13.01.2018 11:42:17 637 Okunma

İyi de… Yaptıkları işte kötüler be arkadaş!

 


Dürüst, Mütevazi, Doğru sözlü ve Güvenilir…


Adaletli ve Merhametli…


Aynı zamanda iffetli de…


Hatta Yardımsever ve Cömert…


Kısacası…


İyi bir insan olmanın tüm özelliklerini üzerinde barındıran bir kişi düşünün…


Bu kişi futbol oynayamıyorsa futbolcu olamaz…


Sesi güzel değilse şarkıcı da olamaz…


Resme yatkınlığı yoksa ressam, heykele yatkınlığı yoksa heykeltıraş da olamaz…


İyi bir insan olmanın tüm özelliklerini üzerinde taşıyor olması onu sadece “İyi bir insan” yapar…


İyi bir insan olmanın özelliklerini taşıyor olmak, yani iyi insan olmak, günümüzde bir meziyet halini almıştır şüphesiz.


Ancak…


İyi bir insan olma kriteri tek başına o iyi insanı, iyi bir futbolcu, sanatçı, yönetici, siyasetçi, yapmaz…


Yaptığı işte iyi olmak, iyi bir insan olmaktan öte meziyetlere sahip olmayı gerektirir.


Dün bu köşede bir yazı kaleme aldık.


CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bu göreve geldiğinden bu yana geçen süre içinde 8 kez seçim kazanmış…


Aynı şekilde…


MHP genel başkanı Devlet Bahçeli’nin göreve geldiğinden bu güne kadar geçen süre içinde kaybettiği seçim sayısı 12…


İşin kötüsü…


Kaybettikleri bu kadar seçime rağmen arada kazandıkları tek bir seçim yok.


İki genel başkan da(Her ne kadar aksini düşünenler olsa da) yukarıda sıraladığımız iyi bir insan olmanın özelliklerini taşıyor olabilirler…


Fakat…


Yaptıkları iş gereği “İyi insan” olmanın ötesinde gerekli olan meziyetlere sahip olmadıkları, kaybettikleri seçim sayılarından da açıkça anlaşılıyor…


Sonuç olarak…


Defalarca deneyip, sonuç alamayanların “İyi insan” olarak kalmalarında yarar vardır…


Gerekli başka meziyetleri olmadığı için defalarca başarısız oldukları işte ısrar etmeleri ise kendilerinden başka hiç kimsenin işine yarayan bir durum değildir.


O nedenle…


Sözünü ettiğimiz genel başkanları savunma adına iyi insan olma özelliklerini sıralayan ve “Daha ne istiyorsunuz ki?” diyenlere hep aynı şeyi söylüyoruz…


-“İyi olabilirler ama yaptıkları işte kötüler be arkadaş!”


Tüm bu anlattıklarımızdan sonra iyi insanların, iyi kalabilme adına bir kenara çekilmeleri ve yerlerini hem iyi hem de meziyetli insanlara biran önce bırakmaları gerekiyor…


Hani bir söz var ya:


“Özünde iyi bir insan olman beni çok da ilgilendirmiyor. Ben bana yaptığına bakarım” diye…


İşte tam da mesele bu…


.....


 


Santral’e  karar verenlere neler kaybettirecek acaba?


 


Rize Fındıklı’da 24 ayrı HES projesi hayata geçirilmek istenildi.


Tepkiler oldu.


Davalar açıldı.


Bu arada Tabiat varlıkları kurulu HES’lerin kurulacağı bölgeyi doğal sit alanı ilan etti.


HES’leri kuracak şirket, doğal sit alanının kaldırılması için mahkemeye başvurdu.


Mahkeme bu isteği ret etti.


Yani…


11 yıl süren mücadelenin ardından direnenler kazandı.


Kazanılan zafer üzerine millet sokağa döküldü, karar davul zurnayla kutlandı.


Gelelim Eskişehir’e…


Eskişehir’de Termik santral kurulması gündemde…
Tepkiler bir hayli çok.


Davalar açılıyor.


Nereden baksanız birkaç yıl dava neticelerinin sonuçlanması beklenecek.


Kim bilir?


Belki de Rize’de olduğu gibi 11 yıl sürecek mesele.


Diyeceğimiz şu ki, hükümetin aldığı termik santral yapımı kararıyla hükümet eden parti, kendi başına iş çıkarttı.


İnsan sağlığını hiçe sayan bir algının oluşmasına kendi kendine neden oldu.


Yukarıda da söyledik…


Termik santral meselesi, açılan ve açılacak olan davalarla sanki en az birkaç yıl daha sürüncemede kalacak.


Bu durum, bu birkaç yıl içinde, bu termik işine karar verenlere bakalım neler kaybettirecek?


Hep birlikte göreceğiz…


.....


 


Yazıktır…Günahtır…Ayıptır…


 


Taşeron’a kadro uygulamasında süreç ilerliyor.


Başvurular tamamlanıyor.


Taşeron iken kurum ve kuruluşların şirketlerine geçirilecek olan her işçiden başvuruları alındı.


Başvurular alınırken “Bugüne kadar biriken tazminatımdan da feragat ediyorum” istendi.


Hemen her taşeron işçisi bu feragat yazılarını verdi.


Kimi 7-8 yıl, kimi 10-15 yıllık çalışmasını bir feragat yazısı ile sildi.


Bugüne kadar akıtılan alın terleri bir imza ile yok oldu.


Keşke…


Devlet kurum ve kuruluşlarının şirketlerine geçirilecek bu işçilere bugüne kadar verdikleri hizmetin tazminatı olarak bu paralar ödenseydi.


Yazık oldu, günah oldu, ayıp oldu…


.....


 


Bunu yapabilirler haberiniz olsun…


 


Ünlü oyuncu Cem Yılmaz’ın sigara sahneleri bulunuyor.


İşte bu sahneler için Prof Dr Orhan Kural “Gençleri sigaraya özendiriyor” diye Cem Yılmaz’a dava açmış.


Gelin görün ki: Aynı Profesör Amasra’da kurulacak olan termik santral ile ilgili açılan bir davada bilirkişilik yapmış ve verdiği rapor doğrultusunda dava şirket lehine sonuçlanmış.


Bartın platformu bunun anlaşılması üzerine "Sigaranın dumanına savaş açan profesörün, milyonlarca ton duman çıkaracak termik santrali hayata geçirmek için yaptığı bu eylemler bir utanç vesilesi olmaktan öte, idari ve hukuksal olarak karşılığını bulması gereken fiillerdir" diye tepki göstermiş…


Aklımıza geldi…


Şu sıralar Eskişehir’de de Termik santral meselesi gündemde ya…


Santralin kurulmasına karşı tepkiler her geçen gün artıyor ya…


Santral yapılmasını savunanlar yarın bir gün çıkıp “Bir taraftan fosur fosur sigara içenler diğer taraftan Termik Santralin yapılmamasına karşı çıkıyor” gibi komik bir yönteme başvurabilir.


Haberiniz olsun!