9 Temmuz 2020 Perşembe 997 Okunma

AK Parti atayacak kadar cesur, CHP atayamayacak kadar korkak!

Genel Sekreter, büyükşehir belediyelerinde görev yapan en yüksek bürokrat…
Meclis ve Seçilmiş Belediye başkanından sonra gelen kurumdaki en yetkili kişi.
İşte CHP’li Büyükşehir belediyesi, bu önemli göreve 2003 yılından bu yana Ziraat Bankası Genel müdürlüğü görevini yürüten bir ismi getiriyor…
Bir anlamda…
CHP’nin yıllardır yolsuzlukla suçladığı banka ile bu bankanın AK Parti iktidara geldiğinden bu güne kadar Genel müdürlüğünü yapmış kişiyi, İstanbul Belediyesi’nin başına en yüksek bürokrat olarak getiriyor…
Bu durum da ister istemez CHP’de yeni bir tartışmaya neden oluyor,
CHP’lilerin büyük bir bölümü, bu atamaya tepki gösteriyor…
-“biz şimdi yıllardır iktidarın cüzdanı haline geldiğini söylediğimiz bir bankanın müdürünü, yeni görevinde nasıl savunacağız?” diyor her biri…
***

-“Ne olmuş canım Ziraat Bankası müdürlüğü yaptıysa. Sonuçta kendisi emir kulu. İktidar ne derse onu yapacak” diyen az sayıda kişi bir yana, Parti içinde oluşan tepki, adeta öfkeye de dönüşmüş durumda.
Öyle ki bu atamadan doğan öfke, CHP’lilerin kendi partileriyle AK parti iktidarını kıyaslamaya kadar varıyor.

Şöyle ki;
Parti içinde  “AK parti bir banka yönetim kuruluna güreşçi atayabilecek kadar cesurken, CHP ise Belediye Genel Sekreterliğine CHP’li bir bürokrat atayamayacak kadar korkak” sesleri haklı olarak yükseliyor…
Partili olmadığı halde şarkıcı Alpay bile “CHP eleştirmekten başka ne yapıyor ki? Kendini hayatı boyunca destekleyen insanları desteklemeyen, onları korumayan bir parti CHP” yorumunda bulunuyor…

***

Bu sütunlarda CHP’nin olası bir iktidara hazır olmadığını hep yazdık.
Hazırsa bile, “biz bu ülkeyi daha iyi yönetiriz” algısı ve güvencesini yaratamadığını hep söyledik.
Bunları söylerken yaptığımız bir tespit vardı…
-“CHP bugün iktidar olsa, müsteşarlardan genel müdürlere, Valilerden Bakan yardımcılarına,  daire başkanlarından daire müdürlerine kadar elinde en az 1 milyon’a yakın kadrosunun olması lazım.” Diyorduk.
Görünen o ki, CHP’nin böyle bir kadrosunun olmadığı zaman zaman ortaya çıkıyor.
-“Demek ki, CHP’nin elinde İstanbul Büyükşehir belediyesi Genel sekreteri olabilecek çapta bir bürokratı yok” diye düşünüyor insan ister istemez…
-“Demek ki, daha dün yolsuzlukla suçladığı iktidarın en önemli bürokratını, CHP’li belediyenin en önemli yerine getirebilecek kadar bürokrattan yoksun” diye düşünüyor…
İnsan ister istemez, “Bu CHP olası bir iktidarda, mevcut iktidarın bürokratlarına mahkum mu olacak?” diye soruyor kendi kendine…


.....


Çakırözer’e sorduk “Erken seçim olur mu?” diye…


CHP Eskişehir milletvekili Utku Çakırözer’e “erken bir seçim olabilir mi?” diye sorduk.
-“Olabilir tabii. Zaten böyle bir hazırlığın olduğunu da hissediyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daha 3 yıllık görev süresi olduğunu, erken genel seçim yapmakla 3 yılı heba edip, 5 yıl kazanacağını. Bunun çok karlı bir iş gibi görünmediğini söyleyip “Niçin 5 yıl için önündeki 3 yılı gözden çıkartsın ki?” dedik.
Aslında olaya öyle bakmamak gerektiğini söyledi önce.
Ardından da…
-“Bak Rusya’da Putin 2036 yılına kadar başkanlığının yolunu açtı. Erdoğan da erken seçim ile kazanacağı bir 5 yıl ile, kendisini uzun yıllar başkan yaptıracak olan sürecin altyapısını hazırlayabilir” dedi.


.....


İşler tam rayına giriyordu ki, tamamen raydan çıktı…


Yıllardır Eskişehir’e gelip giden her bakan “Eskişehir demiryollarının merkezi olacak” deyince, yatırımcılar “Bu işte gelecek var” diyerek Eskişehir’e Raylı sistemler yatırımları yapmaya başladı.
Gelen giden Bakanlar “Türkiye’nin ilk yerli ve milli Yüksek hızlı Treni Eskişehir’de yapılacak” sözlerini birbiri ardına verince, Organize Sanayi Bölgesine birbiri ardına raylı sistemler ile ilgili üretim yapacak fabrikalar kurulmaya başlandı.
Süreç içinde, kurulan üretim yerleri, Tülomsaş’ın bir anlamda tedarikçisi olmaya başladılar.
Eskişehir Raylı sistemler konusunda, özel sektör olarak da önemli bir konuma geldi.
İçinde, sanayi Odası ve Üniversiteler ile Tülomsaş’ın da bulunduğu 43 kuruluşun iştiraki ile  Raylı sistemler Kümelenmeleri oluşturuldu.
Ayrıca, kümelenmede yer alan üretici şirketler, kendi pazar, müşteri, ürün-hizmet konumlarına uygun olarak raylı sistemler sektöründe çalışma açısından gerekli sertifikasyonlara sahip oldu.
Birçoğu Tülomsaş ile sözleşme imzalayıp üretim yapmaya başladı.
Tam işler rayına giriyordu ki, Tülomsaş’ın hükmi şahsiyeti sona erdi…
Tülomsaş, Tüvasaş ve Tüdemsaş’ın kapatılıp, bu üç şirketin Ankara merkezli kurulan Türasaş’da birleşmesi işleri bozdu.
Tülomsaş’ın hükmi şahsiyetinin sonlandırılınca ve sahip olduğu her şey yeni kurulan Ankara merkezli şirkete aktarılınca, Tülomsaş’ın özel sektör yan sanayi ile yaptığı sözleşmeler de durdu.
Sözleşmelerin durması, özel sektörün tedarik üretimini de ister istemez durdurdu.
Sonuç olarak…
Tülomsaş’ın kapatılıp  yeni kurulan şirkete devredilmesi, Raylı sistemler yatırımı ve üretimi yapanları bir hayli zor ve endişeli bir duruma soktu…
Halbuki, yukarıda da söylediğimiz gibi işler tam da rayına giriyordu…
Tülomsaş’ın kapanmasıyla işler tam anlamıyla raydan çıktı!


......


BİRAZDA
GÜLMEK LAZIM


Coca- Cola’nın pazarlama temsilcilerinden biri Ortadoğu’daki görevinden büyük bir hayal kırıklığıyla dönmüş. Niye başarılı olamadığını da arkadaşlarına anlatmış…
— Beni Ortadoğu’ya ilk gönderdiklerinde iki sorun vardı. Ben Arapça bilmiyordum. Halkta da okuma yazma öyle yüksek değildi… Bu yüzden onlara vermek istediğim mesajı yan yana 3 resim halinde düzenledim. 
Birinci resimde bir Arap… Çölde kumların üstünde sürünüyor, susuzluktan kavrulmuş, ölüyor.. İkinci resimde kumlar arasında bulduğu Coca- Cola’yı içiyor.. Üçüncüde adam dipdiri.. Ayakta… Canlı ve neşeli…
— Eeeeee. Harika fikir .. Anlamadılar mı?
— Anladılar tabii. Sorun da bu.. Araplar sağdan sola okuyorlarmış meğer…