12 Şubat 2019 Salı 737 Okunma

Partilerin ve adayların seçimi değil bu…

Önümüzdeki seçim, partilerin seçimi falan değil.
Önümüzdeki seçim, başkan adaylarının seçimi de değil.
Önümüzdeki seçim, başkalarına kaybettirmek için bunu büyük bir fırsat olarak bekleyen ve kollayanların seçimi…
Önümüzdeki seçim, partisinden aday olamayanların partisi ve gösterdiği adayı cezalandırma seçimi.
Önümüzdeki seçim, parti aday göstermediği için başka partiden aday olanların, partisi ve adayına kaybettirme seçimi.
Önümüzdeki seçim, aday olmadığı için karşı partiye alttan alta çalışacakların seçimi.
Önümüzdeki seçim, aday gösterilmediği için başka partilere açıktan açığa hizmet edeceklerin seçimi.
Önümüzdeki seçim, “beni aday yapmadınız, sonuç böyle oldu” demek için can atanların seçimi…
O kadar çok k sayıları…
Kaybeden parti ve adayı onlar yüzünden kaybedecek…
Kazanan parti ve adayı onlara rağmen kazanacak…


.....


 


Durup yol veriyoruz ama yüreğimiz de ağzımıza geliyor…


Araç kullanırken:
Trafik ışıklarının olmadığı yerlerde eğer yaya geçidi varsa ve kaldırım üzerinde de yayalar karşıya geçmeyi bekliyorsa, genellikle durup geçmelerini işaret ediyorum.
Ancak…
Bunu her yapışımda yüreğim adeta ağzıma geliyor…
Olabilecek iki olaydan korkuyorum her defasında.
Birincisi: yayalara yol vermek için durduğum sırada arkadan gelen aracın fren bile kullanma ihtiyacı duymadan aracıma akadan çarpacağı ihtimali…
İkincisi ise: Benim durarak yol verdiğim yayaların, yanımdan hız dahi kesmeden geçen araçların altında kalma ihtimali.
Kısacası.
Şu sıralar trafikte yaya öncelikli bir uygulama başlatıldı.
Uygulama çerçevesinde her araç yaya geçitlerinde durup, karşıya geçmeyi bekleyen yayalara yol vermek zorunda…
Son derece yerinde ve gerekli bir uygulama bu.
Çoğu yaya bu güzel hazır…
Çoğu aklı başında ve kurallara uymayı alışkanlık haline getiren sürücüler de bu medeni davranışa hazır.
Ancak…
Ne yazıktır ki hala buna hazır olmayan, direksiyon başında oturduğunda bütün yolların kendine tahsis edildiğini zanneden, doğuştan korna ile doğmuş ve bundan sonrası için de hiçbir düzelme emaresi bulunmayanlar var…


.....


 


Ne zaman bir tartışma yaşansa…


Ülkemizde demokrasi’den tutun da ekonomiye kadar her türlü konuda bir  tartışma yaşansa  aşağıdaki fıkra geliyor akla…
Trende biri çok şişman, öteki çok zayıf iki kadın aynı kompartmana düşmüşler.
Zayıf kadın kalkıp, kopmpartmanı ısıtan kalorifer kolunu ‘sıcak’ yazan tarafa getirir. Çok geçmeden bu kez şişman kadın kalkıp ve kalorifer kolunu ‘soğuk’ yazan ayna çevirir.
Az sonra yeniden üşüyen zayıf kadın kalkıp, ‘sıcak’ tarafa… Şişman kadın terleyerek kalkıp ‘soğuk’ tarafa… Derken kondüktör gelir. İkisi birden şikayete başlarlar..
Şişman kadın:
-“Sıcaktan bayılacağım…. Sönsün şu!”
Zayıf kadın:
-“Titriyorum soğuktan ne olur yansın” der.
Kondüktör gülerek der ki:
-“Hanımlar, boş yere tartışıyorsunuz… Kaloriferimiz bozuktur. Çalışmıyor ki!”


.....


Ülkede garip şeyler oluyor…


Meyve-sebze fiyatlarındaki yükseliş üzerine hükümet belediyeler aracılığıyla Tanzim Satış mağazaları benzeri bir uygulamaya başladı.
Pazar ve marketlerdeki fiyatlardan çok da farklı olmayacak bir biçimde vatandaşa doğrudan sebze ve meyve satışları başlatıldı.
Kurulan sebze-meyve satış yerlerinin önünde kuyruklar oluştu.
Uygulama benzerinin temizlik malzemeleri için de yapılacağı duyuruldu.
Buraya kadar iyi güzel de…
Bu uygulamayla birlikte ortaya şöyle bir durum çıktı…
Devlete ait olan Köprü, yol ve Hastaneleri özel sektör işletirken, özel sektörün üretip yetiştirdiklerini devlet satmaya başladı…


....


Duygular, akıl ve mantığın
önüne geçtiği müddetçe…


Bilim insanları üşenmemiş, oturup araştırmış…
Özellikle Türkiye’de karar verirken yüzde 60 duygular etkili oluyormuş.
Hafıza’nın karar vermede sadece yüzde 20 etkisi varmış…
Diğer taraftan…
Akıl ve Mantık ile diğer nedenlerin etkisi de birbirine eşitmiş. Yani yüzde 20 imiş…
Aynı bilim insanları bu araştırma ile ilgili şunu söylüyormuş:
-“Karar verirken aklı ve mantığı kullananların oranı yüzde 60’lara çıkmadıktan, yani duygularla karar vermekten vazgeçmedikten sonra verilen kararların doğru çıkma olasılığı olmaz.”
Vallahi biz demiyoruz…
Onlar söylüyor…


.....


Biraz da
gülmek lazım


Adamın biri bir gün yolda giderken otostop yapan bir kedi görür, durur ve arabaya alır. Kedi ön koltuğa geçer ve dile gelir:
"Ben aslında bir insanım, eğer beni bir kere öpersen çok güzel bir prenses haline gelirim." der.
Adam güler ve arabayı sürmeye devam eder. Kedi tekrar dile gelir:
"Eğer benim başımı okşarsan çok güzel bir prenses olacağım ve seninle 1 hafta kalmaya razıyım." der. Adam tekrar güler ve iki elini de direksiyondan ayırmayarak sürmeye devam eder. Kedi sıkılmaya başlar ve der ki:
"Eğer benim başımı okşar ve güzel bir prenses haline çevirirsen seninle bir hafta kalırım ve istediğin herşeyi yaparım."
Adam yine güler,sonunda kedi dayanamaz:
"Senin neyin var? Sana çok güzel bir prenses olduğumu ve beni öpersen 1 hafta seninle kalıp istediğin herşeyi yapacağımı söyledim. Neden beni öpmüyorsun?"

Sonunda adam cevap verir:
"Bak ben bir mühendisim. Konuşan bir kedi, bir prensesten çok daha ilginç geliyor."