12.01.2019 12:45:02 995 Okunma

Hadi şimdi bir de teşkilatları ve gücünü görelim bakalım!(Dün gece AK Parti genel merkezi Tepebaşı Belediye başkan adayı olarak İbrahim Kaynarcayı geri çekip yerine Hasan Tuç’u aday gösterdi)

AK Parti’de, neredeyse kurulduğu günden bu yana devam eden bir serzeniş vardı.
Serzeniş suydu:
-“Nedense belediye başkan adaylarımız hep dışarıdan geliyor. Parti içinde partililiği tescilli o kadar isim varken partili olmayan isimler aday yapılıyor. Teşkilat sürekli göz ardı ediliyor”
Serzenişin haklı yönleri yok değildi hani…
Zira…
Bir-iki isim dışında AK parti’nin belediye başkan adaylarının çoğunluğu, o güne kadar AK Partili olmayan ya da yasal zorunluluktan dolayı olamayan ve dışarıdan getirilen isimlerdi.
Yine çoğu AK Partili, seçim yenilgilerinin nedenini buna bağladı.
Her yenilgiye uğranan mahalli seçimler sonrasında AK Partililer şu yorumu yaptı:
-“Eğer dışarıdan bulunan adaylar yerine, partide görev almış, partililiği tescil edilmiş adaylarla seçimlere girmiş olsaydık, sonuç böyle olmazdı”
AK parti bu seçimde yani önümüzdeki mahalli seçimlere farklı giriyor.
Bu defa dışarıdan aday yok…
Büyükşehir adayı Burhan Sakallı eski Odunpazarı Belediye başkanı.
Odunpazarı adayı, partinin eski Odunpazarı ilçe başkanı.
Tepebaşı adayı ise yine partinin eski Tepebaşı ilçe başkanı…
Üçü de partili ve partililiği tescilli isimler.
Üçü de parti teşkilatını temsil eden isimler…
Dolayısıyla, partideki bugüne kadar yapıla gelen serzenişler bu seçim için yapılamayacak…
Kısacası, herhangi bir seçim yenilgisi yaşanması halinde, böyle bir bahane öne sürülemeyecek…
Aslına bakacak olursanız önümüzdeki mahalli seçimler AK Parti açısından bir anlamda “Dışarıdan gelen adaylarla kaybediyoruz. Partili adaylarla olsa kazanırdık” serzenişinin doğru ya da yanlış olduğunu ortaya çıkartacak seçimler olacak…
Bakalım “Dışarıdan gelen adaylarla kazanamıyoruz” diyen AK Partililer, partili adaylarıyla seçimleri kazanabilecek mi?

Yoksa…
Filmin sonu yine aynı mı bitecek?
Hep birlikte göreceğiz…


 


.....


 


Bu ittifaklar seçime kadar sağlıklı kalabilecek mi?


 


İttifakların Eskişehir’deki hal ve gidişlerine bakacak olursak:
MHP’liler, çoğu yerde aday çıkartılmayacak ve AK Parti adaylarına destek verilecek olmasından son derece rahatsız.
Bunu açık açık dile getirenler de mevcut.
MHP’nin aday çıkartacağı ilçelerde ise AK Partililer contayı yakmış durumda…
Seçme kadar ne olur ne biter bilemeyiz ama ittifak içinde huzur olduğunu söylemek zor.
Diğer ittifak içinde de durum hiç farklı değil…
CHP’nin aday çıkartacağı ilçelerde İYİ Partililer, İYİ Parti’nin aday çıkartacağı yerlerde CHP’liler isyan ediyor.
Her iki partinin d aday göstereceği söyleyen bölgelerde her iki partinin de sıkıntısı had safhada.
Durum böyle olunca insan kendi kendine “Bu ittifaklar seçime kadar sağlıklı bir şekilde nasıl yürüyecek?” diye ister istemez soruyor.
Dahası bu durum bir fıkrayı da hatırlatmıyor değil hani…
Duymuşsunuzdur mutlaka:
 Uyanık profesörün biri aslanla kuzunun aynı kafeste yaşayabileceğini iddia etmiş.
“Yapamazsın! Bu mümkün değil!” demişler.
“Deneyeyim de görün “ demiş profesör…
…Ve hayvanat bahçesinde deneme başlamış.
İtiraz edenler bir hafta sonra gelip bakmışlar ki, kuzuyla aslan aynı kafeste!
“Bunu nasıl yaptın?” diye şaşkınlıkla profesöre sormuşlar.
O da cevap vermiş:
 “Çok basit! Her gün kafese yeni bir kuzu koyuyoruz!”
Diyeceğimiz o ki: her iki ittifak da seçime kadar devam ederse, tıpkı fıkrada olduğu gibi edecek anlaşılan…


 


.....


 


Biraz da gülmek lazım


 


Yaşlı çift evliliklerinin kırkıncı yıl dönümünde paraya kıymışlar, Avustralya’da tatil yapmaya karar vermişlerdi. Uçağın penceresinden saatlerdir okyanusu seyrediyorlardı. Sessizliği pilotun anonsu bozdu:"Sayın yolcularımız! Korkarım size kötü bir haberim var. Motorlarımızdan biri sustu, diğeri de susmak üzere. Acil iniş yapmak zorundayız."
"Neyse ki altımızda haritada görülmeyen bir ada var ve sahiline inmeye çalışacağız."
"Bunu başarabilirsek tek sorunumuz bizi bulabilmeleri için dua etmek olacak."
Uçak minik adanın kumsalına başarılı bir iniş yaptı, kimsenin burnu kanamadı.
Uzun bir rahatlama sessizliğinden sonra adam karısının ellerini tuttu,gözlerine endişeyle baktı;
"Mona, bu ayki kredi kartı borcunu ödemiş miydin?" "Hayır sevgilim,unutmuşum. Kızdın mı?"
Adam endişeyle yine sordu: "Araba kredisinin taksitini ödemiş miydin?" "Özür dilerim canım, onu da ödememiştim."
Yaşlı adam karısının ellerini bıraktı ve kırk yıldır yapmadığı şekilde ona sıkı sıkıya sarıldı. "Aferin". Karısı şaşkın, korkarak sordu. "İyi misin tatlım?"
"Hiç olmadığım kadar. Çünkü bankacılar bizi kesin bulur!"