1 Nisan 2020 Çarşamba 1832 Okunma

KAÇMAK ÇOK SAÇMA!


Hayat…


Bu aralar bilindik gitmiyor.


Tatsız…


İsteksiz…


Kendi canının sıkkınlığını bizden çıkarır gibi…


Dingin aslında ama neşeli değil…


Sakin ama tadı tuzu yok.


Ya da biz alışkın değiliz.


İlk defa böyle çaresiz, eli kolu bağlı görünce paniğe kapıldık belki de…


Bu aralar evdeyiz ya…


Alışıladışı geliyor aslında sıradan alışkanlıklarımız…


Bize ait olan yerde duramıyoruz.


Bizim sandığımız yeri aslında benimsememişiz.


Kendi iç sesimizi duyduğumuz zaman kaçıp gitmişiz kalabalıklara…


Bize ne zaman seslenecek olsa…


Bastırmışız o sesi…


Şimdi de ise…


Gidecek, kalacak yerimiz olmadığı için o ses daha da güçlendi.


Daha kendinden emin…


Avazı çıktığı kadar bağırıyor.


Kaçtıklarımızı yüzümüze vuruyor.


Biz ise kulaklarımızı tıkayarak dört duvar arasında oradan oraya kaçıyoruz.


Ama bir tarafımız da mecbur…


Gidecek yerimiz yok.


Konuşacağız onunla…


Dertleşeceğiz.


Dertleştikçe anlaşıyoruz.


Sıcak ve samimi gelmeye başlıyor.


Hatta iyi geliyor.


İnsan kendi sesini dinlediği zaman, kendine şefkat gösterdiği zaman hayat evin içerisinde bile olsa o kadar neşesiz geçmiyor.


Size bir tavsiye versem, yapar mısınız


Bu gece yatmadan önce kendine sıkı sıkı sarılsana…


Şefkatle baksana aynaya…


Gözlerinden yaş gelene kadar yüzleşsene bu zamana kadar kaçtığın her şeyden…


Hayat bizi bir sınava tabi tutuyor.


Anlasana!


Cesur olma vakti!


Aynanın karşısına geçerek bir yerlerde sakladığın o duyguları açığa çıkarma vakti…


Şefkat vakti! 


Kendine…


Hadi yüzleş seninle!


Bağır, çağır, ağla, haykır…


Çünkü gerçekten…


Kaçmak çok saçma…