14 Ocak 2021 Perşembe 942 Okunma

İlk Yarının Ardından: BİNDİK BİR ALAMETE…

       Sigmund Freud ismini hiç duydunuz mu?... S. Freud; (1856-1939) insanoğlunun düşünce yapısında ve ruhsal dünyasında yaşadığı çelişkileri ele alan ve öğretisini de bu çelişkiler üzerine kuran Avusturyalı bir bilim adamı…


       Freud'a göre, yaradılış ve kültür yapıları nedeniyle ütopyacı olan insanoğlu;  ne kadar çok acı çekerse çeksin, daha iyi bir geleceğe inanarak yaşarsa;  ruhsal dünyasında  rahatlar ve çelişkilerinden kurtulur. Freud ‘ dan  yaklaşık  90-100 sene sonra,  günümüzde ortaya çıkan ve çağın ruhsal ve zihinsel hastalığı olarak kabul edilen “ Tükenmişlik Sendromu” nu  ise , kısaca şöyle tarif etmemiz  mümkün:” Azalmış özgüven, umutsuzluk, karamsarlık, duygusal ve bedensel  olarak tükenmişlik hissi..”


       Biliyorum; yukarıdaki bilimsel ve tıbbi terimler içeren kelime ve cümlelerin yeri bu köşe değil.!.. Zaten bende spor yazıları yazmayı iş edinen bir “KÖŞE YAZARI “ olarak  devamını getirmek niyetinde  değilim. Kısacası; Freud ve Tükenmişlik Sendromundan yola çıkıp, bireyin yerine  Es-Es’ i ve Camiayı  koymak; hem Es-Es’ in, hem de camianın içinde bulunduğu ortama “ GENİŞ AÇI “ dan bakmak istiyorum.


       Konuyu biraz daha derinleştirmek için, Es-Es ile ilgili olarak son günlerde yerel gazetelerimizin spor sayfalarının  manşetlerine yansıyan başlıklara bakalım:


1-Es-Es devre arası kampı için  Antalya’ ya gitti.


2-Alacakları için TFF ye başvuran Erdal Akdarı’ nın parası ödenerek boşa çıkması önlendi.


3- Yönetim, UEFA ‘ daki dosyalardan ceza yememek için harıl-harıl para arıyor.


4-Es-Es başkanı , transferin  açılması ile ilgili olarak:” Durum Vahim” dedi.


5-Yönetim’ den açıklama:” takımı çalıştırması için Ümit Özat’ a teklif götürdük ama geri çevirdi”…


       Aşağıdakilerde kulüp Başkanının  yaklaşık bir ay önce yaptığı basın toplantısından:


1-Amacımız Eskişehirspor’ u yaşatıp varlığını sürdürmesini sağlamak ,


2-Kulübün mutfak, yakıt, elektrik vb. gibi masrafları için her ay yaklaşık 500 bin lira ödüyoruz.


3-Kulübü almak isteyen sayın Özeçoğlu’ ndan  öncelikli olarak, ben ve arkadaşlarımın cebinden verdiği üç buçuk milyonluk alacağımızın  ödenmesini istedim.


        Son olarak, futbol jargonunda yer alan ve artık  klişe haline gelen birkaç kelam edelim:


1-Futbol iyi futbolcu ile oynanır.


2-Futbolcunun parasını vermezsen oynamaz…


3-Profesyonel liglerde oynayan takımlardan; üst klasman grubunda yer alan takımın kasasına daha çok para girer.


4-Sportif başarı pek çok şeyin üstünü örter.


        Yazımızın son bölümünde de , yaklaşık 14 aydır yönetimde bulunan ve kulüpte “sıcak yemek çıkması ve kaloriferlerin  yanması  ” başta olmak üzere , yukarıda sıraladığımız( Erdal Akdarı’ yı kulüpte tutmak  gibi) pek çok  işi kotaran ve ünlü bir teknik adama teklif götürebilen Es-Es yönetiminin, “Başaramadıklarına “ ve bu başarısızlığın - BİZCE- sebeplerine bir göz atalım;


1-TEKNİK ADAM TERCİHİ;


   a)Getirilen her iki teknik adamın da sportif anlamda başarısız olmasına karşın uzunca süre arkasında durulması.


   b)Teknik adam tercihlerinde Camiadan gelen eleştiri ve önerilere kulak tıkanması.


2-SPORTİF BAŞARI ;


    a)Sportif başarının kaliteli futbolcu ile yakalanacağı gerçeği yerine üç-beş buruş tasarruf edileceği düşünülerek vasat ve daha alt kalitedeki oyuncuların tercih edilmesi (Örneğin H. İbrahim’ in alacaklarının ödenip Jesse’ nin gönderilmesi  vb. gibi)


     b)Oyuncu ile Teknik adam arasında ortaya çıkan krizin yönetilememesi ve bu krizinde saha  sonuçlarına yansıması( Kıvanç-İlhan Var Krizi)


3-İSTİKRAR ;


    a)Söze her fırsatta “Biz de bırakırsak   ..”   cümlesi ile başlanılması ve kulübün tepesinde ( istemeyerek de olsa) bir “ Demokles Kılıcı” yaratılması…


   b)Çok değil bir-kaç  yıl öncesine kadar ( tabir yerinde ise) kuru ekmeğe  muhtaç olan kulübü, devre arası kampına götürme başarısı gösteren Yönetimin; yaptığı bu benzeri harcamaların kaynağı konusunda şeffaf bir tavır  sergilememesi .


          Son tahlilde de Yönetimin ;


      Freud ‘un öğretisi  çerçevesinde “ne kadar çok acı çekerse çeksin, daha iyi bir geleceğe inanarak yaşayan,”  ama bu sezonun başlaması ile birlikte  “umutsuzluk ve karamsarlık” sendromuna yakalanan Es-Es camiasının  yüzünü güldürecek ve ”Bu ne Perhiz bu ne lahana turşusu”( * ) dedirtmeyecek   kararları vermesini diliyorum.


 


------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


/*) Bu ne Perhiz bu ne lahana turşusu: Bir kimsenin söz ile davranışı birbirini tutmadığı, çeliştiği zaman, bunu belirtmek üzere söylenen Türkçe deyim..