16.05.2018 11:32:14 1550 Okunma

İş işten çoktan geçti be hocalar!

Anadolu Üniversitesi bölündü…


Teknik bölümler Anadolu Üniversitesinden ayrılarak “Eskişehir Teknik Üniversitesi “ adı altında yeni bir Üniversite oluşturuldu.


Cumhurbaşkanının onayı ile Eskişehir Teknik Üniversitesi hayata geçecek.


İşte tam da bu esnada Anadolu Üniversitesi, Öğretim Üyesi alım ilanına çıkıyor.


İlan ile alınacak olan öğretim üyeleri resmen, mevcut 4 rektör yardımcısını tarif ediyor.


Zira…


İlandaki şartnameler adrese teslim bizzat o isimleri gösteriyor.


Belli ki, uzmanlık alanları Teknik olmasına rağmen 4 rektör yardımcısı, yeni kurulan Teknik Üniversiteye gitmek yerine, Anadolu Üniversitesinde kalmak istiyor.


Çünkü…


Para ve imkan burada, çile ve yokluk yeni kurulacak Üniversitede…


xxx


Haberin duyulması üzerine Anadolu Üniversitesi camiasında bir tepki doğmuş.


Çünkü…


Bu ilandaki alımlar gerçekleştiğinde adı geçen öğretim üyesi Rektör yardımcıları Eskişehir Teknik Üniversitesi’ne geçmeleri gerekirken, Anadolu Üniversitesi’nde kalacaklar, özlük haklarında da hiçbir kayıp olmayacakmış.


Kısacası…


4 Rektör yardımcısına, uzmanlık alanları teknik olmasına rağmen, Anadolu Üniversitesinde kalmalarını sağlayacak büyük bir kıyak yapılıyormuş.


Dolayısıyla…


-Üniversite yönetiminin sadece kendini düşünen bir anlayışla ve yangından mal kaçırırcasına bir davranış içine girmesi üzüntü yaratmış…


-Teknik bölümlerde olan ve Eskişehir teknik Üniversitesine geçirilen Öğretim üyeleri “Biz ne olacağız? Bize de Anadolu Üniversitesinde kalma imkanı sağlanacak mı?” diye soruyormuş.


-Rektör Naci Gündoğan’ın buna izin vermesi hayal kırıklığı neden olmuş…


Falan filan…


Elbette yapılan iş değil!


Elbette yapılan adaletli değil!


Hatta…


Yapılanlar resmen suç…


Üniversite öğretim üyelerinin bu duruma tepki göstermesi de gayet haklı gerekçelere dayanıyor…


Fakat şu var…


Anadolu Üniversitesi’nin ilk bölünme lafı ortaya çıktığında keşke:


-Aynı Öğretim üyeleri bu duruma açıkça tepki gösterebilseydi.


-Aynı konumda bölünen çoğu Üniversitenin Öğretim üyeleri gibi çıkıp, korkmadan, yılmadan “Bu karar yanlış” diyebilseydi.


-Bölünme sürecini Üniversitedeki odalarından sessizce izleme yerine kamuoyu oluşturmada keşke çaba harcasaydı.


Keşke:


-Bizler “bakın bu sadece basit bir bölünme değil. Asıl bölündükten sonra öğretim üyeleri bölünecek, çalışanlar bölünecek, bir sürü haksızlık olacak. Adalet ortadan kalkacak. Gemisini yüzdüren kaptan olacak, yüzdüremeyen kürek çekecek” dediğimizde, bu Üniversitemizden birileri de çıkıp “doğru valla. ” deseydi…


Denmedi iyi mi?


Üniversitenin orta yerinden bölünmesine sessiz kalan camia şimdi 4 rektör yardımcısının Anadolu’da kalması için çıkılan “Adrese teslim” ilan için tepki gösteriyor…


Haklısınız tepti göstermekte iş işten çoktan geçti be hocalar!


Olan oldu artık…


Bundan sonra istedikleri gibi toplar, çıkartır, çarpar, bölerler…


Aritmetiği verdik bir kere ellerine!


Kara kökünü alsalar yeridir yani!


,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,


 


Bir, İki, Üç tamam da!


 


CHP’de milletvekili adayları yıllardır tepeden belirleniyor.


Ve yıllardır bu yöntemin parti örgütü üzerinde yarattığı sıkıntılar var.


Geçtiğimiz günlerde, CHP’deki aday adayı sayısının azlığının “Nasıl olsa bu işi bize düşürmezler. Birileri kendine yakın isimleri aday yapar. Onlar da tepeden paraşütle iner” düşüncesinden kaynaklandığını, insanları bu düşünceye iten nedenin de, geçmişte yaşanmış benzeri referanslar olduğunu dile getiren bir yazı kaleme almıştık.


Zaman zaman yazılarımıza katkı sağlayan Rıdvan Aras, tespitimize hak vermekle birlikte yine önemli bir katkıda bulunmuş.


 


“Sürekli ben belirlerim düşüncesinin örgütteki heyecanı azaltacağı aşikar. Bu durumun uzun vadede ise örgütte yetişen kavrayıcı isimlerin önce hoşnutsuzluk yaşaması, buna rağmen gönül bağı ile çalışması, sonra kırgınlaşmaları ve nihayetinde uzaklaşmalarıdır.


Bu örgüt hafızası ve tarih zinciri için telafisi imkansız zarardır. Bir olur, iki olur, üç olur, sonra bu kopmalar ister istemez hızlanır. Kopmasalar bile güçleri azalır, içten içe çürür.


 Eskişehir belli bir yaşam standardındaki kenttir. Esasında kökü merkez sağa dayanır. CHP oyunu ciddi bir şekilde bu kesimden alıyor. Ancak bu hal devam ettiği sürece ve merkez sağda muhafazakar olmayan bir alternatif çıktığında, CHP bu günleri çok arar.”


Aras’ın bu katkısının ardından, CHP’de birilerinin sürekli ‘ben belirlerim’ tavrından biran önce vazgeçmesi, her şeye rağmen partisi için mücadele veren insanların da sabırlarının zorlanmaması  gerekiyor.


Aksi takdirde…


 Biraz amiyane kaçacak ama “kıçı ile inatlaşan donuna eder” gibi bir durum çıkacak ortaya…


,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,


 


Dahice cevaplar…


 


Yaşamın içinde çok da önemli olmayan görevler üstlenmiş insanlar var.


Bu insanlarla konuştuğunuzda şaşırıyorsunuz.


Zira…


Yaptığı iş ne kadar önemsiz görünse de iki kelam konuştuğunuzda ne denli dahi oldukları çıkıyor ortaya…


Dün böyle bir kişi ile sohbet ettim ayaküstü.


Yaptığı işi söylemeyeceğim ama sohbet ettiğim kişi, sokak üzerinde satış yapan bir kişiydi.


-“nasıl gidiyor?” faslından sonra sohbet derinleşti.


Gündemde olduğu için seçimleri sorduk “Ne olur? Ne biter?” diye…


-“Var ya, zerre kadar umurumda değil” dedi önce…


Ardından da:


-“Galiba Milletvekili sayısı Eskişehir’de 7’ye yükselmiş. Ben bu seçimlere 7 kişinin hayatı kurtulacak diye bakıyorum. Seçimler bana bundan fazla bir şey ifade etmiyor” demesin mi?


Ne kadar “İyi de, gelecek, çoluk çocuğumuzun yaşamı, demokratik bir ülke” falan dediysek de dikkatini dahi çekemedik kendisinin.


-“Şöyle bir halime baksana?” dedi araya girip…


Devamla da:


-“Baksana dibe vurmuşum zaten. Durumu benden iyi olanlar sadece bana bakıp kendini şanslı falan hissediyor. Aslında onlar da dibe vurmuş farkında değiller. Bundan kötü ne olabilir ki?” dedi.


Sizi bilmem ama seçimlere bakış açışı bana dahice geldi…


Hiç bu tarafından bakmamıştık meseleye…
Öyle ya…
Seçimler yapılacak, 7 kişi vekil olacak, o 7 kişinin hayatı kurtulacak, biz desteklediğimiz parti açısından bakıp, seçim sonucunda ya sevinecek ya üzüleceğiz, bir hafta sonra da dertlerimizle yine baş başa kalacağız…