9 Aralık 2019 Pazartesi 580 Okunma

Zoraki birliktelik.(Güzel filmdi)

Zannedersem 2009’un en kaliteli komedi filmlerinden biriydi.
Erkekler arasında geçen bir yol filmi.
Yolları tesadüfen kesişen, farklı dünyalara ait, tamamen zıt karakterli iki erkeğin, Amerika’yı baştan başa kat ederken, birbirlerine katlanma öyküsünü konu alıyordu.
Keyifle izlemiştik "Zoraki Birliktelik" filmini.

***

Bundan birkaç gün önce, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin genel merkezinde İl Başkanları Toplantısına katılmıştı hatırlarsanız.
Burada önemli açıklamalar yapmış, ’Bu parti, inşallah önümüzdeki çeyrek asırda da yarım asırda da ülkemize ve milletimize hizmet edecektir.’ diye konuşmuştu.
Toplantıda il başkanlarına da seslenen Erdoğan, ’Sizlerden hiç vakit kaybetmeden, şehirlerinize döner dönmez hemen 2001’den bugüne partimizde görev almış veya gönül vermiş her bir kardeşimize mutlaka ulaşmanızı istiyorum. Bu kardeşlerimizin gönüllerini almanızı, varsa dertleri, sıkıntıları, onlara çözüm aramanızı, daha önemlisi kendileriyle irtibatı kesmemenizi talep ediyorum.’ Demişti.
Biz "konuştu" diyoruz ama aslında Erdoğan’ın il başkanlarına vermiş olduğu bir talimattı bu.
Söz konusu talimatın Eskişehir’de de yerine getirildiğini gördük önceki gün.
Zira...
AK Partide 2002 yılından bu yana görev yapan tüm il ve ilçe başkanları mevcut il başkanı çağrısıyla toplanmış.
Fotoğraftan görebildiğimiz kadarıyla, Osman Yüksel MHP’ye geçtiği için büyük ihtimalle davet edilmemiş olsa gerek fotoğrafta yer almazken, eski il başkanlarından Ayşe Fert Dökmeci dışında tüm il ve ilçe başkanları katılmış toplantıya.

***

Sonuç olarak...
AK Parti’nin Eskişehir’de kurulduğundan bu güne kadar görev yapan tüm başkanların, Erdoğan’ın talimatıyla da olsa bir araya gelmeleri, aynı masa etrafında oturmaları elbette güzel bir durum.
Fakat nedense bu durum bana yukarıda özetini anlattığım "Zoraki Birliktelik" filmini hatırlattı.
Şu birbirleriyle ters karakterleri olan ama birbirlerine katlanmak zorunda kaldıkları filmi...
Çünkü...
Ben o masada oturanların çoğunun birbirine karşı kuyruk acısı olduğunu biliyorum.
Ben o masada oturanların çoğunun birbirine karşı muhalefet yaptığını da biliyorum.
Ben o masada oturanların çoğunun birbirlerini genel merkeze şikayet ettiğini de biliyorum.
Hatta...
Ben o masada oturanların çoğunun birbirlerini görevden aldırmak için parti müfettişlerine neler anlattığını da biliyorum.
Ben dışarıdan biri olarak bu kadarını biliyorum ya, partililer neler neler biliyor kim bilir?


 


....


 


Demek ki Eskişehirspor’un para değil güven sorunu varmış...


 


-Futbolcular, 200 milyon liranın üzerinde borcu bulunan bir kulüpte para alamayacaklarını bilir.
Buna rağmen bile bile ter akıtırlar.
Tek beklentileri ise, kendilerine verilen sözlerin tutulmasıdır.
Örneğin "Şu maça şu primi vereceğiz" denildiğinde, söz verildiği gibi o primin kendilerine verilmesini beklerler.
O sözler de tutulmaz, o primler de verilmezse futbolcu oynamaz.
İçinden oynamak gelmez.
Güveni sarsılmıştır artık.

***

Taraftarlar mesela...
Kulübün mali yapısını, ne durumda olduğunu en iyi şekilde takip edenler ve bilenlerdir.
Kimsenin akşamdan sabaha bozuk vaziyeti düzeltemeyeceğinin farkındadır.
Kulübü yönetenlerden bekledikleri tek şey samimiyettir.
Verilen sözlerin yerine getirilmesini, tutulmayacak sözlerin verilmemesini isterler.
Tutulmayan sözlere şahit olduklarında, içlerinden maça gitmek gelmez.
Zira...
Güvenleri tam anlamıyla sarsılmıştır.

***

Şehrin dinamikleri dediğimiz kişi, kurum ve kuruluşlar örneğin...
Hiçbirinde Eskişehirspor sevgisinin olmadığını söylemek mümkün değildir.
Aksine...
Eskişehirspor’un içine düştüğü durumun, kendilerini de yaralayan bir durum olduğu açıktır.
Yardım etmezler çünkü dilleri sütten yanmıştır.
Daha önce yaptıkları ya da başkaları tarafından yapılan yardımların kulübe değil de, başkalarının cebine ne şekilde gittiğine şahit olmuşlardır.
Aynı durumun yaşanacağını bildikleri için, içlerinden yardım etmek gelmez.
Kulübün geldiği duruma üzülmelerine ve yardım etmek istemelerine rağmen yapmazlar, yapmak istemezler.
Çünkü...
Güvenleri olabildiğince sarsılmıştır.

***

Tüm bu anlattıklarımız da gösteriyor ki; bugün için Eskişehirspor’un en büyük sıkıntısı borç ve para değil, güven sorunudur.
Bu güveni sağlayamayan yönetimler ve başkanlar, işte bu yüzden futbolcuyu oynatamaz, taraftarı stada getiremez, şehir dinamiklerinden tek kuruş yardım alamaz.
Zira...
Samimiyet çoğu zaman paradan daha kıymetlidir.
Bu söylediğimizin böyle olduğu, Eskişehirspor’un yeni başkan ve yönetimi ile ispatlanmış gibi gözüküyor.
Kim ne derse desin, yeni başkan ve yönetimin samimiyeti ve güven veren duruşunun futbolcuyu oynattığına, taraftarı stadyuma geri getirdiğine şahit oluyoruz şahit oluyoruz.
Bu duyulan güvenin, şehir dinamiklerini de yardım konusunda hareketlendireceğini söylemek yanlış olmayacaktır.
Sonuç olarak...
Futbolcular oynuyor, taraftar eskiden olduğundan da fazla maça geliyor.
Yeni başkan ve yönetimi ile Eskişehirspor’a heyecan geldi.
Aslına bakarsanız, Eskişehirspor’a güven geldi.


 


....


 


Sıralama her şeyi gösteriyor...


 


İşsizlik her geçen gün artıyor.
Bu da toplumdaki yaranın her geçen gün derinleşmesine ve toplum olarak daha çok acı çekmemize neden oluyor.
En son meslek guruplarına göre işsizlik oranları çıkartılmış.
En fazla işsizlik oranı ne yazık ki bizim meslek sektörümüzde.
Yani basın sektöründe.
İşsizlik oranının en düşük olduğu sektörler ise Sağlık, Veterinerlik, Hukuk ve Güvenlik olarak sıralanmış.
Bilgisayar ve bilişim sektöründeki işsizlik oranı bile bu yukarıdaki dört sektörden daha fazla.
Ne diyelim?
Bu sıralama bile ülkede ne olup bittiğini biraz olsun anlatmaya yetiyor galiba...