulamasını kullanın” demiş.
Bunun üzerine herkes Signal şirketinin hisselerini kapışmaya başlamış.
Bir anda 60 cent olan Signal hisseleri 7 doların üzerine çıkmış.
İşin kötüsü…
Elon Musk’un “Whatsapp yerine kullanın” dediği Signal kar amacı gütmeyen bir kuruluşun işlettiği bir uygulamaymış.
Borsayla falan da alakası yokmuş.
Anlayacağınız…
İnsanlar isim benzerliği nedeniyle, yani yanlışlıkla borsada yer alan "Signal Advance" isimli Medikal şirketinin hisselerini kapışmış.
Bu durum Medikal şirketi Signal’i de bir hayli şaşırtmış elbette.
Şirkete ait hisse senedinin, dolayısıyla da şirketin değeri bir saat içinde 100 kat birden artmış.
***

Olayı öğrenince “Medikal şirketi ne şanslıymış” dedik kendi kendimize…
Ardından da…
-“Keşke Elon Musk yanlışlıkla bizim Medikal şirketlerinin de isimlerini verse” diye geçirdik aklımızdan.
Zira…
Söylenenlere bakılırsa Türkiye’de ve Eskişehir’de bulunan medikal şirketleri neredeyse batmak üzereymiş…
Şöyle ki;
Medikal firmaları Hastanelere verdikleri malların karşılığını alamadan vergilerini bir güzel ödemiş.
Alacaklarını 18 ay boyunca tahsil edememişler.
18 ayın sonunda tam alacak tahsili zamanı geldiğinde, kendilerinden alacaklarının yüzde 25’inden vazgeçmeleri istenilmiş.
Çaresizlikten “tamam” demişler.
Ancak, bu kez de alacaklarının yüzde 75’inin taksitle ödeneceği söylenmiş.
Kısacası…
Verdikleri malın vergisini peşin ödemişler.
18 ay boyunca alacaklarını tahsil edememişler.
Alacaklarının yüzde 25’inden vazgeçmişler.
Geri kalan alacakları takside bağlanmış.
Bir de döviz kurundan zarar etmişler…
Tüm bu anlattıklarımız sizce de bir şirketi batırmaz mı?
Bence batırır!
Üstelik…
Elon Musk bile kurtaramaz sanki!


.....


Maskaralığa kurban giden ciddiyet!


Diyojen, ciddi bir konu hakkında konuşurken kimsenin kendisini dinlemediğini fark edince birden bire konuşmayı bırakır ve kuş gibi ötmeye başlar.
Çevresindekiler, bu garip davranışı karşısında dikkat kesilince, şunu söyler:
“Gördüğünüz gibi, insanlar maskaralığa ciddi konulardan daha çok önem veriyorlar.”
Son derece ciddi bir süreçten geçiyoruz…
Süreç, en azından şu salgın konusunda her birimizin daha ciddi olmamız gerektiğini ortaya koyuyor.
Ancak bu ne mümkün!
İşi sulandırmaya çalışanlar…
Meseleyi hafife alıp, mizahi kepazelikler peşinde koşanlar…
Oturduğu yerden komplo teorileri üretenler…
Hayali hikayeler oluşturup, kamuoyuna bunu gerçekmiş gibi sunanlar…
Bu şekilde davranış içinde olan insanlar, maskaralığın ciddi konulardan daha çok pirim yaptırdığını biliyorlar.
Bizler de onların bu maskaralıklarına resmen ortak oluyoruz.
Olan, bu maskaralığa teslim olmuş ciddiyete oluyor!


.....


BİRAZDA GÜLMEK LAZIM


Temel’in çok büyük bir mobilya mağazası vardır. Bir gün bayi toplantısı için Rusya’ya gider. Otelin resepsiyonunda çok güzel Rus kızı ile tanışır. İkisi de birbirlerinin dilini bilmediklerinden Temel kalemi alır, bir taksi resmi çizer deftere. Kız gülümser, başını sallar. Bir taksi tutup şehri birlikte gezerler. Daha sonra Temel, bir restoran ve bir masa çizer deftere. Kız tekrar güler, başını sallar ve güzel bir restorana akşam yemeğine giderler, şampanya içip havyar yerler, dans ederler.
Vakit hayli geç olunca kız eline kalemi alır deftere 2 kişilik bir yatak çizer, gülümseyerek Temel’e verir. Temel afallar kalır. Sonra da kızı bırakıp oteline döner.
Temel, kendisinin mobilya işi yaptığını kızın nasıl anladığını hálá çözemez, düşünür durur..durur düşünür..