2 Aralık 2019 Pazartesi 405 Okunma

CHP’yi dizayn edenler!

 


 


İktidar ne zaman irtifa kaybetse ve ne zaman CHP’nin yıldızı parlamaya başlasa bir şey oluyor…


O olan bir şey de “Bu CHP’den bir halt olmaz arkadaş!” dedirtiyor insana…


Meseleyi Kazım Kurt’a sorduk…


-“Bu durumun izahı nedir? CHP şöyle emin adımlarla iktidara yürüyecek bir süreç geçiremeyecek mi? CHP her yıldızı parladığında ortaya çıkan bir olayla her defasında böyle allak bullak mı olacak?” diye…


-“Anlatayım” dedi ve başladı anlatmaya…


İmişehir’de davetli olduğu bir düğüne gitmiş Kazım Kurt.


Ünlü bir gazeteci-yazar da, düğün sahibi akrabaları olduğu için oradaymış.


Her neyse, oturmuşlar ve başlamışlar sohbete.


O sıralar, o gazeteci-yazar’ın sol içeriğiyle bilinen bir gazeteye geçmesi konuşuluyormuş.


Kazım Kurt da sormuş haliyle…


-“Evet, doğru” demiş gazeteci… “Gazetede de CHP’de de Pazartesi gününden itibaren  mesaiye başlıyoruz”


Kazım Kurt şaşırmış!


-“Gazeteyi anladık da CHP ne alaka?” diye sorduğunda gazeteci “Olur mu?” demiş. “Gazetenin ve bizim bir görevimiz de CHP’nin dizaynını sağlamak” cevabını vermiş.


Kazım kurt bu olayı anlattıktan sonra sorumuzu yanıtladı.


-“Görüyorsun işte. Herkes CHP’yi dizayn etme peşinde. Üstelik herkes CHP’yi dizayn etmeyi kendine hak ve görev biliyor. Böyle olunca da parti, bu senin söylediklerini yaşıyor” dedi.


-“Peki ne yapmak, nasıl davranmak lazım?” diye sorduk son olarak…


-“Partide, her konuda, her önüne gelen her aklına geleni söylemeyecek. Kısacası, konuşmayacağız.” Diyerek sözlerini tamamladı.


...


 


 


Bizim siyasetimiz hangisi acaba?



Siyaset'in bana göre en güzel tanımlaması; halka hizmet etmenin en demokratik aracı olmasıdır.
Ama…
Tarihte Siyasete değişik isimler değişik tanımlamalar getirmiş.
Örneğin;
Easton: "Değer ve imkanların iktidar tarafından dağıtılmasıdır" demiş.
Laswell ise: "kimin nerede, ne zaman ve ne elde edeceğinin belirlenmesi" diye tanımlamış siyaseti.



Marx : "Organize bir sınıfın diğerleri üzerinde baskı kurması" olarak tanımlandırmış siyaseti.
Lord Butter ise : "Mümkün olanın sanatı" demiş.
Hitler ise siyaseti tanımlarken; "Bir Milletin dünyadaki varlığını yürütme sanatı" demiş.
Siyaset tanımlamalarının hepsi gerçekten çok ilginç.
Acaba Türk siyasetinin bugünkü haliyle tanımlaması ne olurdu dersiniz?


....


 


O masa!


 


 


Odunpazarı Modern Müze’nin kurucusu Erol Tabanca geçtiğimiz günlerde bir davette bulundu.


Eskişehir’in Turizm Potansiyelini irdelemek ve sürdürülebilirliğini sağlama adına görüş alışverişinin yapılacağı davete çok sayıda katılım oldu.


İşte bu davette yer alan protokol masasına dikkat etmenizi istiyoruz.


Masada davet sahibi Erol Tabanca ile ortağının yanı sıra kimler var?


Vali ve Büyükşehir belediye Başkanı, Milletvekilleri, Oda başkanları ve Üniversite Rektörleri var…


Eksikler var elbette ama sonuçta Eskişehir’in seçilmiş ve atanmışları o masada ve yan yana oturuyor.


Demek istediğimiz şu:


Bu masa Eskişehir’de ne kadar çok kuruluşlar, o masada oturan seçilmiş ve atanmışlar ne kadar çok aynı masada oturma imkanı bulursa, o masada oturanlara bu imkan ne kadar sağlanırsa, bu şehrin sorunları ve sıkıntıları o kadar az, yine bu şehrin gelecek beklentileri de o kadar fazla olur…


Söz konusu masayı oturanlarıyla birlikte daha fazla görmek dileğiyle…


....


 


Her partili diğer partiliyi şikayet edince…


 


Abdullah Güler AK parti İstanbul milletvekili.


Aynı zamanda Eskişehir’den sorumlu parti müfettişi…


Zaman zaman Eskişehir’e gelip ziyaretler ve görüşmeler yapıyor.


Geride bıraktığımız hafta sonu da gelmiş Eskişehir’e.


Görüşmeler yapmış, ziyaretlerde bulunmuş.


Söylenenlere bakılırsa partililerle görüşmelerini tamamlamış.


Artık yeterli mi gördü ya da son vermek mi istedi bilemiyoruz.


Zira…


Söylenenlere göre, her görüştüğü partilinin bir başka partiliden yakınması parti müfettişini bıktırmış.


Bunun üzerine…


Partili olmayan insanlarla görüşmeler yapmaya başlamış Abdullah Güler…


Örneğin, herhangi bir dükkâna girip sohbet ediyormuş…


Siyasetin içinde olmayan insanlara çak kapı misafir olarak gidiyor, onları dinliyormuş…