15 Ağustos 2019 Perşembe 337 Okunma

Engelli siyaset…

Yılmaz Büyükerşen, meclis çoğunluğu olmadığı dönemde en çok yakındığı konuydu engellemeler,
-“Sürekli engelleniyoruz. Meclis çoğunluğunu bir şekilde aşsak bile bu kez karşımıza hükümet engeli çıkıyor” diyordu.
Hatta…
-“Mecliste bulunan AKP’li çoğunluk ve hükümetleri tarafından önümüze çıkartılan engellerin tek tek yer aldığı bir kitapçık bile çıkartmayı düşünüyorum” diyerek, hizmet vermesinin önüne geçildiğinden söz ediyordu sık sık.
Öte yandan…
Odunpazarı belediye başkanı Kazım Kurt ile Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç da kendi bölgelerinde sık sık engellemelerle karşılaştıklarını, meclis,  hükümet ve kurumlar tarafından çıkartılan engellemeler nedeniyle hizmetlerin ya yapılamadığını ya da geciktiğini ifade ediyorlardı.
CHP’li belediye başkanlarının “Engelleniyoruz” söylemi çoğunlukla haklı ve Eskişehir seçmeninin de hak verdiği söylemlerdi.
Zira…
Son yapılan seçimde CHP’li başkanlar, oylarını da arttırmak suretiyle yeniden seçildi.
Üstelik…
Her üç belediye de bu kez meclis çoğunluklarıyla birlikte kazanıldı.
HHH

CHP’li belediye başkanları bu kez meclis çoğunluklarıyla birlikte göreve gelince plak tersine döndü.
Bu güne kadar CHP’li belediye başkanlarının kullandığı “Engelleniyoruz” söylemi bu kez AK Partililer tarafından sık sık tekrarlanır oldu.
Bunun son örneği AK Parti’nin bayramlaşmasında yaşanmış.
Bayramlaşmaya katılan milletvekili Nabi Avcı, tüm engellemelere rağmen Eskişehir’e hükümet kanalıyla gelen hizmetlerin devam edeceğini söylemiş Nabi Avcı.
Ardından da…

“Engelleme çabaları, sadece engellemeye kalkanların niyetlerini gösterir. Eskişehir'e bütün engelleme çabalarına rağmen kazandırılan eserlerde görüyoruz, bundan sonra da göreceğiz. Şehir Hastanesi, yeni Stadyum, Dede Korkut Parkı nasıl yapıldıysa, bütün ilçelerimize kültür merkezleri nasıl yapıldıysa, Hızlı Tren nasıl geldiyse, yapılacak olan yatırımlar devam edecek, kervan engellemelere rağmen yürüyecek inşallah.” demiş.
Sonuç olarak….
Eskişehir’de görünen o ki “engelleme” üzerinden yapılan siyaset, söylemi kullananlar farklı olsa da devam ediyor…


.....


Sıra geldi hesabı
ödemeye…


Dört gün de olsa bayram tatili masraf demek.
Bayram izin giysiler almak, kurban kesmek, tatile çıkmak falan. Nereden bakarsanız bakın hepsi belli oranda bir masrafı gerektiriyor.
Tatil bittiğinde ise değişik bir ruh haline giriyorsunuz ister istemez.
Bir yandan 4-5 günlük de olsa tatil iyi gelmiş.
İyice tembelliğe alıştırmış sizi.
Diğer taraftan yeniden başlayacak olan iş gözünüzde büyüyor.
İşte tam da dün bu ruh haliyle geldiğimiz işimizde, klavyenin başına geçip “Bu gün ne yazalım?” diye düşürdüğümüz sırada, gazetede ki bir arkadaşımız sordu “Ağabey ne düşünüyorsun öyle kara kara?” diye…
“Ne yazacağımı düşünüyorum” cevabı verince “Ağabey düşündüğün şeye bak!” dedi önce…
Ardından da…
-“5 gündür yiyip, içip, eğlenip, para harcadım. Bu günden sonra sıra tüm bu yaptıklarımızın hesabını ödeyeceğiz. İşte bunu yaz ki herkes şöyle bir silkinip, kendine gelsin” dedi.
Düşündük, vallahi doğru söylüyor…
Tatlı tatlı yedik, içtik eğlendik ve ne varsa harcadık.
Sıra acı acı çıkartmaya geldi galiba…


.....


Müjde verenden senet isteyelim!


Her seçim öncesinde vaatler adeta havada uçuşur.
Eskişehir’e yapmadıkları hizmet kalmaz muhteremlerin!
Verdikleri müjdeleri alt alta sıraladıklarında sanırsınız ki Eskişehir Paris olacak…
“Yapacağız-edeceğiz” diye yemin billah edilir her seçim öncesi…
“Yapmazsak namerdiz” diye 9 takla atılır birbiri ardına…
Verdikleri vaatlerin gerçekleşmesiyle şehrin herkese parmak ısırtacağı falan söylenir…
“Yaparsak biz yaparız” diye afişlerle donatılır şehrin dört bir yanı.
Seçim yapılır, sonuçlar ortaya çıkar…
“Hayırlı olsun” ve “ziyaret” fasılları geride kalır…
Belli bir süre geçtiğinde, gazeteciyiz ya, sorarız haliyle:
-“Ne oldu sizin şu seçim öncesi vermiş olduğunuz müjdeler?” diye…
Önceleri duymazdan gelirler…
“Müjdeler diyoruz müjdeler! Ne oldu hani yapacaktınız?” demeyi sürdürdüğümüzde, bu kez kızmaya başlayıp “Yapacağız dedik ya kardeşim! Ancak elimizde boya küpü yok. Bu işler akşamdan sabaha yapılmıyor” diye kızarlar bize.
Aradan önce aylar, sonra da yıllar geçer…
Bizler “Müjdelere ne oldu?” diye hatırlattıkça, “senin işin gücün yok mu arkadaş!” demeler başlar.
Sonuçta, seçim öncesi “Müjde” diye verilerlerin çoğu yerine getirillez.
“Tamam işte! Verdiğimiz sözü tuttuk ve gereğini yerine getirdik” diye yapılanların ise verdikleri müjde ile hiçbir alakası olmadığı çıkar ortaya
Ne yazık ki her iktidar döneminde hayallerle avutulup, vaatlerle kandırılır bu şehir.
23 Haziran seçim öncesi Eskişehir’e verilen vaatleri de her seçim öncesi olduğu gibi not ettik.
Bunları önümüzdeki süreçte sormaya başlayacağız.
“Müjde” diye verilen her vaadin peşine düşeceğiz.
Yaparlarsa ne ala…
Her zaman olduğu gibi yapmazlar ve verdikleri müjdeler lafta kalırsa, bundan böyle seçim öncesi müjde verenden, senet de isteyeceğiz haberleri olsun!
Hiç olmazsa, tutulmayan vaadin senedini ceza olarak icraya koyabilelim.


.....


Biraz da
gülmek lazım


Adam, tıklım tıklım dolu bir hipermarketteymiş. Alışveriş eden çok
güzel bir kadının yanına sokulmuş:
"Afedersiniz hanımefendi, karımı kaybettim bulamıyorum, benimle biraz
konuşur musunuz?"
Güzel kadın tepkili bir şekilde:
"Karınızı kaybetmenizle benim ne ilgim var?"
Adam izah etmiş:
"Rica ederim, lütfen yanlış anlamayın. Ne zaman güzel bir kadınla iki çift laf etmeye kalkışsam, karım şıp diye damlar da."