14 Ocak 2020 Salı 663 Okunma

Eleştiriye “Söylediklerin doğru ama” ile başlamak bu kadar mı zor?

Emeklilikte Yaşa Takılanlar bir dernek kurdu.
Dernek yöneticileri ziyaretler yapıp, mağduriyetlerini anlatmak üzere çeşitli ziyaretler yapıyor.
Geçtiğimiz günlerde Büyükşehir belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’e gittiler.
EYT’lileri ağırlayan Yılmaz Büyükerşen’in ziyaret sırasında “Keşte yatırımlar betona değil de insana yapılsaydı. Üretim olmadığı müddetçe bu ve benzeri sıkıntılar oluyor” sözleri yansıdı kamuoyuna.
İşte bu sözler, sosyal medya sayfalarında haber olarak yayınlandı.
Sosyal medya sayfalarında yayınlanan haberlerin altına yazılan yorumlara baktık şöyle;
Biri şöyle demiş;
-“Sende heykel’e yatırım yapıyorsun”
Başka biri…
-“sen de betondan heykeller yapıyorsun”
Bir başkası ise;
-“Eşek heykeli betondan değil Alçıdan mıydı?” demiş…
Birisi çıkıp “Doğru söylemişsin. Betona değil insana yatırım yapılması lazım. Üretim lazım. Ama sen de bunu yapıyorsun” dese, vallahi söyleyecek tek bir sözüm yok…
-“İşte. Doğrudur-yanlıştır. Sonuçta bu da bir eleştiri” deyip, “Eyvallah” diyeceğiz…

Ama nerede?
Eskişehir’de heykel yapıldığı için hükümetin betona yaptığı yatırımı doğru ve haklı bulan bir zihniyetin eleştirisi bu resmen.
Eskişehir’de heykel yapıldığı için, hükümetin betona yatırım yapma hakkı olduğunu zanneden ve savunan bir anlayıştan başka bir şey değil söylenen.
Bu verdiğimiz sadece bir örnekten ibaret…
Toplum olarak hemen her konuda gösterilen benzeri tavırları sık sık görüyoruz.
Bu ülkede, “Doğru” nun içinde yanlışın, “Yanlış” ın içinde de doğrunun arandığı başka bir dönem hiç olmadı…
Eleştiri illa ki “Doğru” ve “Yanlış” bir tarafa konulup, görmezden gelinerek mi yapılmalı?
Eleştiriye “Söylediklerin doğru ama” ile başlamak bu kadar mı zor?
Biz hangi ara “Haklısın belki ama sen de benzeri yanlışlar içindesin” diyemeyecek, bunu kendimize yediremeyecek kadar politize olduk?


.....


Denktaş’ın anısına…


Sekiz yıl önce kaybetmiştik Kıbrıs'ın efsanevi lideri Rauf Denktaş'ı.
Dün, kabri başında anma töreni düzenlenmiş.
Süleyman Demirel benzeri bir siyasetçiydi Rauf Denktaş.
Siyasete espri katabilen ender politikacılar arasındaydı.
Aşağıda aktaracağımız gibi insanı gülümseten birçok anı bıraktı.
***


Rauf Denktaş bir toplantıda konuşma yapıyor.
Kendisine sürekli muhalif olduğunu bildiği ve rakip partinin milletvekilliğini yapan bir kişi sürekli Denktaş ne derse "Yaşa Baba!" diye tezahürat yapmaya başlıyor.
Toplantı boyunca bu sürekli  böyle devam ediyor.
Denktaş konuşuyor, önde oturan muhalif milletvekili "Varol Baba" diye tempo tutuyor.
Sonunda, bir türlü anlam veremediği bu olaya dayanamıyor Denktaş.
Muhalif milletvekilinin yanına gidip; "Hayrola sen bizim partiye falan mı geçtin? Ne desem ‘Yaşa Baba’ diye bağırıyorsun" diye soruyor.
Muhalif milletvekili "Yooo Ne münasebet. Neden geçecekmişim sizin partiye?" deyince Denktaş;
-"Ama deminden beri ben konuşuyorum, sen ise "yaşa baba" diye tempo tutuyon. Ben de buna bir anlam veremiyom. Bunun nedeni nedir?" diye sorunca, muhalif milletvekili;
-"Yıllardır anamızı bellediğin için sana Baba demeyim de kime diyeyim?" cevabını veriyor.
***

Rauf Denktaş da bunu her katıldığı televizyon programında anlatırdı.
Anlatırken de katıla katıla  gülerdi…
Aslında bu şekilde davranmakla, siyasetin; yapılan en ağır eleştirileri bile sindirebilme sanatı olduğunu adeta ispat ederdi…
Nur içinde yatsın…


.....


Bu gezegenin alışık olmadığı bir insan…


Dünya’nın en kolay işidir kötü olmak…
Vurursun, kırarsın, acımazsın, umursamazsın…
Yalan ve iftira ile ocaklar söndürürsün…
Bir kere niyetine gir, saniyelik iştir kötü olmak, olabilmek…
Dünyanın en zor işidir iyi olmak…
Vicdan sahibi olmayı gerektirir öncelikle…
Zamandan, paradan, işten, güçten sürekli fedakârlık gerektirir.
Kandırılırsın, istismar edilirsin, rencide olursun…
Buna rağmen İYİ kalırsın, kalmaya çalışırsın.
İşte bu zorluğu göğüsleyen, “kötü” olmak gibi kolay bir yol varken, zor olan “İYİ” olmayı tercih eden nadir insanlar var ülkede.
Bunlardan biri de sanatçı Haluk Levent…
Twetter hesabını takip ediyor musunuz bilmiyorum ama adam bu gezegenin alışkın olmadığı kadar iyi birisi.
Kendi sosyal medya hesabından insanlara yardımcı olmaya başlayan, daha sonra artan yardım talepleri üzerine her ilde kendisine gönüllü yardımcı olanlardan “Ahbaplar” grubunun oluşmasını sağlayan ve  sosyal medya aracılığıyla pek çok iyi şeylere vesile olan bir sanatçı.
Tazminatlarını alamadığı için işten çıkartılan işçiler için konser veriyor, kanser hastalarının tedavi ve ameliyat masraflarının karşılanmasını sağlıyor, mezuniyet ve nikah törenine davet edenleri kırmıyor, gidiyor.
Garibine, yoksuluna, haksızlığa uğrayana, gazisine, Esnafına, işçisine, işten atılanına sahip çıkıyor.
Özel çocuklarla sinemaya gidiyor, uygunsuz koşullarda yaşayan insanların evlerini onattırıyor.
“yardıma ihtiyacı var” diye duyurduğu insanlara yardımcı olanların evine kadar gidip, onlara yemek yapıp, şarkı söylüyor.
Sadece yardıma ihtiyacı olan insanlar da değil, bütün şehirlerde “pati konutları” adı altlında sokak hayvanlarının barınacakları yerlerin oluşmasına vesile oluyor.

Kısacası…
İYİ bir insandan yapmasını beklenilenlerin, daha burada yazmaya kalksak sayfaların alamayacağı yüzlercesini, binlercesini yapıyor…
Bana kalırsa, aklınıza gelebilecek ne kadar varsa, Dünya’da ve Türkiye’deki tüm insani ödüllerin tamamını hak ediyor…
Mümkünse takip eden Twetter’daki sayfasını…
Kurulmasına sebep olduğu dernekle birlikte yaptıklarına bizzat şahit olun.
Hatta mümkünse, katkı verip, bir el atın yaptıklarına…
İnanın dünyanız, bakış açısınız ve psikolojiniz değişecek…