29 Mart 2020 Pazar 693 Okunma

TÜM ŞEHRİN KARANTİNA ALTINDA OLMASI GEREKİYOR MU?

 


 


Yakın tarih olduğu için şu hamamdaki cin olayını hatırlatarak başlayalım bugünkü yazıya…


Efsane öylesine bir hal almıştı ki koskoca şehirde;


Artık şehrin müftüsü ahaliye vaaz vermek zorunda kalmıştı.


+++


Hamamda görüldüğü söylenen Cin hikayesini hatırladınız değil mi?


Rivayet şu ki;


Gece vardiasından dönen bir işçi, gece saatlerinde hamama geliyor.


Hamam bir hayli kalabalık.


Kese yaptırmak için hamamın bir köşesine ilişiyor.


Daha sonra etrafı izlerken, hamamdaki insanların çokta normal olmadığını görüyor.


Herkesin el ve ayaklarının çarpık olduğunu fark edip, peştemali ile sokağa fırlıyor.


Yarı çıplak adamı polis deli diye yakalıyor.


Ama daha sonra hamamda yapılan kontrolde, hamamın kapalı olmasına rağmen, şahsın giysilerinin soyunma ordasında olduğu fark ediliyor.


+++


Yani yalan öylesine detaylı ki;


Belli ki gittiği her yerde yeni bir şekle bürünmüş!


Yalanı  alan pek çok kişi, aynı yalanı üzerine yeni detaylar katarak anlamış.


Ortaya neredeyse sayfalarca yazacak kadar bir hikaye çıkmış.


+++


Biraz daha eskilere gidelim.


Şu Bayat Pazarı’nda petrol bulunduğu yalanına…


Dönemin siyasetçilerinin bile inandığı o yalan!


Bayat Pazarı’nda bir işyerinin altından petrol çıktığı efsanesi bir anda şehri karıştırmış.


Hatta yayılan haberler öylesine bir hal almış ki kısa sürede;


Petrol rezervinin büyüklüğü konuşlamaya başlanmış şehirde.


Yukarıda sözünü ettiğimiz yalanın katlanması işi siyasetçilere kadar gelmiş;


Bulunan petrol, müjde olarak Eskişehirlilere aktarılmış.


Elbette gerçek sonradan  ortaya çıkmış…


Bulundu denilen petrol, küçük bir sızıntıdan başka bir şey değilmiş!


+++


Eskişehir’in bu türlü efsaneleri meşhurdur.


Bu kadar meşhur olması ise maalesef,rduyduğumuz tüm haberlere anında inanıp;


Dedidoku zincirini hemen başlatmamızdan kaynaklanıyor.


Daha kötüsü;


Haberi birbirimize yaşarken, birde üzerine kendi yormumuzu ekliyoruz ki;


Yalan haber, üzerine hikaye yazılacak kadar genişliyor…


+++


Tüm bunları neden anlatıyoruz?


Korona ile mücadelede topyekün ve fedekarca durmamız gereken yerde;


Yine hurafelere, yine dedikodulara ve yine yalanların peşine düşüyoruz da ondan…


Bakın dünden beri telefonumuz adeta susmadı.


Sabah saatlerinde başlayan telefon trafiği maalesef ki, gecenin geç saatlerine kadar sürdü.


Arayan kişiler ise, aynı şeyleri farklı şekilde sorarak dedikolara cevap aradı.


Örneğin;


Dün arayan kişiler Sümer’den başlayıp, işi Bahçelievler’e kadar getirdiler;


“Şu mahalle karantinadaymış, doğru mu?” diye başlayan her soruda, kentin farklı bir mahallesi vardı.


Kısacası;


Şehrin bir mahallesinin karantinada olduğu yalanına inananlar, bu yalana bir başka mahalleyi de ekleyerek dedikodu zincirini başlatıyor.


Yani bizim millete göre şu an da tüm kentin karantina altında olması gerekiyor.


+++


Artık söyleyecek çok fazla söze gerek yok!


Valliahi yazık, billahi yazık.


Şu korona mücadelesinde bile işi getire getire dedikoduya getirdik ya.


Daha ne olsun…