30 Mart 2020 Pazartesi 433 Okunma

Suyunu çıkartıyorlar!

Sağlık müdürlüğü, evde bakım hizmeti vermek için ekipler oluşturmuş.
Doktor,hemşire, sağlık memuru ve şoförden oluşan bu ekipler, evlerinde rahatsızlık geçiren vatandaşlara yine evlerinde ilk müdahalede bulunmak için oluşturulmuş ekipler.
Virüs salgını nedeniyle evlerinden çıkamayan ve sağlık hizmetine ihtiyacı olanlar ilgili telefon numarasını arıyor, adresini veriyor, ekipler süratle o adrese gidip, çağrı bırakan vatandaşların ne gibi bir sağlık sorunu olduğuna bakıyor.
Ciddi bir sorun yoksa gerekli müdahale evde yapılıyor.
Sorun ciddiyse, ilk müdahale sonrası vatandaş hastaneye götürülüyor.
Buraya kadar anlattıklarımızdan da rahatlıkla anlaşılacağı üzere söz konusu ekipler, insanların karşılaşabileceği sağlık sorunlarını giderme amacıyla kurulmuş ekipler.
Biz genellikle kimin ne iş yaptığını, hangi kurumun hangi işe baktığını bilmediğimiz ve her şeyi birbirine karıştırdığımızdan dolayı, bu özelliğimiz son günlerde sözünü ettiğimiz ekipleri de sıkıntıya sokmaya başlamış.
Sağlık hizmeti talebi ile çağrı bırakan bir adrese giden ekibe "Bize köfte ekmek getirebilir misiniz" demiş biri.
Bir diğeri, talep üzerine evine kadar gelen sağlık ekibine "Sizden 1 kilo domates almanızı isteyecektim ama biraz önce belediyeden getirdiler. Sizi de boş yere yordum" açıklaması yapmış.
Şaka gibi ama "Evde Sağlık Hizmeti" ekipleri, bu ve benzeri bir sürü saçmalığa yetişeceğim diye, gerçekten sağlık hizmetine ihtiyacı olanlara verilecek hizmeti aksama noktasına gelmiş.

Sonuç olarak...
İnsanlar bir türlü bilinçlenmiyor.
Ya da her şeyi biliyor ama suyunu çıkartmaktan da geri kalmıyor.


.....


Aslında "Bilmiyorum" demektir kıymetli olan


Salgın nedeniyle eve kapalı haldeyken yapılabilecekler neler?
Bu soruya herhalde verilen cevaplardan ilki "Televizyon izlemek" olurdu.
Öyle yapanların, yani evlerine kapanıp, televizyon izleyenlerin en çok şikâyet ettiği konuların başında, ekranlara hep aynı simaların çıkması oluyor.
Üstelik.
Artık ezberlenen simaların hemen her konuda bilgilerinin olması…
Hukukçu sağlık konuşuyor, gazeteci tarih anlatıyor, sosyolog fizikten falan bahsediyor.
"Bilmiyorum" demek öylesine çok kıymetli hale geldi ki, bu kıymetli meziyeti hiç kimse kullanmak istemiyor.
***



Liverpool futbol takımının teknik direktörüne basın toplantısında "Koronavirüs'ün yayılması ile ilgili ne düşünüyorsunuz?" diye soruyorlar.
Adamın verdiği cevap tam da bizim anlatmaya çalıştığımız yönde:
Aynen şunu söylüyor:
-"Hayatta hiç sevmediğim şey şu ki, böyle ciddi bir konuda bir teknik direktörün görüşünün önemli sayılması. Buna hiç anlam veremiyorum. Aynı soruyu ben de sana sorabilirdim. Meşur insanların ne söylediğinin hiçbir önemi yok. Bu konuları doğru bir şekilde konuşmalıyız. Benim gibi konu hakkında bilgi sahibi olmayan kişiler değil, konunun uzmanı olan, bilen kişiler konuşmalı. İnsanlar da onları dinlemeli"
Yukarıda da söyledik ya "Bilmiyorum" demek çok kıymetli diye...
Bizimkiler galiba hiç bilmediği konularda konuşma yapıp, yalan yanlış bir ton şey anlatmanın daha kıymetli olduğunu zannediyor olsa gerek!


.....


Bir kararname de şu dolandırıcılar için çıkartın!


Salgın yüzünden herkes endişeli…
Herkes büyük bir korku yaşıyor.
Herkes eve kapanıp, yaşadığı travma ile baş etmeye çalışıyor.
İşte böyle bir psikolojik ortamın yaşandığı şu günlerde, insanlar canlarıyla uğraşırken, birileri bu durumu fırsat biliyor.
Aslında yaptıkları işin ölü soyuculuğundan hiçbir farkı yok.
İnsanları ya telefonla arıyorlar ya da kapılarını çalıyorlar.
Kendilerini polis olarak tanıtıp, ne kadar paraları varsa dolandırıyorlar.
Üstelik böylesine olağanüstü olaylar yaşadığımız şu günlerde yapıyorlar bunu.
Daha önceki gün Eskişehir'de yakalandı sahte polisler.
Mahkeme tutukladı.
Ancak bu insanlar dolandırıcılık suçu nispetinde ceza alacak.
Belki de kısa süre içinde cezaevinden çıkacak.
Hani diyoruz ki, büyük bir çaresizliğin yaşandığı şu dönemde bu tür dolandırıcılık yapanlar için, en ağır cezanın verileceği bir düzenleme yapılsa...
Olur mu?
Kim bilir belki olur...
Gerçi şu sıralar içerdeki dolandırıcıların dışarıya çıkması gündemde ama...


.....


Su yoksa sabun da işe yaramaz!


Salgınla mücadelede tüm uzmanların hijyen konusunda söylediği tek bir şey var.
Ellerin sık sık 20 saniye süresince yıkanması.
Virüsle ancak böyle mücadele edilebileceğini, insanların ancak bu yöntemle virüsten korunabileceğini söylüyorlar.
İşte tam da burada suyun ne kadar önemli olduğu çıkıyor ortaya.
Su olmadıktan sonra sabunun da hiçbir işe yaramayacağı hesap edildiğinde var olan suyun dikkatli kullanılması gerekiyor.
Önümüz bahar ve havalar ısınacak. Umarız var olan suyun dikkatli kullanılması konusunda gerekli tedbirler alınır, yasaklar getirilir.
Örneğin bahçe sulamaları falan yapılmaz.
Otomobil yıkamaları falan durdurulur.
Yukarıda da söylediğimiz gibi, kullanacak su olmadıktan sonra, hijyen sağlamada sabunun hiçbir faydası olmayacak