23 Ekim 2019 Çarşamba 420 Okunma

YAPAY ZEKA GERİ ZEKA…

Ülkemizde işe nasıl girebildiğini hemen herkes öğrendi sayılır.
Önce KPSS diye bir sınava giriyorsunuz.
KPSS sınavından öyle çok yüksek bir puan almanıza hiç gerek yok.
Geçer bir puan almanız yeterli.
Sonra mülakata çağırıyorlar sizi.
Bu arada sıkı bir torpil buluyorsunuz.
Mülakatta bulduğunuz sıkı torpilin bir telefonu yetiyor sizin işe girmenize.
En düşük geçer puan ile en yüksek mülakat puanını veriyorlar ve işe giriyorsunuz.
Bu arada…
Sınavdan en yüksek puanı alanlar, sizin torpilinizin devreye girmesiyle mülakat sınavında en düşük puanı alarak eleniyor.
Tek suçları, sizin gibi sıkı bir torpil bulamamış olmaları.
Maalesef bizim ülkemizde işe alınmalar böyle bir yöntemle oluyor.
***

İngiltere’de şu sıralar değişik bir işe alım yöntemi tartışılıyor…
Tartışılan yöntem şu:
İş başvurularında, adayın 15 dakikalık bir videosu çekiliyor.
Bu video üzerinden 25 bin veri toplayan bir yüz kodlama sistemi devreye giriyor ve sonrasında adayın o işe uygun olup olmadığına karar verecek bir yapay zeka yazılımı son kararı veriyor.
Dünyada yaklaşık 100.000 adayın değerlendirilmesinde kullanılan sistemden şimdiye kadar faydalanan 700'den fazla şirket bulunuyor.
Dahası…
Teknolojinin etik, hukuki, ahlaki yönleri de bu yöntem içinde değerlendiriliyor.
***

 Sonuç olarak…
İşe alınma ile ilgili bizde TORPİL dibine kadar uygulanırken, gelişmiş ülkeler artık işe alımları YAPAY ZEKA ile yapıyor.
Onlar YAPAY ZEKA ile hak eden insanları işe alırken, biz TORPİL’in devreye girmesi sonucu işe ne kadar GERİ ZEKALI varsa yerleştiriyoruz…


.....


Bize niçin kızıyorsunuz ki o zaman?


Milletvekilleri konuşmuyor…
Etliye-sütlüye karışmıyorlar. Ziyaretlerle falan günleri geçiriyorlar.
Bazıları hiç ortada yok.
Ne yaptıklarını bilen de yok.
Belediye başkanları konuşmuyor…
İşlerine bakıyor…
Tartışma yaratmıyor, birilerini suçlamıyor, eleştiri yapmıyor.
İl başkanlarının zaten konuşacak hali yok…
Kendi dertleriyle, kendi işleriyle ilgileniyorlar…
Kim konuşuyor peki?
Parlamak isteyen, “bi kere de ben açıklama yapayım” diyen, “nasıl açıklama yaptım ama” demek isteyen, yaptığı açıklamayla yer yerinden oynayacağını zanneden, partilerin bilmem neden sorumlu isimleri ile meclis üyeleri falan konuşuyor.
Sonra da kalkıp “siyaset kala kala Z takımına kaldı” dediğimiz için bize kızıyorlar.


.....


Siyaset okulları, okullarda siyaset…


Siyaset okumak suretiyle değil bizzat içinde yapılarak öğrenilen bir uğraş bana göre.
O yüzden…
Siyasetin okunarak yapılacağına pek ihtimal vermem.
Gelin görün ki AKP’si CHP’si MHP’si zaman içinde siyaset okulu adı altında eğitim programları yapmaya başladılar.
Siyaseti okutarak öğretmekti niyetleri.
Bir işe yaramadı.
Siyaset okulları adı altında açılan eğitim programlarına katılan partililer silinip gitti.
Geldiğimiz süreçte ise…
Biz “Okullarda siyaset olmaz” derken, bir de baktık ki siyaset bizzat okullarda yapılmaya başladı.


....


Boşu boşuna sevinmişiz!


Dün sabah süper bir haber düştü ajanslardan…
Haber şu şekildeydi:
-Bakan ve Milletvekili maaşları yarı yarıya düşürüldü…
-Bazı bakanlıklar dahil gereksiz tüm kurumların kapatılmasına karar verildi…
-Devletten çeşitli yollarla çalınan paraların, çalanlar tespit edilerek geri alınmasına karar verildi…
Bir çırpıda okuduk haberi…
Meğer söz konusu haber Lübnan ile ilgiliymiş…
Lübnan’da 17 Ekim’de whatsapp ve benzeri platformlar acılığıyla internet üzerinden telefon görüşmelerine vergi getirilmesi kararı alınmış.
Bunun üzerine halk sokağa çıkmış.
Hükümet bu kararı iptal etmesine rağmen halk eylemlere devam ediyormuş.
İşte Lübnan’da yukarıdaki kararlar bunun üzerine alınmış.
Biz de söz konusu haberi okurken boşu boşuna sevinmişiz!


.....


Biraz da gülmek lazım


Birkaç Fransız kantinde gevezelik ederken içlerinden biri sorar:
— Gütenberg kim, biliyor musunuz?
— Hayır, der ötekiler.
— Güzel, sizde benim gibi gece kurslarına gitseydiniz, Gutenberg`in basım makinesini bulan kişi olduğunu bilecektiniz. Ya Panmentier`i?
— Hayır, der ötekiler.
— Güzel, sizde benim gibi gece kurslarına gitseydiniz, Panmentier`in patatesi bulan kişi olduğunu bilecektiniz. Eğer gece kurslarına gitmezseniz, yaşam boyunca işte böyle herşeye bilmiyorum demekle yetinirsiniz...
Adamın sözleri üzerine gruptan bir tanesi sinirlenir ve:
— Oldu, anlaştık! Gutenberg`i, Panmentier i bilmiyoruz.. Peki, sen Totoche kim biliyor musun?
— Hayır!
—Peki, öyleyse öğren! Totoche, sen gece kurslarına giderken karınla yatan adam!