16 Kasım 2019 Cumartesi 840 Okunma

Ne yapalım? Cevap alamayınca…

 


-Tarzan'ın neden sakalı yoktur? Köse değilse, traş olmayı ormanda nasıl öğrenmiştir?
-Bebekler 2 saatte bir uyanırken, insanlar neden rahat uyumayı "bebekler gibi uyumak" şeklinde tanımlar?
- Nasıl oldu da uzaya gitmemiz, bavullara tekerlek koymayı akıl ettiğimizden önce oldu?
- İnsanlar saati sormak için bileklerini işaret ederken, neden tuvaletin yerini sormak için kıçlarını işaret etmezler?
- Asansör düğmesine birden fazla kez basmak asansörü daha mı hızlı getirir?
- Neden insanlar kapalı bir alandan yağmur yağan alana çıkınca kafalarını eğerler? Yağmura duyulan saygıdan mıdır,
- Neden dükkanını kapatıp giden esnaf, kapıya "10 dakika sonra dönücem" yazar, ne zaman gittiğini nasıl anlarız?
-Televizyona çıkan insanlar neden kendilerini Türkiye'deki bütün insanların izlediğini sanırlar? (Örneğin: "Şu anda 70 milyon kişi bizi izliyor...")
-Cumartesi ve Pazartesi'nin neden kendi isimleri yoktur?
-Bulmacalarda boru sesinin karşılığı neden hep "ti"dir? Bulmacaları hazırlayan arkadaşlar hiç "ti" diye ses çıkaran boru görmüşler midir?
-Neden ilanlarda "doktordan temiz araba" diye yazılır? Hipokrat yemininde"arabamı temiz kullanacağım" şeklinde bir madde mi vardır?
Şimdi kendi kendinize "Bunlar da ne? Her gün yaza yaza sonunda kafayı mı sıyırdı?" diye düşüneceksiniz.
Hiç zorlamayın kendinizi, bu soruları niçin sorduğumuzu biz anlatalım.
Yıllardır bu köşeden:


-Bu şehir yıllardır demiryolu ile niçin bir limana bağlanmıyor?


-Bu şehre yıllardır alternatif bir çevre yolu niçin yapılmıyor?


-Bu şehrin Seyitgazi ve Sarıcakaya yolları niçin yapılmıyor?


-Bu şehrin havaalanından özellikle yaz ayları niçin Ege ve Akdeniz’e uçak seferleri yapılmıyor?


-Demiryolu kenti olan Eskişehir’de Demiryolu Meslek Lisesi niçin açılmıyor?


-Alpu’daki Tarım arazisi üzerine niçin termik santral yapılmak isteniyor? Gibi ve benzeri sorular soruyoruz.


Fakat…


Cevap alabileceğimiz hiçbir muhatap bulamıyoruz…


 


Biz de ne yapalım? "Madem Eskişehir'in meseleleri ile ilgili bu sorulara cevap alamıyoruz, bari yukarıdaki soruları soralım. Böylece yetkililerin belki ilgisini çekebiliriz" diye düşündük.
Kim bilir?
Böylece ilgilerini çekip, arada Eskişehir'in hallolmayan sorunları ile ilgili cevapları da çaktırmadan alırız belki…


.....


Beğenmiyorsan okuma be kardeşim!


 



Toplumunun bir kesimine şunu bir türlü anlatamadık.
Demokrasinin olduğu ülkelerde özgür basın vardır.
Demokrasinin olmadığı ülkelerde ise resmi ve yarı resmi devlet basını olur.
Bir ülkenin demokrasisinin olup olmadığını anlamak için baktığınız belli başlı birkaç kriter içinde, basının özgür olup olmadığı mutlaka vardır.
O yüzden…


Gazeteciler,(Her ne kadar tartışmaya açık olsa da) sonuçta özgür kalemlere sahip insanlardır…
Yazdıklarını beğenmiyorsan okuma be kardeşim!
Yazdığı konular hoşuna gitmiyorsa alma o gazeteyi be arkadaş!
Yazdıkları yalan, dolan, iftira ve suçlama içeriyorsa, git savcılığa ver bir dilekçe. Suç duyurusunda bulun. Elini tutan mı var?



Yazdığı hiçbir şeyden haz etmiyorsan, yap yazının altına yapabildiğin her türlü acımasız eleştiriyi.
Yazdıklarından zerre kadar haz almıyorsan, “Bu nasıl gazeteci yahu?” diye bağır bağırabildiğin kadar.
Yazdıkları seni gerçekten rahatsız ediyorsa, “Bu gazetecilerin yüz karasıdır” diye kampanyalar düzenle.
Kısaca…
Beğenmediğin gazeteciyi, beğenmediğin gazetecinin yazısını vur vurabildiğin kadar yerden yere…
Ancak…
Saldırma, şiddet uygulama, dövme, sövme, pusu kurma, tahdit etme de neyin nesi oluyor?


Not- Meslektaşımız,  Sakarya Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Hakkı Sağlam’ın, yazmış olduğu yazılardan dolayı, önceki gün, hem de gazete binasının önünde saldırıya uğradığını üzüntüyle öğrendik…


Meslektaşımıza geçmiş olsun diyor, yapılan bu saldırının hiçbir izahının olamayacağını düşünüyor ve failin de biran önce adalet karşısına çıkartılmasını umuyoruz…


.....


Bu tür insanlarla karşılaşmayalım temennisinde bulunuyoruz ama…


 


Kendisinin özel, eşi bulunmaz ve herkesten çok daha önemli olduğunu düşünür.
2. Sınırsız başarı, güç, zeka, güzellik ve yetenekleri olduğunu sürekli deklare eder.
3. Üstün, seçilmiş ve ilahi kuvvetlerce vazifelendirilmiş olarak bilinmeyi bekler.
4. Kendilerine hayrandır. Çok beğenilmek ve sürekli dışarıdan onay görmek ister.
5. Her şeyi yapmaya hak kazanmış ve özellikle kayırılacak bir kişi olduğunu düşünür.
6. Kendi çıkarları için, amaçlarına ulaşmak için başkalarının zayıf yanlarını kullanır.
7. Empati yapamaz, başkalarının duygularını ve gereksinimlerini tanımaz.
8. Her başarılıyı kıskanır ya da başkalarının kendisini kıskandığına inanır.
9. Küstah, kendini beğenmiş davranış ya da tutumlar sergiler.
Yukarıda saydığımız 9 madde Narsist insanların ortak özellikleriymiş.
Yani…
Kendisine aşık kişilik bozukluğu sahibi olan insanların en belirgin özellikleriymiş bu saydıklarımız.
-“Allah bu özelliklere sahip insanlarla bizi karşılaştırmasın” diyeceğiz ama ne yazık ki bu insanlardan bolca var çevremizde…
Okuyunca 9 maddeyi sizin de aklınıza en az birkaç isim gelmedi mi?


.....


 


Biraz da gülmek lazım


 


Toplu sözleşme pazarlığından yeni çıkmış sendika başkanı, salonda toplanmış isçilere ateşli bir söylev çekmektedir:
"Yoldaşlar! Yönetimle yeni bir sözleşme yaptık. Bundan böyle haftanın dört günü daha çalışmayacağız!"
Kalabalık, "Yaşasın!" diye bağırır.
"Çalışma saatimiz beşte değil, dörtte bitecektir!"
"Yaşaaaaaa!!"
"Çalışmaya dokuzda değil, on birde başlayacağız!"
"Helaaallll!!"
"Maaşlarımız yüzde 150 artacaktır!" "Vaaaaaauuuuuvvvv!!"
"Yalnızca Çarşambaları çalışacağız!"
Bu sözün ardından derin bir sessizlik olur. Derken arkalardan bir ses duyulur,
"Her Çarşamba mı ?"