12.10.2018 18:52:48 692 Okunma

AK Parti’nin aday belirlemedeki zorluğu…

Tabii ki sevmeyeni, beğenmeyeni, onaylamayanı ve tercih etmeyeni olacaktır ama…
CHP’li mevcut belediye Başkanları:
-Eskişehir’de doğmuş ve Eskişehir’de yaşayan isimler.
-Şehirde tanınırlığı ve bilinirliği olan kişiler.
-Birkaç dönemdir görev yapıyor olmanın avantajına sahipler.
-Keskin particilik ve keskin solculuk yapmıyorlar.
-STK’lar ve şehrin kanaat önderleri üzerinde etkileri var.
-Merkez Sağ ve milliyetçi seçmenden oy alma kabiliyetleri mevcut.
-Yönettikleri belediye hizmetlerinin önemli bir bölümünü çocuklar, gençler ve kadınlar için kullanıyorlar.
- Şehrin hassasiyetlerini iyi tespit ederek ülkede örneği olmayan ilk projeleri hayata geçiriyorlar.
-"Hükümetin engellemesine ve bütçe vermemesine rağmen, imkânsızlıklar içinde bunları yapıyoruz" söylemleri kamuoyunda karşılık buluyor.
- Şehir gündemini belirlemede ve tartışma başlatmada etkili oluyorlar.
- İletişim ve halkla ilişkiler yöntemlerini son derece iyi kullanıyorlar.
- Şehirde yapılan etkinliklerin büyük bölümüne mutlaka katılıyorlar.
- Şehir nüfusu içinde önemli bir yer tutan farklı kimlik sahibi kitlelerle iyi ilişki içindeler. Bu kesimlerin desteğini alabiliyorlar.
-Şehrin sosyal yaşamını bir kazanım olarak görenlerin taşıdığı hassasiyetin adeta savunucusu ve bekçisi konumundalar.
İşte saydığımız bu özellikler yüzünden AK Parti’nin önümüzdeki mahalli seçimlerde işi pek kolay değil…
Zira…
AK parti Eskişehir’de CHP’li bu isimlerle yarışacak olan, Eskişehir’de doğmuş ya da yaşamış, tanınırlığı, bilinirliği ve karşılığı olan, belediye avantajlarına karşı yarışabilecek, keskin partici olarak bilinmeyen, STK ve kanaat önderleri üzerinde etkili olabilecek adaylar bulmak zorunda…
Dahası…
Merkez sağ ve milliyetçi oyları alabilecek, şehir gündemini belirleyebilecek, iletişimi mükemmel, farklı kimlik sahibi kitlelerle rahatlıkla ilişki kurup, destek alacak özellikte adaylar belirlemek durumunda.

Hatta…
Şehrin taşıdığı hassasiyetleri koruma güvencesini verip, şehrin seçmenlerini bu samimiyetine inandıracak vasıf ve özellikte adaylar ortaya çıkartmak konumunda…
AK Parti, sözünü ettiğimiz kalibrede isimleri bulup aday olarak ortaya çıkartabilirse ne ala…
Çıkartamaz ise çok fena…
Çünkü ne derseniz deyin, önümüzdeki seçimlere yönelik CHP’nin göstereceği adaylar açısından ortada bir avantaj mevcut…


.....


10 gündür konuşulan açılış konuşması…


Anadolu Üniversitesi Rektörlüğüne Prof Dr Şafak Ertan Çomaklı atandı.
Doğrusunu söylemek gerekirse, Anadolu Üniversitesi’ne Polis Akademisi Başkanlığı ve Polis Amirleri Eğitim merkezi müdürlü yapmış bir ismin Rektör olarak atanmasını yadırgamıştık.
Hele hele…
Atamanın hemen sonrasında ataması yapılan Çomaklı ile ilgili olarak bazı gazetelerin “Fetö avcısı” başlığı ile yaptığı haberler karşısında biraz da şaşırmıştık.
Şaşkınlığımız:
Elbette Fetö gibi korkunç bir terör örgütüyle mücadele topyekûn bir mücadeleyi gerektirirken, söz konusu mücadelenin bir Üniversite Rektöründen ziyade, Emniyet, İstihbarat ve benzeri kurumların öncelikli görevi olduğunu, Üniversite Rektörü’nün öncelikli görevinin ise eğitim-öğretim olduğu düşüncesi taşımamızdan ötürüydü.
Ne yalan söyleyelim:
Tercihimiz, Anadolu Üniversitesi Rektörü olacak ismin yine Anadolu Üniversitesi içinden çıkacak  bir kişi olmasından yanaydı.
“Bizim delimiz elin veli’sinden iyidir” misali, akademisyenliği esnasında yöneticilik görevlerinde de bulunmuş, kurumu ve kurumda çalışanları tanıyan bir ismin Üniversiteye daha faydalı olabileceğini düşünmüştük…
Atamanın hemen ardından Çomaklı’nın “İsmin polis Akademisiyle birlikte anılıyor ama benim bir de Akademisyenlik geçmişim var. Ben öncelikle akademisyenim” açıklaması bize ister istemez “Dur bakalım. Belki de biz yanlış düşünüyoruz” dedirtti.
Bunun üzerine…
“Nasıl olsa Üniversite’nin yeni eğitim öğretim yılı açılışında yapacağı konuşma ve sonrasında ortaya koyacağı yönetim anlayışı, gidişatın ne yönde olacağının ipuçlarını verecektir” dedik ve beklemeye başladık.
Nihayet o gün geldi.
Anadolu Üniversitesi’nin yeni eğitim öğretim yılı törenle açıldı ve Üniversite’nin yeni Rektörü açılış töreninde ilk konuşmasını yaptı…
İşte o konuşmayı yaptığı günden bu yana 10 günlük bir zaman geçti…
Ve o açılış konuşması, dışarıda 10 gündür hala öyle ya da böyle tartışılıyor…
Çünkü Çomaklı’nın o törende yaptığı konuşmanın büyük bölümünün, hain fetö terör örgütüne yönelik personel, öğrenci ve velileri uyaran nitelikte olması, kendisinden daha akademik bir konuşma bekleyenlerde yaratmış olduğu bir hayal kırıklığı açıkça hissediliyor…
Üniversite eğitiminin Dünya’da ve Türkiye’deki mukayesesi, Anadolu Üniversitesi’nin bu eğitimdeki yeri ve gelecekte hedefinin ne olacağına ilişkin bir şeyler duyma beklentisi içinde olanların, yapılan açılış konuşması ile tatmin olmadıkları da biliniyor.
Sonuç olarak söylemek istediğimiz şu:
Anadolu Üniversitesi Rektörü Çomaklı’nın, gerek şehirde ve gerekse kurumundaki çalışma arkadaşlarının daha fazla güven kazanabilmesi, kamuoyuna karşı öncelikle akademik kişiliğini ve davranışlarını daha fazla ortaya çıkartıp sergileyebilmesini gerektiriyor…
Bu yapılabilirse ne ala…
Yapılamaz ve bu yönde ilerleyen imaj devam ederse, hiç de hoş olmayan bir algı yerleşir ki, bu da bir eğitim yuvası kimliğiyle bağdaşmaz…
Zira…
Bu şehirde hiç kimse Üniversiteyi bir karakol, rektörünü de bir emniyet görevlisi olarak tanımak ve anmak istemez…
Çünkü…
Bu şehirde yaşayanların, şehri ile gurur duydukları hemen her şeyin arkasında Anadolu Üniversitesi, üniversitenin ülke eğitimindeki  konumu ve verdiği eğitimin kalitesi vardır…


.....


Dikkatimizi çeken 2 haber…


Her gün ajanslardan düşen birkaç ilginç haber mutlaka dikkatinizi çeker…
Bazıları düşündürücüdür bu haberlerin bazıları ise gülünçtür…
Zaten dikkatinizi çekme nedeni de sıra dışı bulmanızdır bu haberleri…
Dün ajanslardan düşen 2 ayrı haber de bizim dikkatimizi çekti…
Gülmedik ama bir hayli düşündük desek yalan olmaz…
Haberlerden biri, Doğalgaz’a birbiri ardına gelen 3 zamdan sonra yünden yapılmış don’ların satışının adeta patladığına dair haberdi…
Doğalgaz’ın birbiri ardına 3 zam gördüğüne mi üzüleceğimizi yoksa yün don satışının patlamasına mı sevineceğimizi bilemedik doğrusu!
Diğer haber ise 2018 başından bu yana Türkiye’de 148 Suriye ortaklı şirket kurulduğuydu…

Dikkatimizi çeken 2 haber de ülke ekonomisi açısından bakıldığında bir hayli düşündürücüydü…