18 Mayıs 2019 Cumartesi 620 Okunma

Vahimlik durumlar…

İstanbul’da seçimlerin iptali vahim bir olaydı.
YSK’nın gerekçeli kararı hala açıklayamaması da vahim bir olay olarak tarihe geçti.
İptal gerekçesi olarak ilk etapta sandık kurulu ile ilgili uygulamaların olması da vahimdi.
Seçimler, sandık kurul başkan ve üyelerinin hukuki durumlarıyla ilgili olarak iptal edilmesine rağmen, ortada oy çalınmasıyla ilgili ne bir şikayet ne de bir tespit olmamasına rağmen, AK partililerin seçim iptaline ilişkin “Çünkü çaldılar” demesi de vahimdi.
Kısacası…
İstanbul seçimlerinde başından bu yana pek çok vahim olay yaşadık.
Fakat en vahimi neydi biliyor musunuz?
Bana göre en vahimi, oy kullanmayı bilmediği için kullandığı oyu geçersiz hale getiren binlerce seçmendi.
“Vurun mührü ampulün üzerine” denildiği için, gerçekten mührü oy pusulasında yer alan parti ambleminin üzerine basanların durumuydu.
AK parti’nin, tekrarlanacak İstanbul seçimlerinde pek çok olumsuz etkenin yanı sıra işi neden zor biliyor musunuz?
Zor, çünkü seçimlere birçok dezavantaj ile girecek olmasının yanı sıra bir de oy kullanmayı beceremeyip, verdiği oyu geçersiz hale getiren seçmenlerin oylarıyla İstanbul’u kazanmaya çalışacak.
Böyle de bir vahimlik durum var yani!


.....


Her belediye başkanı ilçesinde ikamet etse…


Kırsal ilçe belediye başkanları, başkanlık yaptığı ilçede oturmaz.
Bazılarının, başkanlık yapıp yönettiği ilçede evleri dahi yoktur.
Sabah Eskişehir’deki evlerinden yola çıkıp ilçeye giderler.
Mesai bittikten sonra da geri Eskişehir’e dönerler.
Akşam saatlerinde ya da hafta sonları ilçede bir olay vuku bulsa, zamanında olaya müdahale edemezler.
Bu durumu zaman zaman yakınma konusu olarak dile getiririz.
Aslında bu yakınmanın asıl sahipleri, o ilçelerde yaşayan halktır.
İlçe belediye başkanlarının mensup olduğu parti içinde de benzeri yakınma sık sık yapılır.
Sonuç olarak ilçe belediye başkan adaylarının, o ilçede, o ilçe halkıyla birlikte yaşayan insanlardan tespit edilmesi istenir.
Aslına bakarsanız, Eskişehir’in ilçeleri 2 bin ila 20 bin arasında nüfuslara sahiptir.
Bu denli az bir nüfusla, 7-8 mahalleyi geçmeyen ilçelerin belediye bakanlarının altında, belediye bütçeleriyle alınan milyonluk makam araçları bulunur.
Yönettikleri ilçelerin küçüklüğü göz önüne alındığında, bu denli değerli makam araçlarının fuzuli olduğu apaçık ortadadır fakat, buna rağmen ilçe belediye başkanları altlarındaki lüks makam araçlarından vazgeçmez.
Çünkü o ilçede oturmadıkları için, her gün Eskişehir’den ilçeye gelip gittikleri için o araçları lüks olarak değil, ihtiyaç olarak görürler.
Halbuki bal gibi de lükstür o makam araçları…
Her belediye başkanı, başkanlık yaptığı ilçede ikamet etse, bu lükse de gerek kalmaz, böyle bir savurganlığa da…


.....


Göç dışarıdan mı gelecek?


Tapu Kadastro Yabancı İşler Daire Başkanlığı Yabancıların Türkiye’ye yaptıkları yatırımlarda ilk 10’a giren şehirleri sıralamış.
Listede Eskişehir en çok yatırım yapılan 7. İl olmuş.
Burada yatırım elbette gayrimenkul anlamında gerçekleşiyor.
Yatırım yapan yabancıların ise Körfez ülkeleri olduğu ifade ediliyor.
Bu şu demek:
Eskişehir, Arap ülke vatandaşlarının en çok gayrimenkul satın aldığı 7’nci il konumunda.
Eskişehir’in tarifi yapılırken, şehrin ülkenin diğer bölgelerinden göç almıyor olması en önemli özellik olarak ortaya çıkıyordu.
Yukarıda vermiş olduğumuz rakamlar bizi biraz düşündürdü.
Biz iç göç almıyor diye sevinirken, asıl göç gayrimenkul sahibi olmak suretiyle dışarıdan gelecek galiba  bu gidişle…


.....


Eşek bile aynı kuyuya iki kere düşmezken…


-Japonya’da deprem olmuş, çok can kaybı yaşanmış.
Ders çıkartmış adamlar…
Bütün tedbirleri almışlar.
O günden bu yana aynı şiddetli depremler sürekli oluyor, tek bir can kaybı yaşanmıyor.
Dedik ya: Ders çıkartmış adamlar.
-Güney Amerika’da yanardağ patlamış, çok can ve mal kaybı yaşanmış.
Ders çıkartmış adamlar.
Bütün tedbirleri almışlar.
O günden bu yana zaman zaman aktif hale geliyor volkan. Tek bir can kaybı olmuyor.
Çünkü çevresindeki yerleşim yerleri buna göre dizayn edilmiş.
Anında boşaltılıyor.
Dedik ya: Ders çıkartmış adamlar.
-Tuna Nehri taşmış zamanın birinde. Boğulan boğulana.
Ders çıkartmış adamlar.
"Yine olabilir" diye çelikten setler yapmışlar şehri korumak için.
Benzeri seller olmuş da.
Metrekareye 80 litre yağış düşmüş. Nehir taşmış. Sadece iki alkollü şahıs kaybolmuş taşan sularda.
Dedik ya: Adamlar Ders almış.
-"Bir daha olmaz nasıl olsa" dememişler. "Sel olacak diye masrafa mı girelim şimdi?" de dememişler.
-"Bir tek canın bile değeri para ile ölçülemez. O nedenle gerekli tedbir ne ise alalım" deyip işe koyulmuşlar.
Aynı yolda defalarca kaza olur, bir türlü yol ile ilgili tedbir alınmaz.
Her yağmurda aynı yerleri su basar, bir daha olmaması için çaba dahi harcanmaz.
Aynı tabela defalarca insanların kafasına düşer, “şunu iyice sabitleyelim” kimse demez.
Eşek bile aynı kuyuya iki kere düşmezken, aynı yöntemle farklı sonuç elde etme beklentisi, onca ödenen bedele rağmen sadece ama sadece bizde var.