20 Mayıs 2019 Pazartesi 613 Okunma

Sarar çiftinin yaşadıkları…

Bir dostumuz sohbet sırasında anlatmıştı endişelerini…
-“Ekonomik kriz beni fazlasıyla korkutuyor. Hırsızlık, kapkaç ve gasp olaylarının artacak olması ihtimali bile bende büyük bir endişe yaratıyor” demişti.
Endişesinin yersiz olduğunu söylemiş “Evet. Ekonomik kriz var. Bu da senin taşıdığın endişelerin olabilme ihtimalini arttırıyor. Ancak unutma ki Eskişehir son derece huzurlu bir kent. O söylediğin suçlar her yerde olur ama Eskişehir’de pek olmaz” demiştik.
Dostumuz, zaten bu tür suçları Eskişehirlilerden beklemediğini belirtip, başından geçen olayı anlatmıştı “Aracımla kırmızı ışıkta durduğum sırada, adamın biri açık olan aracımın camından vücudunun neredeyse yarısını içeriye soktu ve elini uzatarak, bilmediğim bir dille para istedi. O anda nasıl irkildiğimi ve korktuğumu anlatamam. Camı nasıl kapattığımı, yeşil ışık yanar yanmaz nasıl gaza bastığımı anlatamam. Eskişehir’de çok sayıda yabancı var. Sayıları da her geçen gün artıyor. İşte ben şehirdeki bu yabancılardan korkuyorum. Çünkü birçoğunun kaybedecek hiçbir şeyi yok. Türkiye ile, bu şehir ile ve bu şehirde yaşayanlarla da herhangi bir aidiyeti yok. O yüzden her şeyi yapabilirler gibi geliyor. Umarım güvenlik güçleri Eskişehir’deki bu yabancı uyrukluları takip ediyordur” dedi.
***

Dün Eskişehir’in en ünlü sanayicisi olan Sarar şirketler grubu yönetim kurulu başkanı Cemalettin Sarar ve eşini evlerinde rehin alan, el ve ayaklarını bağladıktan sonra evdeki kasayı boşaltıp, kayıplara karışan soyguncuların yabancı oldukları iddia edilince, önce bir şok yaşadım, ardından aklıma direkt yukarıda anlattığım diyalog geldi.
Dostumuzun günler önce anlattığı endişenin ne denli doğru bir tespit olduğunu daha iyi anladık.
Umarız bu soygunu yapanlar en kısa süre içinde yakalanır.
Umarız güvenlik kuvvetleri Eskişehir’de bulunan yabancıları, özellikle de kaybedecek bir şeyleri olmayan nitelikteki yabancıları sıkı bir şekilde takip altına alır.
Umarız Eskişehir’de böylesine bir olay bir daha vuku bulmaz…
Umarız Sarar çifti yaşadığı bu travmayı kısa süre içinde atlatır
Bu düşünceler doğrultusunda Sarar çiftine büyük geçmiş olsun diyor, böylesine bir soygunu gerçekleştiren ve yabancı uyruklu oldukları söylenen soyguncuların da yakalandıklarına dair haberi de hararetle bekliyoruz.


.....


Eğitim sisteminin 2 önemli sorunu var. 1-Eğitim, 2-Sistem!


Bir gün sınıfta, “Çıkarın kâğıtları, yazılı yapacağım” demiş öğretmen ve tek bir soru yazdırmış.

Fatih Sultan Mehmet, fethettiği  İstanbul’a hangi köprüden girmiştir?

a) Boğaziçi Köprüsü
b) Fatih Sultan Mehmet Köprüsü
c) Haliç Köprüsü
d) Malabadi Köprüsü

3. sınıf çocukları biraz düşündükten sonra cevapları işaretlemişler. Öğretmen hemen kâğıtları okumuş. Sınıfın yüzde sekseni b şıkkını işaretlemiş.

Kalanlar da diğer şıkları…

***

Bir okulda deprem tatbikatı yapılacakmış. Okul müdürü yıllardır tatbikat yaptığı için sıkılmış olsa gerek farklı bir şey denemeye karar vermiş.
Toplamış öğretmenleri ve “Yıllardır aynı şeyi yapıyoruz. Bu sefer sirenleri çocuklar teneffüsteyken çalalım, bakalım ne olacak?” demiş.
Birkaç öğretmen bu fikre itiraz etmiş. İlçeye tatbikatla ilgili resim göndermeleri gerektiğini ve bu durumda çocuklar sırayla bahçeye inerken resim çekemeyeceklerini söylemişler. Müdür durumu ilçeye izah edeceğini söyleyip öğretmenleri ikna etmiş.
Gerçekten de çocuklar bahçede neşeyle oynarlarken sirenleri çalmışlar.

Çocuklar sireni duyar duymaz koşturarak okula girmişler. Ne olduğunu anlayamayan öğretmenler de çocukların peşinden koşup okula girmiş.

Sınıflara çıktıklarında, öğrencileri sıraların yanına çömelmiş halde beklerken bulmuşlar.

Sirenler susunca da daha önce yaptıkları gibi hep birlikte yine bahçedeki toplanma alanına doğru koşturmuşlar.

***
Bu ülkede eğitim yaz-boz tahtasına döndü.
17 yılda toplam 15 kez, yani neredeyse yılda bir eğitim sisteminde değişikliğe gidildi.
Her bakan, bir önceki bakanın sistemini kaldırıp, kendi sistemini kurdu.
Hiçbir sistem çare olmadı.
Yukarıda vermiş olduğumuz iki örnekte olduğu gibi “yeni” diye getirilen hiçbir sistem  “sırf müfredat takip etme adına, çocuklara düşünme haricinde ne varsa öğretiliyor” gerçeğini ortadan kaldıramadı.
Şimdi eğitimde sistem yeniden değişti.
Yeni bir modelin uygulamaya konulacağını bakan bizzat açıkladı.
Bakalım ne olacak?
Yeni uygulanacak istem çocuklara öğrenme dışında düşünebilme becerisini kazandırabilecek mi?
Yoksa diğer uygulanıp da  vazgeçilen eğitim sistemleri gibi bu da yerini başka yeni bir sisteme mi bırakacak?
Hep birlikte göreceğiz…


.....


Bravo Gençlik Spor il Müdürlüğüne…


Dün Atatürk’ün samsun’a çıkışı ve Kurtuluş savaşı fitilinin ateşlendiği günün 100’ncü yıl dönümüydü.
Her yıl olduğu gibi dün sabah Vilayet alanında tören yapılacak, saygı duruşu ve İstiklal Marşı okunacak, sırayla çelenkler Atatürk anıtına sunulacaktı.
Günün anlam ve önemini belirten konuşmanın ardından da tören sona erecekti.
Kısacası…
Her yıl olduğu gibi kutlama olsun diye kutlama olacaktı…
Ama öyle olmadı…
Birbirinden güzel halk oyunları, birbirinden güzel şiirler, birbirinden güzel konuşmalar ve birbirinden güzel kartografiler ile gösteriler ile kutlandı 19 Mayıs’ın 100’ncü yıldönümü…
Hem de bugüne kadar görülmemiş heyecan, coşku ve beğeni ile.
Dün kiminle konuşsam “Bu yılki 19 Mayıs gösterileri bir başkaydı, bir başka güzeldi” dedi.
Sonradan öğrendik ki, törene katılan yöneticiler ve milletvekilleri de aynı duygular içinde olmuş.
Vali ve Garnizon komutanı dahil tüm milletvekilleri, bayramın bir başka güzellikte kutlanılmasını sağlayan Gençlik Spor il müdürünü bizzat kutlamış.
Biz de kutluyoruz kendisini…
Böyle değişik, böyle heyecanlı ve böyle coşkulu bir kutlama programı planladığı ve hayata geçirdiği için.