9 Ekim 2019 Çarşamba 521 Okunma

Sorun küçük olabilir ama…

Türkiye’nin 6 aylık okuma haritasını çıkartmışlar.
Şehirde satılan kitap adedi, toplam satılan kitap sayısı, şehir nüfusu ve toplam nüfus baz alınarak yapılmış araştırma.
Bu araştırma sonucunda Türkiye’de en çok kitabın okunduğu il Ankara olmuş.
Ankara’ya İstanbul ve Eskişehir takip etmiş.
Eskişehir’in ardından ise İzmir, Tunceli ve Muğla gelmiş.
Yani…
Eskişehir en çok kitap okunan Türkiye’nin 3 ncü şehri olmuş.
Yapılan bir diğer araştırmada, Eskişehir yaşanabilir eller sıralamasında da 3 ncü olduğu biliniyor.
Yine Eskişehir’in Kültür ve Sanat alanında Türkiye birincisi olduğu da yapılan araştırmalarla sabit.
Ve son olarak…
Eskişehir yine en az suç işlenen iller arasında üst sıralarda.

Sonuç olarak…
Okuyan, yaşanabilir, kültür ve Sanat’a ilgi duyan ve en önemlisi de suç oranı son derece düşük olan bir kent görünümünde Eskişehir.
Bir kent bu özelliklerden başka neye sahip olmak ister ki?
Zaman zaman Eskişehir’de yaşanılan sorunlar ve eksikliklerle ilgili yazılar yazıyoruz.
Şehrin ya da şehirde yaşayan insanların yakınmalarından oluşan, onların yaşamlarını zorlaştıran bu sorun ve eksiklikleri dile getirdiğimizde, bize şehrin bu özelliklerini hatırlatıp, tepki gösterenler oluyor.
-“Böyle özelliklere sahip olan bir şehir bulmuşun da bunuyorsun” gibi eleştiriler geliyor.
Aslında biz de bu yakınma ve sorunları dile getirirken tam da bunu söylemek istiyoruz.

“Böylesine özelliklere sahip bir şehirde nasıl olur da böylesine basit sorunlar olur” demek istiyoruz
“Okuyan, yaşanabilir, kültür ve Sanat’a ilgi duyan ve suç oranı düşük olan bir şehir, nasıl olur da küçücük sorunlarını halledemez?” i sorguluyoruz.

Eskişehir’in sahip olduğu özellikler bu kente yakışıyor yakışmasına da, yakışmayan, bu özelliklere sahip bir kentte var olan sorunların halledilemiyor olması olduğunu söylüyoruz…

Söylemeyelim mi?


.....


Bu kömürler kime gidiyor?
Kömürleri alan ne yapıyor?


Gökmeydan mahallesi.
Sınırları içinde bulunan konutların tamamen doğalgaz kullandığı bir mahallelerden biri…
Özyıldırım kokak üzerine, yoksul ailelere dağıtılan kömürler indirilmiş.
Hem de koca iki apartmanın tam ortasına.
Sözünü ettiğimiz iki apartman da tıpkı mahalledeki diğer apartmanlar gibi doğalgaz kullanıyor.
İşin tuhaf tarafı…
Geçtiğimiz hafta içinde de tam karşısında bulunan apartmanın önüne yığılmış aynı kömürden.
Bir-iki gün içinde gitmiş kömür nereye gittiyse.
Mahalleli şimdi “bizim mahallede kömür kullan konut yok. Bu kömürler kime geliyor?, bu kömürleri kim ne yapıyor?” diye kara kara düşünmeye başlamışlar.
Gönderdikleri fotoğrafla birlikte bize anlattılar meseleyi.
Şimdi de biz düşünmeye başladık kara kara…
Acaba, fakir-fukaraya gitmesi gereken bu kömürler, tamamı doğalgaz kullanan mahallede kime gidiyor?
Kullanması mümkün olmayan bu kömürleri alan ne yapıyor?
Umarız birileri çıkıp açıklar…


....


Bu yazıyı her gün yazmak lazım…


Ayrıştırıcı...
Ötekileştirici...
Kin dolu...
Ateşli değil belki ama dünyanın en etkili silahı.
Acı vermiyor belki ama son derece yaralayıcı ve öldürücü.
Bir bıçak ya da tabanca değil belki ama karşısındakinin sağduyusunu tamamen ortadan kaldırabiliyor.
Belki fiziksel bir temas değil sonuçta ama karşısındakinin konuşma yeteneğini yok edebiliyor.
Ağızdan çıkan birkaç söz belki ama kavga çıkarmakta, cinayet işlemede, isyan çıkarmakta son derece etkili…
Nefret dilinden söz ediyoruz.
Şu günlerde siyasetçilerden tutun da toplumun hemen her kesiminde sık sık gördüğümüz dilden.
Sosyal medya üzerinde herkesin birbirine karşı kullandığı sözden…
Hatta..
Komşunun komşuya, babanın oğluna, dostun dosta kullanmaktan çekinmez hale geldiğinden söz ediyoruz.
Bu dil, bu nefret dili inanın terörden beter.
Bu dil savaştan da beter.
Aklınıza gelebilecek her musibetin altında saklı bu dil.
Bu dil kullanılmaya devam ettiği müddetçe bize rahat yok.
Nefret dilini kullandığımız müddetçe terör dahil hiçbir sorunumuzu halledemeyeceğiz.
Bizi...
Ne terör ne ekonomik sıkıntılar...
Ne sınır ötesinde girdiğimiz savaş ne de topraklarımızda gözü olan dış güçler...
Ve...
Bizi ne bölmek ne de yok etmek isteyenler başarılı olamayacak.
Çünkü biz büyük ve güçlü bir ülkeyiz.
Ancak...
Bize terörün, dış güçlerin, bizi bölmek isteyenlerin yapamadığını bu gidişle kullandığımız nefret dili yapacak.

Çünkü...
Hiçbir devlet, hiçbir güç, nefret dili ile baş edecek kadar büyük ve güçlü olamaz.
Biz bu dili terk etmediğimiz müddetçe de başımız asla beladan kurtulmaz.
Ne yazık ki biz bu dilin esiri olduk son yıllarda.
Ne yazık ki bu nefret dili bizim ana dilimiz oldu son günlerde.
Bu dil bizim alışkanlığımız oldu.
Bu dille bakar olduk dünyaya da, ülkeye de…

Neredeyse…
Komşularımıza ve aile fertlerimize bile bu dille konuşur olduk.
Fena! Çok ama çok fena!


....


35 Milyar dolarlık serveti
olan adam ne demiş:…


-Hizmet edebileceğiniz en kötü insanlar, fakir zihniyetli insanlar.
-Onlara ücretsiz hizmet verin, bunun bir tuzak olduğunu düşünürler.
-Onlara küçük bir yatırım gerektiğini söyleyin, çok kazanamayacaklarını söylerler.
-Büyük oynamalarını isteyin, param yok derler.
-Onlara yeni şeyler denemelerini söyleyin, deneyimim yok derler.
-Geleneksel bir iş yapmalarını önerin, zor gelecektir.
-Yeni bir işletme modeli için ise MLM yakıştırması yaparlar.
-Hepsinin ortak bir yönü var: Google'da buldukları her şeye inanırlar, onlar kadar umutsuz olan arkadaşlarının söylediklerini dinlerler. Bir üniversite profesöründen daha fazla düşünmeyi ve kör bir adamdan daha az iş yapmayı severler.
-Ömürleri boyunca beklemeleriyle ünlülerdir.