14.09.2018 17:43:57 571 Okunma

Her iki taraf da karşı tarafta olacak mucizelere bağlamış ümidini…

Önümüzdeki mahalli seçimlerin iki büyük tarafı…
CHP ve AK Parti cephesi…
Kıyasıya yarışacak Eskişehir’deki belediyeleri almak için.
AK Parti 24 Haziran seçim sonuçlarıyla, mahalli seçimlere yönelik büyük bir referans ve moral sahibi oldu.
Ancak…
Buna rağmen “Eskişehir’deki belediyeler artık çantada keklik” diyemiyor…
Ağızlardan buna benzer sözler çıksa da bu çıkan sözler kendilerine de inandırıcı gelmiyor…
Öte yandan…
23 Haziran seçim sonuçları AK Parti’ye moral olurken, aynı sonuçlar CHP için bir hayli moral bozucuydu.
İşin ilginç yanı…
Kent merkezinde 3 belediyeye de sahip olan ve bu avantajla seçimlere girecek olan CHP’de de mahalli seçimlere yönelik “çantada keklik” bir durum yok.
Her ne kadar “belediyeleri yine alırız” söylemleri zaman zaman CHP’liler tarafından yapılıyor olsa da, işin o kadar kolay olmadığını bunu söyleyenler de gayet iyi biliyor.

Sonuç olarak…
Mahalli seçimlerin her iki tarafı da endişeli ve kendine tam anlamıyla güvenmiyor, güvenemiyor…
Her iki taraf da, karşı tarafta meydana gelebilecek olumsuz olayların, kendi tarafına yansıyacak olumlu sonuçları doğuracak mucizelere bağlamış tüm ümitlerini…


.....


Ne de olsa zor ve meşakkat isteyen bir görev!


AK Parti Teşkilat Başkanlığı tüm illerde yaptığı gibi Eskişehir’in coğrafi haritasını almış önüne…
Bakmış 2 büyük ilçe ve 12 küçük ilçe var şehirde.
AK Parti’nin 3 de Milletvekili var.
“Milletvekillerinden biri Odunpazarı bölgesinden, diğeri Tepebaşı bölgesinden, bir diğeri de 12 küçük ilçeden sorumlu olsun. Her 3 milletvekili de böylelikle sorumlu oldukları bölgenin parti teşkilatı ile ilgili koordinatörlüğünü üstlensin” kararını vermiş…
Bir de aldığı bu karara “Milletvekilleri bu işi dönüşümlü olarak yapsın. Odunpazarı’nın koordinatör milletvekili belli bir süre sonra Tepebaşı’nın, Tepebaşı’nın koordinatör milletvekili 12 ilçenin, 12 ilçe koordinatörü de Odunpazarı’na koordinatörlük yapsın. Böylece süreç içinde her milletvekili 3 bölgenin de koordinatörlüklerini yapmış olsun” maddesini eklemiş.
Bunun üzerine Nabi Avcı Odunpazarı bölgesinin, Harun Karacan Tepebaşı bölgesinin, Emine Nur Günay ise 12 ilçenin koordinatör milletvekili yapılmış…
Milletvekilleri açısından basit, çok da önemi olmayan, muhtemelen kağıt üzerinde kalacak bir düzenleme.
Öyle sevinilecek, mutlu olunacak, hava atılacak, Genelkurmay başkanlığına denk düşecek bir görev falan da değil yani…
Önceki gün bir tek Milletvekili Emine Nur Günay’dan geldi yazılı açıklama…
Nabi Avcı ve Harun Karacan, anlaşılan o ki, bu yeni görevleri! bizim yukarıda ifade ettiğimiz şekilde algılayıp, önemsememiş ve üzerinde dahi durmamış…
Günay ise bir hayli önemsemiş olmalı ki, “yeni görevi!” ni, bu durumu  yazılı açıklamayla kamuoyuna duyurma ihtiyacı hissetmiş…

Kendisi mi istedi bu açıklamanın gazetelere gönderilmesini yoksa yardımcıları onun adına mı yaptı bunu bilemiyoruz ama söz konusu yazılı açıklama gazetelere “Günay ilçelerin koordinatör vekil oldu” adıyla gönderilmiş…
Ne diyelim?
Hayırlı uğurlu olsun!
Ne de olsa zor ve meşakkat isteyen bir görev!


.....


Birbirlerine benzemedikçe…


Biri iktidar, diğeri Ana muhalefet partisi.
AKP ve CHP…
Sağın ve solun iki ucunda ki iki parti.
Ne görüşleri benziyor, ne siyaset yapış tarzları.
Örneğin;
AKP de kimin il başkanı olacağı aylar öncesinden bellidir. CHP’de ise, son gün aday olanın bile seçilme şansı vardır.
AKP’de biat kültürü yerleşmiştir. CHP’de ise, her üye adeta bir Genel başkan havasındadır.
AKP’de il Başkanı ve Milletvekili öyle ulu orta eleştirilmez. CHP de ise, İl başkanı ve Milletvekilinin eleştirilmediği an yok gibidir.
AKP’de öyle kavga gürültü olmaz. Olsa bile bu dışarıya yansımaz. CHP’de ise kavgasız gün geçmez.
AKP’de, parti içi yarış yoktur. CHP’de ise siyaset, parti içi yarış üzerine inşa edilmiştir.
AKP’de iş başına getirilen yöneticilere saygı duyulmak zorunluluğu vardır. CHP’de ise iş başına gelen yöneticilere eleştiri ve muhalefet esastır.
AKP’de ciddi çalışma esastır, CHP de ise çalışma pek sevilmez.
AKP, İlçe ve Beldelere sık sık ziyaret düzenler. CHP ise aynı ilçe ve beldelere tabela asmak için bile zor gider.
AKP en küçük bir programda bile hemen organize olur. CHP ise en büyük organizasyonda yöneticilerin yarısını dahi bulamaz.
AKP de teşkilat ile Belediye Başkanları arasında göstermelik de olsa birlik görüntüsü vardır. CHP de ise, Teşkilat ile Belediye Başkanları arasında ki husumet açık açık ortaya konur.
AKP, Camilerde, Kahvehanelerde ve evlerde siyaset yapmayı sever. CHP ise mekanlarda.
AKP seçim kazanmak için her yolu dener. CHP ise seçim kaybetmek için ne gerekiyorsa yapar.
AKP, toplantı üstüne toplantı yapmayı sever. CHP ise, "Kavga çıkar" endişesiyle toplantı yapmaktan kaçar.
AKP de esas olan yukarıdakilerin kararıdır. CHP de esas olan ise herkesin kendi kararı.
AKP’de "Seçimin önü arkası olmaz. Büyüklerimiz bilir" düşüncesi vardır. CHP’de ise Önseçim isteği kaçınılmazdır.
AKP’de adaylar açıklanınca, herkes o aday etrafında toplanır. CHP’de adaylar açıklanınca ilk tepki partililerden gelir.
AKP’de geçmişi kurcalama huyu yoktur. CHP de ise, geçmişle ilgili bol bol kuyruk acısı vardır.
İşte bu yüzden…
AKP nin aldığı oy, yapılan bunca ciddi çalışmaya rağmen alınmış oydur. CHP nin aldığı oy ise, hiçbir şey yapılmadan alınan oydur.
Sözün kısası.
AKP’de biat etmek için büyük uğraş vardır, CHP’de ise biat etmeme direnci.
Belki de bu yüzden AK parti hep iktidarını muhafaza edebiliyor.
Belki de bu yüzden CHP hep muhalefette kalıyor.
Bu tespitlerin ardından…
CHP’nin AK Partileşmedikçe iktidar olma, AK Parti’nin de CHP’lileşmedikçe iktidardan düşme şansı az gibi…


.....


Biraz da gülmek lazım


Temel, kahvehanede arkadaşlarına av maceralarını anlatmaktadır:
- Geçenlerde ormana ava gittum. Birden bi ayi ile karşulaştum. Tüfeği atıp kaçmağa başladum. O
da beni kovalamaya başladi. Tam ayinun nefesini ensemde hissettuğum anda ayi kayup yere
düşti. Bu durumu fırsat bilip arayi açmağa çaliştum. Ama ayi gene peşima düşti. Gene tam nefesini ensemde hissettuğum anda ayitekrarkayup yere düşti. Ben tekrar arayi açmağa çalıştum.
O arada Dursun, dayanamayarak sorar:
- Ula Temel, çok cesaretli adamsun. Ben senun yerinde olsam, altuma ederdum.
Temel atılmış:
- Ula sen ayinun neye basup kayduğunu zannedeysun?