13 Ocak 2021 Çarşamba 601 Okunma

AŞI DA İNŞALLAH MASKE İŞİNE DÖNMEZ!



Pandemi ilk başladığında ahali kolonyalara hücum etti.
Bazı firmalar 5 liralık kolonyayı 50 Lira’ya satar oldu.
Marketlerin tek birisinde tek şişe kolonya kalmadı.
Ardından asıl meselenin maske olduğu ortaya çıktı.
Aynı fırsatçılığın maskede de yapılmaması için devlet araya girdi.
“Maskeleri ben dağıtacağım” dedi.
+++
Dedi ama ardı ardına da kurallar getirdi.
“Önce 65 yaş üzeri” dedi.
Ardından “kronik rahatsızlıkları bulunanlara dağıtacağım” diye şart sürdü.
Sonra dağıtımın eczanelerden yapılması kararı geldi, curcuna yaşandı.
Ama asıl kıyamet, bir türlü eczaneye gelemeyen maskeler nedeniyle koptu.
Pandeminin göbeğinde maske bulamayan bir millet olduk.
+++
Sırada aşı var.
Kolonya ve maske ile başlayan pandemi, belki de aşı ile sona erecek.
Son aşamaya gelmiş olabiliriz bu yüzden.
Ama daha aşı ülkenin sınırlarından içeri girmeden tartışmalar yine başladı.
Sorular ardı ardına gelir oldu.
“Devlet eliyle dağıtımı yapılacak olan aşı için önce kimler olacak?
Ardından sıra kimlere gelecek?
Kaç kişiye uygulanacak?
Bunun için kaç doz sipariş verilecek?
Bende aşı olabilecek miyim?”
+++
Şimdi herkesin aklında bu sorular var.
Çünkü maske krizi daha dün gibi hafızalarımızda.
O nedenle herkesin tereddüt noktası aynı;
“Maske gibi acaba aşı da bulamama durumu olur mu?”
Hatta öyle bir hale geldi ki bu telaş;
Aşının güvenilir olup olmadığı, tam koruma sağlayıp sağlamadığı, yan etkilerinin bulunup bulunmadığı konuları direk rafa kalktı.
O derece yani!

**************

“KORONADAN DEĞİL, BİR ŞEY ALMAKTAN KORKTUĞUM İÇİN DIŞARI ÇIKAMIYORUM”

Çoğu zaman okur mektupları alıyoruz.
Yeri geliyor takdir ediliyoruz, yeri geliyor görüşlerimizden dolayı eleştiri alıyoruz.
Bazen de öylesine mektuplar geliyor ki, mektubun kendisi başlı başına haklı bir eleştiri kaynağı.
Onlardan birisi buradan duyuralım istedik.
Yorumu da size bırakalım;
+++
Şöyle diyor okurumuz mektubunda;
“Erken seçim olsun olmasın, bakalım halka nasıl inecekler ilk seçimde?
Millet kan ağlıyor ya.
Ne araba, ne ev, ne arsa, ne tarla, ne üst baş...
Hiçbir şey alınacak gibi değil Sedat Bey.
Bir çocuk menüsü hamburger olmuş 30 TL.
Küçük bir markete gir, çık 100’lük oluyorsun.
En kötüsüde bir kalıp peynir olmuş 55-60 TL.
Yağ, un, şeker hiç girmiyorum.
Telefonum, bilgisayarım bozulacak diye ödüm kopuyor.
Sadece hastalıktan değil, bir şey almamak için dışarı çıkmaktan korkuyor insan.
Bizi yönetenler aynen devam etsinler.
Şehrimiz küçük kalsın diye derinenler de duysun sözlerimi.
Halktan öyle bir koptular ki anlatamam size.”