10 Nisan 2020 Cuma 690 Okunma

Bunu bizim belediyeler yapsaydı var ya..!

AK Partili İstanbul Esenler Belediyesi, “Sanat Evi” birimi sanatçılardan “Sokak Timleri” oluşturmuş.
Sanatçılar sokaklarda bağlama çalıyor, şarkı türkü söylüyor.
İktidara yakınlığı ile bilinen bir televizyon kanalı ise söz konusu haberi “Son derece güzel bir uygulama. Evden çıkamayan vatandaşa moral oldular. Evlerinin balkon ve camlarından sanatçılara eşlik ettiler.” diye veriyor.
Bana göre de son derece güzel bir uygulama…
Salgın nedeniyle evlerine kapalı kalan insanların bu tür etkinliklere ihtiyacı var…
Bir ara, “Eskişehir’deki Belediyeler de bunu yapsa” diye geçirdim içimden.
Öyle ya, büyükşehir, Tepebaşı ve Odunpazarı belediyesi bünyesinde oluşturulmuş Senfoni’den tutun da, Opera’ya,  Türk Halk Müziği ve Türk Sanat Müziğine kadar profesyonel orkestra bazında da, amatör koro ve topluluklara kadar, Cadde ve sokaklarda gösteri yapabilecek kabiliyet mevcut.
Dahası…
Belediyeler, bu kapsamda amatör grup ve kişileri de bu “moral gösterilerine” dahil edebilirdi.
Kuşkusuz çok da güzel olurdu.
Salgın nedeniyle evlerine hapsolan insanlar bu sayede güzel, hoş ve değişik zaman geçirir, en azından bir süreliğine evde kapalı kalma ortamından uzaklaşırdı.
Ancak…
Eskişehir’deki belediyeler bunu yapmış olsaydı, AK parti çevresinde oluşan bir cenah,  muhtemelen olaya peşin peşin tepkisini gösterirdi…
O cenahtan büyük ihtimalle;
-“Millet can derdinde CHP’li belediyeler çalgı-çengide” eleştirisi anında gelirdi.
-“Bütün ülke salgın derdinde, belediyeler “vur patlasın çal oynasın’a devam ediyor” denilirdi büyük ihtimal.
-“Bu CHP’li belediyeler in bildiği tek şey şarkı-türkü” geyiği yapılırdı mutlaka…
Hatta…
-“İnsanların canı burnunda, bunlar ise konser verip eğlenmekten başka bir şey düşünmüyor” diye alay edilirdi…
Şuna eminim ki;
AK Partili Esenler Belediyesi’nin yaptığının aynısını Eskişehir Belediyeleri yapmış olsa, bizim Esenler belediyesine gösterdiğimiz takdirin zerresi, bazı AK parti çevresindeki bu cenah tarafından Eskişehir belediyelerine kesinlikle gösterilmezdi.
Çünkü…
Sözünü ettiğimiz o cenahın nazarında, bariz bir biçimde  “Aynı etkinliği AK Partili belediye yapıyorsa doğru ve güzeldir, CHP’li belediyeler yapıyorsa yanlış ve gereksizdir.” anlayışı var…
Dahası bu anlayış; aynı etkinliği yapan AK partili belediyeyi alkışlayıp, CHP’li belediyeyi ise eleştirebilme mantık ve kabiliyetine sahip bir anlayış…


.....


Ben yapmam,
sana da yaptırmam…


İktidarda CHP ya da başka parti olsa aynı şekilde mi davranır bilemiyoruz.
Ancak…
AK parti iktidarının özellikle muhalefete karşı “Ben yapmıyorum-yapamıyorum, sana da yaptırmam” anlayışı var…
Söz konusu anlayışın var olduğuna en son belediyelerin yardım hesaplarının yasaklanmasıyla şahit olduk.
Daha öncesinde ise mecliste birçok örneği yaşandı bu anlayışın.
Örneğin;
CHP tarafından verilen;
-İsrail ile tüm anlaşmaların feshedilmesi,  Sentetik Uyuşturucular ile ilgili komisyon kurulması.
15Temmuz siyasi ayağı, Çiftlikbank olayı, Atatürk hava limanı saldırısı, Aselsan mühendislerinin şüpheli ölümü, Faiz lobisi, Işıd’ın Türkiye’deki faaliyetleri, Paralel yapı, bireysel silahlanma gibi “Araştırma komisyonu kurulsun” önergelerinin tümü AK Parti meclis çoğunluğu tarafından ret edildi.
Aynı zamanda, MHP tarafından verilen Çocuk istismarının önlenmesi ile Ege’deki 16 adanın Yunanistan tarafından işgal edilmesine ilişkin araştırma komisyonu kurulması önergeleri de yine mecliste AK Parti tarafından ret edildi…
İktidar “Ben yapmam. Senin de yapmana izin vermem” anlayışını o denli otomatiğe bağladı ki, bazen kendi verdiği önergeyi “muhalefet verdi” zannederek ret ettiği bile oldu.
Taşrada çalışan sağlık personelinin durumunun düzenlenmesine yönelik AK Parti grubu tarafından verilen önerge, mecliste CHP’lilerin el kaldırması üzerine, CHP tarafından verildiği sanılarak AK partililer tarafından ret edildi.
İktidar, paye vermemek ve halkın gözünde puan kazanmasını engel olmak amacıyla, muhalefetten gelen önergeleri ret ederken, çoğu yerinde ve gerekli olan bu  önergeleri kendisi gündeme getirse yine mesele yok…

Ama…
Yukarıda da söylediğimiz gibi “Ben yapmıyorum-yapamıyorum sana da hayatta yaptırmam” durumu var ortada…


.....


Çok şey değişecek çok…


Bir anda;
Para mal mülk değersiz oldu, şimdi bedava olan hava en değerli şey haline geldi.
Yaşlılara yapılan ziyaret makbuldü, şimdi yapılmayan ziyaret sevgi gösterisi oldu.
Öpüşmek, sarılmak, koklaşmak sevginin en büyük göstergesiydi, şimdi asıl sevginin göstergesi uzak durmak oldu.
Zenginlik mutluluk kaynağıydı, şimdi mutluluğun kaynağı sağlık oldu.
Eskiden Dünya kocaman ve global bir gezegendi, şimdi Dünya ülkelerinin her birinin kapalı sınırları oldu.
Eskiden hapşırana “çok yaşa”, grip olana “Şifayı bulmuşsun” denirdi, şimdi her ikisi de endişe kaynağı oldu.
Eskiden en uzak ülke 10-1-20 saat uzaktaydı, şimdi insanlar kapıdan burnunu dışarıya çıkartmaz oldu.
Eskiden sabun, peçete, maske parayla alınacak en ucuz şeylerdi, şimdi bunların paradan daha değerli olduğu ortaya çıktı.
Eskiden grip 7 günde geçerdi, şimdi ilk 7 günde hastalık ortaya çıkıyor, ikinci 7 günde ya iyileştiriyor ya da öldürüyor.
Bu salgın, çıktığı günden bu yana çok şeyi değiştirdi…
Bundan sonra da çok şey değişecek gibi…


.....


İşte bu!


Tüketici Hakları Genel Başkanı Turhan Çakar bir açıklama yapmış.
Sivil Toplum Örgütleri arasında yapılan en güzel açıklamalardan biri bana göre…
Şöyle demiş;
 
•    TOPLUMUN YÜZDE SEKSENİ AÇ VE YOKSUL!..
 
•    GELİRİ OLMAYAN, AÇLIK SINIRI ALTINDA YAŞAYAN VE GEÇİNEMEYEN AİLELERİN TEMEL İHTİYAÇLARINI DEVLET KARŞILASIN.
 
•    GIDADAN KDV KALDIRILSIN. ELEKTRİK VE DOĞAL GAZ FATURALARINDAN YALNIZCA ENERJİ BEDELİ, SU FATURALARINDAN İSE YALNIZCA SU BEDELİ ALINSIN.
 
•    TÜM HASTANELERDE SAĞLIK HİZMETLERİ ÜCRETSİZ OLSUN.
 
•    TOPLUM İÇİN MERKEZİ YÖNETİM İLE TÜM YEREL YÖNETİMLER VE TÜM TOPLUM KESİMLERİ İŞBİRLİĞİ YAPMAK ZORUNDA!..
Bazı muadili dernekler gibi siyaset yapmamış.
Hükümetin vermesi gereken hizmetleri es geçip, sadece belediyelerin vermesi gereken hizmetlerden yürümemiş.
Elektriği, doğalgaz’ı ağzına almayıp, sır muhalif belediye diye döndürüp döndrüp su meselesine konuyu getirmemiş.
Tüketici adına söylenecek her şeyi söylemiş…


.....


Biraz da gülmek lazım


Bir Fransız, bir Alman ve bir Türk müzede "...Adem ve Havva Cennet Bahçesinde" tablosuna bakıyorlarmış:
Alman,
"Bedenlerinin kusursuzluğuna bakar mısınız? Adem ile Havva mutlaka Alman olmalı." demiş.
Fransız, Alman’a karşı çıkmış:
"Havva ne kadar güzel, Adem ne kadar yakışıklı.Bu denli çekici olduklarına göre, hiç kuşkusuz Fransız olmalılar."
Türk, tabloyu uzun uzun izledikten sonra kararını vermiş:
"Bunlar kesin Türk’tür. Üstte yok, başta yok, elmadan başka yiyecek yok, ama hala kendilerini cennette sanıyorlar."