6 Temmuz 2020 Pazartesi 870 Okunma

Düşüş beraberinde çöküşü de getirir!

MetroPoll  Araştırma Şirketi’nin “Türkiye’nin nabzı Haziran 2020. Bu Pazar seçim olsa hangi siyasi partiye oy verirsiniz” anketinin sonuçları açıklandı.
Ankette AKP ve MHP’nin oy oranındaki düşüşlerin sürdüğü görülüyor.
Anket sonucuna göre AKP’nin şubat ayında 33.9 olan oy oranı Mart’ta 33.7’ye, Nisan’da 32.8’e, Mayıs’ta 30.7’yeve son olarak Haziran’da 30.3’e düşmüş.
***
AK parti’de yaşanan oy kaybı artık inkar edilemez bir noktada.
Bu da ister istemez siyasette Anavatan Partisi’nin doğuşu, gelişmesi ve düşüşünü akla getiriyor.
Şöyle ki;
12 Eylül darbesinden sonra 1983’de demokrasiye dönüş yolunda seçimlere girmesine izin verilen ANAP, kuruluşundan 6 ay sonra yüzde 45 oyla tek başına iktidara geliyor.
1987 yılında yapılan seçimlerde de aynı şekilde tek başına iktidar oluyor Anavatan Partisi.
90’lı yıllarda ise koalisyon ortaklıklar dönemi yaşanıyor.
ANAP yine koalisyonun büyük ortağı olarak iktidarını sürdürüyor.
Ancak…
45-32-27-19-12 derken, 2002 yılında yüzde 5,5 oyla tasfiye sürecine giriyor.
İl kongrelerini dahi toplayamaz hale geliyor.
81 ilin sadece 35 ilinde seçimlere girebiliyor.
Diğer şehirlerde aday dahi bulamıyor.
Kapısında binlerce milletvekili ve belediye Başkan adayının bulunduğu parti, 2002 yılına gelindiğinde illerde meclis üyesi yazacak isim bulamıyor.
***
AK parti’nin yaşadığı oy kaybı ve halk desteği, partinin adeta ANAP’ın kaderine doğru yol aldığını çağrıştırıyor.
ANAP’ı yönetenler bu düşüşü, hatta çöküşü hiç görmedi, görmek de istemedi.
O yüzden, bu düşüş ve çöküş sürecine karşı herhangi bir önlem de alma ihtiyacı hissetmedi.
Daimi ve ebedi iktidar olunacağına dair yanlış bir algı içine girdiler.
2002 yılı geldiğinde ANAP’ı savunan sadece, ANAP sayesinde iş bulan, iş alan, makam sahibi olanlar kalmıştı.
Onlar da bir müddet sonra bu işin bittiğini anlayıp, partiyi yönetenlerden önce partiye sırtlarını dönüverdiler…
Üstelik…
Bulundukları konumu ANAP’a borçlu olmalarına rağmen…
***

O yüzden diyoruz ki; umarız AK Parti bugün için yaşadığı oy kaybını tıpkı ANAP gibi görmezden gelmez.
Umarız, topu kaleden çevirecek tedbirleri biran önce alır.
Aksi takdirde…
ANAP’ın kaderi AK parti’yi de bekliyor olacak!
Bugünkü düşüş, yarın çöküşe evirilecek.
Ve gün geldiğinde, AK parti’yi de, bu partiden iş, aş, makam sağlayanların dışında savunan kalmayacak…
Sonra onlar da gidecek!


 


.....


 


Kongre süreci
ilginç olacak


 


CHP’de kongre mücadelesi kongre öncesinde mahallelerdeki delege seçimlerinde ve kongre salonunda verilir.
AK Parti’de ise kongre mücadelesi, kongre öncesinde ve genel merkezde verilir.
Yani…
CHP’de il başkanı yapılan kongre ile belirlenir, AK Parti’de ise önceden belirlenen il başkanı için kongre yapılır.
O yüzden…
AK parti’de kongreler süreci başlayacağı için, genel merkezde verilecek olan mücadele de başlayacaktır.
İşte bu mücadele öncesinde AK parti’nin Eskişehir’deki tablosuna bakılacak olunursa…
Harun Karacan ile kavgalı olan Milletvekillerinden Nabi Avcı ve Emine Nur Günay’ın, yanlarına İl Başkanı Zihni Çalışkan’ı aldıkları görülüyor.
Bu durum, Avcı ve Günay’ın il başkanlığı için yineden Zihni çalışkan’ı istediklerine yorumlanıyor.
Ancak…
İl Bakanı Zihni Çalışkan’ın Odunpazarı ve Tepebaşı ilçe başkanlarıyla sıkıntılı olduğu ve gemilerin karşılıklı atıldığı parti içinde konuşuluyor.
Öte yandan…
Milletvekili Harun Karacan’ın iyice köşesine çekildiği ve parti ile ilgili meselelerde artık taraf olmadığı gözleniyor.
Bu tabloda, kongre öncesi genel merkezde yürütülecek olan mücadelenin ise bir hayli ilginç olacağı tahmin ediliyor…


 


.....


 


Eller yapar biz bakar halleri...


 


Türkiye’nin uygulamaya koyduğu, sanayi merkezlerinin liman ve diğer merkezlerle demiryolu bağlantısının yapılmasına yönelik projeye Dünya Bankası 314,5 milyon Euro kredi sağlamış.
Açıklamada, projenin demiryolu yük taşımacılığında maliyetlerin düşürülmesi, demiryolu yük taşıma ağlarının bağlantılarını yapma ve demiryolu bağlantılı lojistik merkezlerin yönetimini içerdiği; ayrıca ulusal demiryolu ağının öncelikli düğüm noktalarında son kilometre bağlantıları ile çok modlu bağlantı altyapısının yapımını kapsayacağı vurgulanmış.
Açıklamada projenin ulaştırma ve lojistik sektörünün yeniden canlanmasına yardım edeceği, hedef koridorlarda tedarik zincirleri işleten yük sahiplerinin sürdürülebilirliğine katkıda bulunacağına işaret edilmiş.
***
Haberi buraya kadar okuduğumuzda heyecanlandık.
Nedense, Eskişehir’in 40 yıldır demiryolu ile limana bağlanma hayalinin bu kredi ile gerçekleşebileceğine dair umuda kapıldık.
Öyle ya, verilen kredi ile sanayi merkezlerinin demiryolu ile liman bağlantılarının yapılacağı belirtilinde ister istemez aklımıza yıllardır hasretini çektiğimiz Eskişehir ve liman bağlantısı geldi.
Haberin sonunu okuduğumuzda yine hayal kırıklığına uğradık.
Meğer;
Kredi onayı verilen projenin üç ayrı uygulama alanı varmış.
Bunlardan ilki, Filyos Limanı, Çukurova Bölgesi Sanayi Bölgeleri, İskenderun Körfezi Limanları ve uygulama sırasında seçilecek ilave öncelikli yerler dahil olmak üzere sanayi merkezleri ile limanların demiryolu ağına dahil edilmesi.
İkincisi ise ilave yük taşımacılığına katkı verecek demiryolu bağlantı projelerinin fizibilite etütleri, detay mühendislik projeleri, çevresel ve sosyal dokümanların hazırlanması ve kontrolörlük hizmetleri.
Üçüncüsü ise demiryolu taşımacılığında teknik standartların belirlenerek uygulanması, yük taşımacılığı sektörünün performansının iyileştirilmesine yönelik strateji belgesinin hazırlanması, demiryolu bağlantılı lojistik merkezler için işletme planı hazırlanmasıyla TCDD’nin güçlendirilmesiymiş...
Yani...
Yine bize hasret, yine bize hüsran vaziyetleri...
Yani...
Yine "Eller yapar biz bakarız" halleri!


 


.....


BİRAZDA
GÜLMEK LAZIM


 


İnşaat sahasındaki genç bir adam, gücünü abartıp, herkesi yenebileceğini söyleyip böbürleniyordu. Bu arada kafayı taktığı yaşlı işçilerden biriyle de sürekli dalga geçiyordu.
İhtiyar duruma ifrit oluyor ama elinden de bir şey gelmiyordu. Yaşlı işçinin sonunda canına tak etti:
- Pekala, seninle haftalık yevmiyeme iddiaya giriyorum. Şu karşıdaki ek binaya el arabasıyla öyle bir şey götüreceğim ki sen onu el arabasıyla geri getiremeyeceksin. Var mısın?.
- Tamam ihtiyar... Bakalım napacaksın? dedi yükseklerde gezen genç...
Yaşlı adam biraz sonra el arabasını getirdi ve eliyle gence işaret etti:
- Tamam, hadi bin arabaya!