7 Temmuz 2020 Salı 812 Okunma

Menfaatinin biteceğini anlar anlamaz bir gün içinde dönüverenler!

ANAP, DYP ve DSP…
Her üç partinin de iktidarlarına ve iktidardan düşüş süreçlerine şahit oldum…
Her üç partiyi de iktidarlarında canhıraş savunanlar vardı.
Laf dahi söyletmiyorlardı.
Pek çoğu o iktidar döneminde makam sahibi olanlardı.
Bunun yanı sıra…
Çoluk çocuğunu işe yerleştirenler, kamu kurum ve kuruluşlarından iş alanlar, çeşitli rant sahibi olanlar katiyen toz kondurmuyorlardı iktidarlarına.
Düşüş hissedildiği anda hepsi bir günde değişiverdi iyi mi?
Dün canı pahasına savunduğu iktidarlarını ertesi günü eleştirmeye başladılar.
-“Yetti ama bu kadarı da olmaz!” falan demeye başladılar aleni olarak.
-“Biz de bunları körü körüne savunmuşuz” dediler.
Hatta.
-“Elimiz kırılsaydı da oy vermeseydik, ayağımız kırılsaydı da yanlarında dolaşmasaydık” falan diye suçladılar yıllardır savundukları partilerini
***
Bir günde 90 derece döndü hepsi…
Gümbür gümbür gelen her üç iktidar da bir günde çöküş sürecine girdi.
Ardından da paldır kültür gitti.
Bir gün, sadece bir günde değişiverdi tablo.
Hiç gitmeyecekmiş gibi gelen her üç iktidar da, bir gün içinde gidiverdi.
-“Var olan oyumuzun yarısını alsak barajı geçeriz” diyen partiler, yüzde 1’leri, 2’leri zor gördü.
Her üç iktidarın da iktidardan düşmesi, en koyu destekçilerinin dahi bir gün içinde yüz çevirmesiyle “diğer partiler” tanımlaması içine giriverdi.
***
Çeşitli şekilde menfaat sağladığı partisini, iktidardan gideceğini anlar anlamaz bir gün içinde terk edenler ateşledi düşüşün fitilini.
O yüzden…
Menfaat kapısının kapanacağını hissettiği an, bir gün içinde savunduğu partisini terk eden ve partisinin iktidardan düşme sürecini hızlandıranlar, bize her zaman şu fıkrayı anımsatmıştır;
Kurtarma ekibi uçağın düştüğü bölgeye geldiğinde bir de bakar ki. Adamın biri sırtını bir ağaca dayamış, elinde bir but yiyor.
Ağacın Yanında da yediği butlardan oluşan bir kemik yığını yükselmiş.
Yediği buttan kafasını kaldırıp kurtarma ekibini gören kazazede bağırıyor:

-“Şükürler olsun Tanrı’ya, kurtuldum.”
Kurtarma ekibi tam bir şok içinde kemik yığınına bakıyor. Belli ki adam arkadaşlarını yemiş.
Kurtarma ekibinin yüzündeki dehşet ifadesini sezen kazazede atılıyor:

-“Beni bu yüzden hiç yargılamaya hakkiniz yok. Hayatta kalmak için yaptım. Yasam içgüdüsü bu!”

Kurtarma ekibinin lideri adama doğru ilerliyor, bir yandan da inanılmaz manzara karsısında hayretten kafasını iki yana sallayıp, kazazedeye bakıyor ve…

-“Hayatta kalmak için kullandığın yasam içgüdüsüne bir diyeceğimiz yok da, Allah’ın belası herif, bu uçak daha dün düştü!”


......


Durum fena!


-Aile, çalışma ve sosyal hizmetler bakanlığında görevli ek dersli meslek elemanları özlük haklarını istiyor…
-Belediyelerde işinden edilen sözleşmeli personel işlerini geri istiyor.
-Kamuda işçi statüsünde çalışan Üniversiteliler mağduriyetlerinin giderilmesini istiyor.
-4B sözleşmeli memurlar kadro müjdesi bekliyor.
-Kadro diye söz verilen belediyenin taşeron işçileri kadroya alınacakları günü bekliyor.
-Gençler bedelli affı istiyor.
-Süresiz nafakanın artık kaldırılması isteniyor.
-Emeklilikte yaşa takılanlar hala düzenleme bekliyor.
-KHK mağdurları, aylardır süren mağduriyetlerinin sona ermesini bekliyor.
-Yardımcı hizmetler sınıfı çalışanları, öğrenim durumuna göre genel idari hizmetler sınıfına geçiş hakkı istiyor.
-Ücretli öğretmenler kadroya alınmayı bekliyor.
-Sağlık çalışanları kendilerine verilen sözlerin tutulmasını istiyor.
-Kamuda 35 yaş sınırının kaldırılması isteniyor.
-Seçimlerden önce vaat edilen 3600 göstergenin çıkması bekleniyor…
Çalışan çalışmayan her kesimin bir isteği var.
Üstelik bu istekler, gerçekleşmediği için mağduriyete neden olan istekler.
İstek çok, çare yok, durum fena anlayacağınız!


......


Aklımızı başımıza almazsak!


Uzunca bir süredir toplumda ayrışma var.
Bu ayrışma son yıllarda iyiden iyiye arttı.
Eskiden mesele olmayan, üzerinde durulmayan, normal karşılanan siyasi düşünceler, yaşanan bu süreçte her şeyin önüne geçti.
Akrabalar birbirlerini dışladı, komşular birbirinden uzaklaştı, sokakta, sosyal medyada aynı düşünceyi savunan insanlar birliktelikler oluşturdu.
Kamplaşma öylesine kalın çizgilerle birbirinden ayrıldı ki hemen her şey siyasi düşünceye endekslendi.
İnsanlar, kendi düşünceleri doğrultusunda yanlış’a “yanlış” demeyi, doğru’ya “doğru” demekten imtina eder hale geldi.
Pek çok insan, kendi düşüncesinin yanlışı içinde “doğru”, karşısında olduğu düşüncenin doğrusu içinde “yanlış” arar bir konuma geldi.
İşte bu ayrışma, bu kamplaşma ve bu birbirini öteleme durumu, yapılacak referandum açısından tepe noktasına ulaştı.
Referandum’da “Evet” demeyi düşünenlerin, “hayır” diyecek olanlara tahammülü kalmadı.
Referandum’da “Hayır” demeyi düşünenlerin, “Evet” diyecek olanlara karşı Sıtkı sıyrıldı.
Öyle bir hale geldi ki bu mesele…
Bu ülkeye dışarıdan müdahale edecek herhangi bir ülkeye, bir dış güce, herhangi bir mihraka gerek bile kalmadı.
Öylesine insanları ayrıştırdı ve birbirini ötekileştirdi ki bu süreç…
Eğer biz eski fabrika ayarlarına dönmez isek…
Akalımızı başımıza toplayıp bu son derece tehlikeli sürece son vermez isek…
Ve…
Biz bu sürecin geriye dönülmez bir konuma gelmesi için aynı katkıyı vermeye devam eder isek…
Bu ülke topraklarında gözü olanların bundan böyle herhangi bir girişimde bulunmasına adeta ihtiyaç kalmayacak.
Zira…
Onların bu topraklar için yüzyıllar boyu isteyip de yapamadığını biz zaten bu gidişle en alasından ve el birliği ile yapacağız…


.....


BİRAZDA
 GÜLMEK LAZIM


Adam barda dublelerle içki içip sonunda gömleğinin önüne kusunca:
— Eyvah! Karım bunu görünce canıma okuyacak!!
Barmen:
— Merak etme, bir fikrim var. Koy gömleğinin cebine 20 dolar, karına bara gittiğini, yanına oturan adamın kazara üzerine kustuğunu, özür dileyerek temizleme parası olarak da 20 dolar verdiğini söyle!
Adam bu fikre bayılmış ve dönmüş evine.Gömleğinin önünü gören karısı delirmiş tabii.. Adam da barmenin senaryosunu anlatarak yanında oturan adamın kendisine temizleme parası olarak 20 dolar verdiğini söylemiş ve uzatmış ön cebindeki parayı…
Uzatılan parayı gören karısı:
—Dur, ama burada 40 dolar var !
Adam başını öne eğerek:

—Şey, o herif bir de altıma kaçırdı!