22 Mayıs 2019 Çarşamba 1199 Okunma

Sen şu yazını bir daha koysana!

7 Haziran 2015 seçimlerinde AK parti Eskişehir’de hezimete uğramıştı.
Kurulduğu günden bu yana ilk defa bir genel seçimde birinciliği CHP’ye kaptırmıştı.
Seçimin hemen ardından AK Parti’nin bu sonucu hak ettiğini ortaya koyan bir yazı kaleme almıştık.
Yazı aslında AK parti’nin böyle bir sonucu  niçin yaşadığının tespitleriyle doluydu.
Hatırlıyoruz, AK parti çevresinde oldukça da konuşulmuştu söz konusu yazımız.
İşte sözünü ettiğimiz yazıyı tanınmış bir AK Partili bulmuş bir yerlerden…
Maille ulaşıp “Ne olur aynı yazıyı bir daha koy herkes okusun. Zira o günden bu yana değişen hiçbir şey yok. Hatta her seçim sonrası bu yazıyı koysan yeridir. Çünkü bizim bu hatalardan ders alıp, akıllanacağımız da yok” dedi…
Haklı olduğunu düşündük ve 4 yıl önceki yazıyı koymaya karar verdik…
İstek üzerine işte o söz konusu  yazımız…
-Eskişehir’de yıllardır sırtını sadece Erdoğan'ın karizmasına dayayıp yan gelir yatarsan…
-"Nasıl olsa her seçim Eskişehir’de hep birinci parti oluyoruz" diye havalara girersen...
-Aday adaylarını Temayül ile, Mülakat ile kandırıp, partiye gönül vermiş insanların zekasıyla alay eder gibi, alakasız bir liste ile ortaya çıkarsan...
-Parti ve seçim çalışması yapmayı, Cuma namazları ve hacı pilavlarına gitmek zannedersen…
-Partiyi, parti binasından değil de, Vakıf binasından yönetirsen...
-Partinin çilesini çekmeyip, sefasını AK plakalı lüks otomobillerle sürersen...
-"Adaylar bizden olsun, varsın seçim kazanmasın" diye düşünürsen...
-Mahalli seçimlerde kendi partinin adaylarını provoke edip, “nasıl olsa bizim ekipten değil” diye saman altından su yürütmeye kalkarsan…
-Paraya ihtiyacı olmayan, tanınan ve saygın insanları yönetimlere almak yerine, aldığın yöneticileri paraya ihtiyacı olmayan, tanınan ve saygın bir hale getirmeye çalışırsan...
-İşadamlarını partinin Eskişehir’deki vitrinine çıkartmak yerine, vitrine çıkarttıklarını iş adamı yapmaya kalkarsan.
-Partiye emeği geçmiş insanların hatırını bile sormazken, yumurta kapıya geldiğinde davet üzerine davetler yapıp inandırıcı olamazsan…
-Yılda bir gün olsun eski yöneticileri parti binasına çay içmeye çağırmayıp, seçim kapıya geldiğinde hatırlarsan…
-Seninle aynı düşünce ve yönetim tarzı olmayan insanları partili bile saymazsan…
-Gıcık olduğun, haz etmediğin, ilerde tehlike gördüğün partilileri “paralel bu” diye ekarte etmeye çalışırsan…
-5 yılda bir gelen seçim fırsatını "Kaybederse adaylar kaybedecek. Bana ne!" diyerek kenara çekilip değerlendirmezsen…
-Vakıf toplantısının bile parti toplantısından daha kalabalık olmasından hiçbir rahatsızlık duymazsan.
-Vatandaşın derdini randevu ile dinlemeye kalkarsan…
-Partiye başka kesimlerden oy getirmek için çaba harcamak bir yana, kendi parti tabanını partiden uzaklaştırmak için uğraş verirsen…
-Birinci olduğun şehirde Başbakan'ı meydan yerine Caddede konuşturursan…
-Partiye gönülden çalışanların önüne, partiyle alakası olmayıp, başka hesapların peşinde olanları bir güzel geçirirsen.
-Seçime iki gün kala Eskişehir'e gelen Erdoğan'ı vilayet meydanında konuşturup, saçma sapan ve abartılı önlemlerle insanlara o günü zehir edersen...
-"Nasıl olsa iktidarız" diyerek seçimi hafife alırsan...
-AK partinin önde olduğu mahallelerde yapılan anketleri önüne alıp “5 puan öndeyiz. Telaşa gerek yok” diye saz çalarsan.
-Daha seçim yapılmadan, seçim sonuçlarını çantada keklik görüp, seçim sonrasının Eskişehir’deki parti dizaynını yapmaya kalkarsan.
-Gerek bizim, gerekse bizim gibi uyarıda bulunanları kale almayıp “bu da her şeyi biliyor yahu!” diyerek ciddiye almazsan.
Kısacası…
-“Ben Eskişehir’de bildiğimi yaparım. Herkes de gelip oy verecek. Başka gidecek yerleri mi var?” diye böbürlenirsen…
Kibrinden kimseyi yanına yaklaştırmaz, sağa sola bağırıp çağırırsan.
Senin partin bu şehirde seçim falan kazanamaz arkadaş!

Dahası…
Yukarda anlattıklarımızı yapmak suretiyle, merkez sağın kalesi olan Eskişehir’i, el birliği  ile CHP kalesi haline getirirsin…
Üzerine de her seçim sonrası bir de güzel tüy dikersin…


.....


 


Komik ama son derece doğru da…


Son günlerde Ekonomi ile yatıp, ekonomi ile kalkar olduk.
Rakamlar üzerinden ülke ekonomileri kıyaslanıyor.
Yapılan kıyaslamaların herkes tarafından kolay anlaşılabilmesi için ortaya esprili anlatımlar da çıkıyor.
İşte bunlardan birine rast geldik internette.
Çok da hoşumuza gitti.
İşte ülkelerin ekonomik durumlarını ve ekonomik anlayışını ortaya koyan, komik ama son derece de  doğru bir anlatım şekli:

GELENEKSEL KAPİTALİST ŞİRKET

İki ineğiniz vardır.
Birini satar bir öküz alırsınız.
Bir yandan ineği sağarken yeni buzağıları büyütürsünüz.
Hem inek hem süt satmaya başlarsınız.
Bir süre sonra emeklilik yaşınız gelir.
Emekliliği erteler, ama ilk kalp krizinde ölürsünüz.

BİR AMERİKAN ŞİRKETİ
İki ineğiniz vardır.
Birini satar, öbürünü iki kat süt üretmesi için zorlarsınız.
O inek te ölünce,
Bu işi Çin'de yapmaya başlarsınız.


BİR FRANSIZ ŞİRKETİ

İki ineğiniz vardır.
Neden üç ineğiniz yok diye greve girer,
protesto gösterileridüzenlersi niz.

BİR İTALYAN ŞİRKETİ
İki ineğiniz vardır.
Ama nerede olduklarını bilmiyorsunuzdur.
Yemek molası verir, spagetti yer, şarap içersiniz.

BİR ALMAN ŞİRKETİ
İki ineğiniz vardır.
Gen mühendisleriniz onların 100 yıl yaşamasını,  yılda bir kere yemek yemelerini sağlar.
Ama hep iki inekte kalırsınız.

BİR İNGİLİZ ŞİRKETİ

İki ineğiniz vardır.
İkisi de Deli Dana olur.
Kraliçeyi kutsar, hükümeti suçlarsınız.

BİR AVUSTURYA ŞİRKETİ
İki ineğiniz vardır.
İneklerden şnitzel, sütten bira yapmayı düşünürsünüz.
Kırlara çıkar müzik dinlersiniz.

BİR İSVİÇRE ŞİRKETİ

Üçbin ineğiniz vardır.
Hiçbiri sizin değildir.
Sahiplerinden her yıl acayip para kesersiniz.

BİR RUS ŞİRKETİ

İki ineğiniz vardır.
Bir de sayarsınız ki beş ineğiniz var.
Bir daha sayarsınız kırkiki ineğiniz var.
Bir daha sayarsınız oniki ineğiniz var.
Votka içmeye devam edersiniz.

BİR İSRAİL ŞİRKETİ

İki ineğiniz vardır.
Kısa sürede kibutzlarda 1000 ineğiniz olur.
Bütün dünyaya inek satarsınız.
Filistin'de hala bir tane bile inek yoktur.


BİR JAPON ŞİRKETİ

İki ineğiniz vardır.
Onların onda biri boyutta olmasını ve
100 katı daha fazla süt vermesini sağlarsınız.
Fazla yeriniz olmadığı için onları Çin'e gönderir,
üretime orada devam edersiniz.


BİR ÇİN ŞİRKETİ

İki ineğiniz vardır.
Bu iki ineği üçyüz kişi sağmaya çalışır.
Bunu haber yapan muhabiri tutuklatırsınız .

BİR HİNT ŞİRKETİ

İki ineğiniz vardır.
Onlara taparsınız.

BİR TÜRK ŞİRKETİ

İki ineğiniz vardır.
Sağıp ta süt elde etmek aklınıza gelmez.
Birini bir başkasına satarsınız.
Kalanı yabancılara pazarlarsınız.
Devlete hiç ineğim yok dersiniz.