11.01.2019 18:52:23 644 Okunma

Bu 5 özelliğin peşine düşmeyen mutlaka kendini düşünüyordur…

Aday tanınır olmalı…
Seçimde bu özellik bir hayli önemlidir.
Zira…
Seçim süreci çalışmalarında tanıtım için ayrıca bir zaman ve gayret harcaması gerekmez.
Her şey daha kolay yürür…

Aday bilinir de olmalı…
Çoğu tanınırlıkla bilinirliğin aynı özellikler olduğunu zanneder ama bu iki özellik birbirinden farklıdır.
Zira…
Çoğu tanıdığınız insanın çoğu özelliğini bilmediğiniz olur.
Aday güvenilir olmalı.
Bu özellik de en az adayın tanınır ve bilinir olması kadar önemlidir.
Zira güven ile ilgili bir sıkıntısı olan insanların tercih edilmesi mümkün değildir.
Hiç kimse, kendisine ait olmayan bir malı ya da yetkiyi güvenmediği birine vermek istemez.
O yüzden mal vereceği, yetki vereceği, oy vereceği kişide güvenilirlik arar.
Güvenilirlik sağlayan aday, kendisine en uzak siyasi parti seçmeninden bile rahatlıkla oy alabilir.
Güvenilirliği sağlayamayan aday ise, kendi partisinin seçmeninin dahi oyunu alamaz.
Aday koltuğu doldurmalı…
Bu özellik de en az tanınırlık, bilinirlik, güvenirlik kadar önemli bir kriterdir adaylar için.
Hatta…
Bu üç özelliği tamamlayan, olmazsa olmaz dördüncü özelliktir.
Öyle ya…
Tanıdığınız, yakından bildiğiniz, hem de güvendiğiniz biri, o görevi yapacak bilgi, beceri ve donanıma sahip olmayabilir.
Teslim ettiğiniz görevi layığı ile yerine getirme
Aday samimi olmalı…
Yukarıda sıraladığımız dört önemli özelliği pekiştiren bir diğer özellik ise samimiyettir.
Gerçekten olduğu gibi mi yaşıyor yoksa rol mü yapıyor?
Hareketlerinde, davranışlarında, diyaloglarında samimiyse bu büyük bir avantaj ama değilse ve bunu da bir şekilde hissettiriyorsa, diğer dört özelliğe sahip olması hiçbir anlam ifade etmez.
Sonuç olarak…
Şehri yönetmeye talip insanlarda yukarıda saydığımız bu 5 özellik mutlaka bulunmalı.
Şehri yönetmeye talip insanlar arasında seçim yaparken de bu 5 özellik mutlaka aranmalı.
Eğer birileri, bu 5 özelliğin olup olmadığına dahi bakmaksızın başka birilerinin seçilmesini istiyorsa, o birileri mutlaka kendi kaybedeceklerinin endişesini yaşıyordur…
Eğer birileri, bu 5 özelliğin birini dahi üzerinde taşımayan birinin seçilmesini istiyor ve destekliyorsa, o birileri geleceklerini de resmen ona bağlamıştır.
Bizden söylemesi…


.....


 


Siyaset ve siyasetçi…


-"Politikacılar, Nehri olmayan bir yere bile köprü kurma sözü verirler"
-"Hata yapmak insanlara özgüdür. Bunu başkalarına yüklemek ise politikadır.
-"İyi bir partili, başkasının doğum gününü hiç unutmayıp, kaç yaşında olduğunu ise hiç hatırlamayandır"
-"Politikacı, hakkında hiçbir şey bilmediği toplantıya katılmakta hiç bir mahsur görmeyen kişidir"
-“Politikacı için tehlike, insanların hatırlayabileceği şeyler söylemektir"
Gördüğünüz gibi siyaset ve siyasetçi ile ilgili pek çok söylenmiş olumsuz söz var.
Peki siyasetçiler bu sözleri hak ediyor mu?
Ediyor ki söylenmiş…
Hak etmediğine inanıyorsanız, siyasetçiler tarafından önümüzdeki seçim için söylenecek söylem ve vaatleri takip edin…
Yukarıdaki sözlerin bedavaya söylenmediğini göreceksiniz…


.....


Özür dilemek hatalı olduğunu kabul etmek midir?


‘Özür dilerim’ demenin anlamı kültürden kültüre değişiyor. Bazı kültürlerde özür dilemek hatanın salt kabulü anlamına geliyor ve utanç verici, onur kırıcı bir durum olarak görülüyor. Bu kültürlerde, kişiler genellikle, kendisinin hatalı olduğunu bilse bile karşı taraftan özür dilemekten kaçınıyor. ‘Büyük, küçükten özür dilemez’, ‘Özür dilemek büyüklüktür.’ gibi ata sözleri de bu gerçeği ortaya koyan kanıtlar.
Bazı kültürlerde de durum tam tersi. Hatanın kimde olduğundan bağımsız olarak, bir sorun yaşayan taraflar birbirleri ile iletişime açık ve karşı tarafla empati içinde olduklarını ifade etmek için ‘özür dilerim’ diyorlar.
Yazıya internet üzerinde rastladık.
İlgimizi çekti ve düşündürdü…
Özür dilemenin bizim kültürümüzde ne anlama geldiği sorusunu sorduk kendi kendimize…
İkisi de değil…
Çünkü…
Bizde, özellikle de son yıllarda özür dileme gibi bir eylem hiç mi hiç söz konusu olmadığı için, herhangi bir anlam da taşımıyor zaten…


.....


 


Kahve 9 lira…


Eskiden bir ekmek ile bir gazetenin fiyatı aynıydı.
Bir gazete ile bir ekmek alan, ekmeği gazeteye sarıp evine giderdi.
Eskiden bir bardak çay fiyatının iki katıydı bir fincan kahve…
Bir fincan kahve parasıyla 2 çay içerdiniz…
Aslına bakarsanız “eskiden” dediğimiz çok da eski değil hani.
Şunun şurasında 10-12 yıl anca…
Dün bir arkadaşımız söyledi…
Bir Cafe’de kahve içmiş ve 9 lira ödemiş…
Bir fincan Türk kahvesi yani…
9 Türk lirası…
Demek ki bir fincan kahvenin hatırı 40 yılı katlar hale gelmiş anlaşılan…


.....


Biraz da gülmek lazım


Patron Sekreterine
Bir haftalığına iş için yurtdışına çıkacağız. Ona göre hazırlan.
Sekreter kocasını arar :
Patronla bir haftalığına yurtdışına çıkacağız. Sen başının çaresine bakarsın.
Kocası sevgilisini arar :
Karım bir haftalığına yok. Bu haftayı beraber geçirelim.
Sevgili Özel ders verdiği minik çocuğu arar :
Bu hafta sana ders veremicem. Gelmene gerek yok.
Minik çocuk Dedesini arar :
Dedecim. Bu hafta dersim yok. Öğretmenim yok.Bu haftayı beraber geçirelim.
Dede (1.bölümdeki patron olur) sekreterini arar :
Bu haftayı torunumla geçireceğim. Gezimiz iptal oldu. Gidemicez.
Sekreter kocasını arar :
Gezimiz iptal oldu. Gidemicez.
Koca sevgilisini arar :
Bu hafta beraber olamıcaz. Karımın gezisi iptal oldu.
Sevgilisi ders verdiği minik çocuğu arar:
Bu hafta sana ders verebileceğim. İşlerim ipt al oldu.
Minik çocuk Dedesini arar:
Dedecim. Öğretmenimin işleri iptal oldu. Bu hafta beraber olamıcaz. Çok üzgünüm.
Dede sekreterini arar :
Merak etme. Bu hafta yurt dışına çıkabileceğiz. Hazırlıklarını yap…