18 Ekim 2020 Pazar 609 Okunma

ESKİŞEHİR TARİHİ BİR GÜN YAŞAYACAK

 Şehir Sanayisi, kente gelen her hükümet yetkilisi için;


“Rampada duran füzedir”


Füze gibi güçlüdür şehirdeki üretim ve yukarı çıkmak için de fırlatılmayı bekler yani.


Her geldiklerinde hep böyle dediler.


Ama nedense bir türlü o füzeyi ateşleyecek fitili yakamadılar!


+++


O fitilin ne olduğunu anlatır dururuz yıllardır.


“Önce ulaşım” deriz mesela.


Başkan Kesikbaş’ın zaten çevreyolunu gündeme getirmesi boşuna değil.


“Kendisi için değil, bu şehir için istiyor yeni yolları ve bağlantıları”


Umarız yakın zamanda yolla ilgili de bir gelişme yaşarız.


+++


“ Yolla ilgili de” dememin sebebi, şehir sanayisinin en önemli ulaşım sorununu ortadan kaldıracak büyük bir adım atılmasından dolayı...


Hatta bizce, “Eskişehir adına tarihi bir adım”


Nedir o?


“Liman Bağlantısı yapımı için imzaların yarın atılıyor oluşu”


+++


Şaka değil gerçek!


İşte bu adım, o fitilin yakılmasıdır…


Eskişehir Sanayi Odası’nın, yaptığı girişiminin sonuç vermesinin başka bir anlamı yoktur.


Bu yüzden yarın “Eskişehir tarihi bir gün yaşayacak”


ESO, TCDD ve yapımı gerçekleştirecek müteahhit firma ilk imzaları atıyor.


Ve ardından Eskişehir’in lojistik köyü Hasanbey’in limanlara bağlantısı kurulmaya başlanacak.


+++


O imzaların pek çok sonucu olacak.


Şehir Sanayisinin ve dolayısıyla Eskişehir’in neler kazanacağını sırası geldikçe yazarız.


Ama şimdilik tek bir cümleyle özetleyecek olursak;


“2023 için konulan 5 Milyar Dolar ihracat hedefini bile geçen bir Eskişehir ortaya çıkabilir”


Bu da daha zengin, daha müreffeh bir Eskişehir demektir.


+++


Şimdi o imzaların atılmasını sabırksızlıkla bekliyoruz.


İmzaların ardından, ESO’nun müjdesine dair elbette yine yorumlarımız olacak.


 


**************


 


ŞEKER’İN KOKUSUNDAN METEOROLOJİYİ ÖĞRENDİK VALLAHİ!


 


Şeker Fabrikası’nın yaydığı koku bu sene bir başka!


Nedeni, üretimin geçmişe göre çok daha artmasından kaynaklı…


Pandemi dönemi olunca, özellikle etil alkol üretiminde rekorlar kırılıyor.


Pancar işleme aşamaları da buna eklenince, ortaya kenti boğan bir koku çıkıyor.


++++


Bu durumdan herkes şikâyetçi!


Sorunun çözülmesinin tek şartı ise, fabrikanın taşınmasından geçiyor.


Yakın zamanda ise, böyle bir tasarrufta bulunulamayacağı aşikar.


Yani o kokuyla yaşamaya alışmak zorundayız.


Hatta alışmaya da başladık sanki!


++++


Öyle ki;


Koku hangi mahallede daha yoğun hissediliyorsa, rüzgârın ne yöne estiğini öğreniyoruz.


Koku, hangi semtlere kadar gidiyorsa, rüzgârın şiddetini biliyoruz.


Koku, farklı noktalara gittikçe de, rüzgârın esme yönünü değiştirdiğini anlıyoruz.


Anlayacağınız;


Biz kokuyla yaşamaya alışırken, yeni öğrenimler de kazanıyoruz.


En azından, şehir rüzgarlarına karşı bilinçleniyoruz!!!


 


NOT; Şaka bir yana…


Özellikle fabrikanın yakınındaki mahallelerde koku çilesi giderek artıyor.


Vatandaşlar ise şunu söylüyor; “Tüm şehre yayılan kokunin çilesini biz iki katı çekiyoruz.


Çünkü fabrikanın bahçesi leş gibi kokan küspe poşetleri ile dolu.


Ne olur onları bari temizleyin”


Fabrika yönetimi umarım bu sesi duyar da, bölgedeki sakinlerin çilesini bir nebze olsun azaltır.