1 Temmuz 2020 Çarşamba 615 Okunma

Mağlubiyet yetimdir!

 


Süleyman Demirel’in güzel bir sözü var;


-“Galibiyet güzeldir. Sahipleneni boldur. Ama mağlubiyet öyle değildir. Hiç kimse çıkıp üstlenmez mağlubiyeti. Tam aksine, herkes üzerinden atmaya çalışır. O yüzden mağlubiyet yetimdir. Ortada kala kalmıştır” der…


Eskişehirspor’un ligden düşmesinin kesinleşmesiyle birlikte şu birkaç gündür yaşananlara tanık olunca, ister istemez Demirel’in sözü geldi.


Bir kere herkes, ligden düşüşün sorumlusu olarak birilerini suçlamaya başladı.


Halil Ünal’ı suçlayanlar…


Mesut Hoşcan’ı suçlayanlar…


Her ikisini de suçlayanlar…


Osman Taş’ın üzerine tüy diktiğini söyleyenler…


Mevcut başkana “kurtarmak için gelmediysen niye geldin?” diyenler…


Sadece bunlar da değil…


Eskişehirspor’a yardım etmediği için Büyükerşen’e verip veriştirenler.


Takımın göz göre göre düşmesine göz yuman iktidar partisi vekillerine yüklenenler.


Kulübe sahip çıkmayan sanayici ve işadamlarına çemkirenler…


-“Eğer takım küme düştüyse, bunda az da olsa benim de sorumluluğum vardı” diyen bir tek kişi yok ortada.


-“Hatalı, kusurlu, sorumlu aranıyorsa ben de onlardan biriyim” diyen de yok…


-“Bir şekilde kabahatimiz varmış ki takım bugün küme düştü” diyen bile yok…


Tam da Demirel’in söylediği sözün hayat bulmuş hali yaşanıyor Eskişehirspor’da…


Mağlubiyetin üstlenilmediği, tam anlamıyla yetim kaldığı bir durum…


Aslında…


Herkesin az ya da çok sorumluğunun bulunduğu ama ortaya çıkıp bu sorumluluğu üstlenmek yerine, Eskişehirspor’un yetim bırakıldığı bir durum yaşanıyor!


,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,


Bu sizce de acayip değil mi?


Türkiye'nin ilk yerli elektrikli treni önceki gün törenle raylara indirildi.
Nerede indirildi?
Üretiminin yapıldığı Sakarya'daki TUVASAŞ'ta...
TUVASAŞ nedir?
Vagon üretimi yapan bir Anonim Şirket.
Yani...
Tıpkı bizim TÜLOMSAŞ gibi Ulaştırma Bakanlığına bağlı TCDD'nin bir ortağı...
Yani...
Tıpkı bizim TÜLOMSAŞ gibi hükmi şahsiyeti sona erdirilerek yeni kurulan TÜRASAŞ'a devredilen 3 şirketten biri.
Normalde Sakarya'daki TUVASAŞ'ın Vagon, TÜLOMSAŞ'ın Lokomotif üretmesi lazım değil mi?
Ama gelin görün ki Türkiye'nin il yerli ve milli elektrikli treni Sakarya'daki Vagon fabrikasında yapılıyor.
Bu sizce de acayip değil mi?
Hadi vagonlarını Sakarya'daki fabrika yaptı diyelim.
Hiç olmazsa çekicisinin Eskişehir'de, TÜLOMSAŞ'ta yapılması daha doğru olmaz mıydı?
Demek ki hükümet yerli elektrikli trenin, lokomotif ve demiryolu araçları yapan TÜLOMSAŞ'ta yapılması yerine, vagon yapan Sakarya'daki TUVASAŞ'ta yapılmasına karar vermiş.
Sahiden de acayip bir durum...



,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,


 


İktidarın sonu olur!


 


Çiftçinin tek güvencesi, bir yıl uğraşıp ambara koyduğu ekinidir.


Esnafın tek güvencesi ise sahip olduğu dükkanı.


Çalışanların ise tek güvencesi, emekli olduğunda alacağı kıdem tazminatıdır.


Zira…


Yıllarca verdiği emek karşılığında alacağı paradan başka herhangi bir toplu para bulma ve görme şansı yoktur çalışanın.


İşte bu tek güvencesinin bir şekilde tehlikeye düştüğünü görürse çalışan, kıdem tazminatını tehlikeye sokan her kim olursa olsun affetmez…


Daha önce ne düşünürse düşünsün, ne kadar severse sevsin, buz gibi soğur.


O yüzden…


Bugünkü iktidarın en büyük yanlışıdır kıdem tazminatı ile oynamak…


Eğer, kıdem tazminatında bir düzenleme yapmakta ısrar ederse, bu şüphesiz iktidarın sonunu getiren bir düzenleme olur.


En sıkı destekçisi de olsa, hiç kimse tek güvencesi üzerinde, onu tehlikeye düşürecek şekilde düzenlemeler yapan iktidarı destekleyip, savunmaz!


,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,


 


Milyon liralık konutlar!


 


Eskişehir, denizi ve sahili olmayan bir kent…


Bir Antalya değil örneğin.


Eskişehir, Ticareti vasat olan bir kent…


Bir İstanbul ya da İzmir değil.


Eskişehir öyle ahım şahım sanayisi olan bir kent de değil.


Yani…


Bir İzmit, bir Bursa da değil.


Eskişehir, yoğun bürokrasinin olduğu bir kent hüviyeti de taşımıyor.


Örneğin bir Ankara değil…


Eskişehir’de Tarım’ın da belirleyici bir tarafı yok.


Yani…


Bir Adana, bir Gaziantep maalesef değil.


İşin diğer bir tarafı…


Eskişehir’de kara para diye adlandırılan bir para da yok.


Bu şehir öğrencilerin, emeklilerin, orta gelire sahip insanların yaşadığı bir şehir…


Ama gelin görün ki…


Eskişehir’deki konut fiyatları, sahili, sanayisi, ticareti, tarımı olan, hatta kara paranın kol gezdiği yukarıda saydığımız çoğu şehirden daha pahalı.


Vişnelik, Sümer taraflarında milyon liralarla tarif edilen daireler var.


Çıkıp bakıyorsunuz balkonundan, Gültepe manzarasına sahip.


Batıkent’te keza normal dairelerin fiyatı milyon’a yaklaşmış…


Balkonundan baktığınızda çevre yolu karayolu manzarası çıkıyor karşınıza.


Bahçeli lüks evlerin fiyatı 4-5 milyonu bulur olmuş.


Bu nasıl olabiliyor?


Nasıl oluyor da Eskişehir’deki konut fiyatları, başka şehirlerde deniz manzaralı dairelerden daha yüksek fiyata yükselebiliyor?


Hemen herkes bunun suçunu daha fazla kazanmak isteyen müteahhitlere yüklüyor ama işin gerçeği hiç de öyle göründüğü gibi değil.


Daire fiyatlarının bu denli yüksek olmasının tek nedeni, arsa fiyatlarının çok yüksek olması…


Arsa neredeyse tükenme noktasına geldiği için var olan arsalar değerinden kat be kat yükseğe müteahhitlere veriliyor.


Müteahhit de kar edebilmek için imal ettiği dairenin fiyatını yükseltiyor.


Bu durumda suçlu arsa sahibi mi?


Elbette değil.


Çünkü belediyeler yeni konut alanlarını imara açmadığı için var olan arsalar alternatifsiz kalıyor ve arsa sahipleri de bu durumu haklı olarak değerlendirip, arsasına olabildiğince fazla fiyat çekiyor.


Anlayacağınız…


Eğer Eskişehir’de daire fiyatları çok yüksekse, bunun sorumlusu sanki yeni imar alanları açmayan belediyeler gibi görünüyor…


Yeni imar alanlarının açılması iyi mi kötü mü o da başka mesele elbette.


Zira…


Yeni alanların açılmasının hem imar, hem altyapı hem de sosyal hayata gelebilecek olumsuzlukları da beraberinde getirme durumu söz konusu.


Ancak…


Şu da bir gerçek ki, eğer konut fiyatları bu denli yüksek ise, bunda ne arsa sahibinin ne de müteahhidin suçu var.


Çünkü…


Arsa sahibi haliyle arsasını en iyi şekilde değerlendirmek istiyor, müteahhit de haliyle  yaptığı işten para kazanmak…