14 Eylül 2019 Cumartesi 621 Okunma

AK Parti’nin Eskişehir başarısı!

İktidar Partisi’nin Eskişehir’deki başarısı nedir biliyor musunuz?
-2004 seçimlerinde Büyükşehir Belediyesini kaybettikten sonra “9 bin oyla kaybettik ama iyi oy aldık” diyebilmektir…
-2009 seçimlerinde, Büyükşehir ile birlikte Tepebaşı belediyesini de kaybettikten sonra çıkıp “Ama oylarımızı önceki seçime göre arttırdık” diyebilmektir…
-2014 seçimlerinde Büyükşehir ve Tepebaşı ile birlikte Odunpazarı ilçesini de kaybedip, seçimden sonra “Ama oylarımız müthiş arttı” diyebilmektir.
-2019 seçimlerinde Büyükşehir, Tepebaşı ve Odunpazarı’nın yanı sıra 5 ilçeyi daha kaybedip “Oylarımız rekor sayıda arttı” diyebilmektir…
Eskişehir’deki AK Parti’nin başarısı, her başarısız seçim sonrası “Seçimi kaybediyoruz hiç önemli değil ama oylarımızı arttırıyoruz” diyebilme başarısıdır.

Yani…
Başarısızlıktan başarı çıkarma başarısıdır AK Parti’nin Eskişehir’deki başarısı…


......


Teşkilatları belediye kapısından
kurtarmadıktan sonra…


CHP’de parti sistematiği şu şekildedir…
İl başkanı şehrinde, ilçe başkanı ise ilçesinde, partinin genel başkanı temsil eden en üstteki isimdir.
Şehir ve ilçe sınırları içinde milletvekillerinin de Belediye Başkanlarının da üzerinde yer alır.
Örneğin o şehrin milletvekili, şehir sınırları içinde il başkanına, ilçe sınırları içinde ilçe başkanına tabidir.
Belediye başkanları da aynı konumdadır.
Örneğin İl Başkanı aynı zamanda Büyükşehir meclisinin, ilçe başkanı da ilçe belediye meclis grubunun başkanıdır.
Ama gelin görün ki bu sistematik işlemez.
İl ve İlçe başkanları, kendilerini o göreve getirdiği için belediye başkanlarının emir eri gibidir.
Karşı çıkamaz, ses çıkartamaz…
CHP’de sistematik bu yüzden işlemez.
Bu sistematiğin işlemesi için teşkilatları belediye kapısından kurtarmak gerekir ki, bu da mümkün değildir…


.....


Bize özel araştırma yapılmalı


Yolsuzluklarla ilgili ülkelerin vermiş olduğu değişik tepkiler var…
İşte bu tepkileri açığa çıkartmak için İsveç ve Moldova’da aynı anda birer araştırma yapılmış.
Dünya’daki Yolsuzluk algılama endeksinde İsveç 3 ncü sırada.
Moldova ise 102 nci sırada…
Yapılan araştırma sonucunda İsveç seçmeninin, ekonomik gidişat ne olursa olsun iktidarı cezalandırdığını ortaya koymuş.
Bu durum “İsveç seçmeni hep daha iyisini istediği için iktidarların hizmetini beğenmiyor, daha iyisi gelsin düşüncesiyle iktidarı değiştiriyor” şeklinde açıklanmış…
Moldova’da yapılan araştırmada ise, eğer ekonomi iyi gidiyorsa yolsuzluk iddialarının seçmen üzerinde herhangi bir etkisi olmuyor. Ekonomi kötü gidiyorsa Moldovalı seçmen iktidarı cezalandırıyor sonucu çıkmış…
Bu durum da “Moldovalı seçmen, ekonomik sıkıntıyı hissetmiyorsa, ülkedeki yolsuzluğun hiçbir önemi yok. Eğer ekonomik sıkıntı cebini etkiliyorsa, o zaman yolsuzluk iddiaları, iktidarı cezalandırmada etkili oluyor” diye yorumlanmış…

Yukarıda da söyledik…
Yolsuzluk algılama endeksinde biri 3’ncü, diğeri 102’nci sırada olan 2 ülkede yapılan araştırmanın sonuçları birbirinden çok farklı…
Seçmenin biri: Yolsuzluk iddiası olsun olmasın sırf yenilik için her seçim iktidarı cezalandırıyor.
Seçmenin diğeri: Eğer ekonomi iyiyse yolsuzluk iddialarını önemsemiyor, ekonomi kötüyse, yolsuzluk iddiaları nedeniyle iktidarı cezalandırıyor…
Söz konusu araştırmayı okuduktan sonra kendi kendimize “Biz hangisiyiz acaba?” diye düşündük…
İsveç olmadığımız kesin…
Moldova olmadığımız da ortada…
Demek ki, bize özel araştırma ayrıca yapılmalı…


......


Es Es’in bu gün yaşadığı her şey,
“benden sonra tufan” diyenlerin eseri…


 Fransızların meşhur kralı 15 nci Lui pek bencil, pek keyfine düşkün bir adammış.
Halk fukaralıktan kırılırken, Lui sarayında maskeli-maskesiz balolar düzenler, av ve dans partileri organize ettirir, çaldırır oynar, pişirir yermiş.
Ancak bütün zalim krallar gibi halkının bir gün ayaklanıp ümüğünü sıkacağından da korkmuyor değilmiş.
Bu sebeple, halk arasında bu kötü gidişata dur diyebilecek kişilerin yetişmesine engel olur, adil vicdanların fikirlerini boğmaya çalışırmış.
Zaman zaman da çevresindekilere şöyle dermiş:
-“Amaaaaan! Ne olursa olsun. Ben yaşadığım sürece taht da benim tahtırevan da. sonrasını gelecek oldan düşünsün. İsterse tufan olsun”
İşte “Benden sonra tufan” lafı buradan çıkmış ve pek çok olayı anlatan bir söz olarak kullanılmaya başlanmış.
Eskişehirspor bugün son derece önemli bir süreç yaşıyor.
Bu süreci yaşamasının tek nedeni, bundan önceki yönetimlerin “Benden sonra tufan” demesi yüzündendir.
Mesele bundan ibarettir…


.....


Biraz da gülmek lazım


Temel ambulans şoförü olarak çalışmaktadır.
Günlerden bir gün bir otobüs kazası olmuş ve Temeller ambulans çağrısı alırlar ve hemen olay yerine gitmek için harekete geçerler.
Kaza yerine gittikleri zaman gördükleri manzara çok kötüdür. Her tarafta yaralılar, ölüler…
Yakınmalar yeri göğü inletmektedir.
Lakin adamcağızın biri diğerlerinden fazla bağırmaktadır. Temel de adamın yanına gider ve bakarki adamın iki bacağı birden kırılmış.
Temel yaralıya basıyor fırçayı :
- Ula uşağum ayuptur bu senin yaptuğun. Şunun şurasında iki bacağun kırılmış sadece. Bak orada insanlar ölmüşler hiç ses çıkarıyorlar midur?