10 Temmuz 2020 Cuma 720 Okunma

Ömür biter yol bitmez!

İlk olarak mahalli seçimlerin çok öncesinde eski belediye başkanı açıklamıştı Sarıcakaya yolunun yapılacağını.
İhalesinin 2014 yılında yapıldığını söylemiş, 45 kilometrelik yolun dar ve virajdan kurtulacağını, yaklaşık 25 kilometresinin duble yol olup, genişliğinin ise 15 metre olacağını açıklamıştı.
***

Mahalli seçimler sırasında AK parti’nin büyükşehir adayı Burhan Sakallı gitti Sarıcakaya’ya…
Devlette hiçbir işin yarım kalmayacağını söyleyip, “Sarıcakaya yolunun yapımına nisan ayında başlayacağız” sözünü verdi.
***
Sonra AK parti il başkanı Zihni Çalışkan çıktı ve “Sarıcakaya yolu bitecek” dedi.
45 kilometre uzunluğundaki yolun yapım çalışmaları neticesinde rahatlayacağını belirterek “Eskişehir ile Sarıcakaya arası 20 dakikaya düşecek” dedi.
45 kilometrelik yolu 20 dakikada gidebilmek için sürekli 135 kilometrelik hızla gidilmesi gerektiğini hesaplayamamış olsa gerek, 20 dakikada gidileceğinde ısrar edip “yol yapımı bitince görürsünüz” dedi.
***

En son AK Parti Milletvekili Emine Nur Günay ile Sarıcakaya Belediye Başkanı  Hüseyin Çam Ulaştırma Bakanına gitti.
Bakan kendilerine “Bazı sıkıntılar çıkmış. Yolu yapamadık. Ama yapacağız” dedi.
Milletvekili ve belediye başkanı da “Ulaştırma Bakanından Sarıcakaya yolu ile ilgili söz aldık. Yol yapılıyor” açıklaması yaptı.
***
Sonuç olarak…
2014 yılında ihalesi yapılan, 2016 yılında sözleşmesi imzalanan Sarıcakaya yolu hala yapılmadı…
Yol yapılamadığı için Sarıcakaya’nın 100 yıllık beklentisi de bir türlü karşılanamadı.
Hani bir söz var ya “Ömür biter yol bitmez” diye…
Sanki bu söz Eskişehir Sarıcakaya yolu için söylenmiş olsa gerek!
Baksanıza?
Söz verilip de yapılmadığı için ilçedeki 2 nesil bu yolun yapıldığını göremedi.
Bakalım daha kaç nesil geçecek yolun yapıldığını göremeyen!


.....


Dalkavuk ve riyakarlıkta
menzil tanımayanlara!


Tarih: 13 Ağustos 1957…
Makam araçlarının sadece Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanlara tahsis edilebildiği, özel otomobillere ise ancak çok zengin ve çok itibarlı insanların sahip olabildiği yıllar…
Şehirlerarası ulaşımda genellikle kara tren tercih edilirdi.
Şehir içi ulaşımda ise içinde 4 kişinin oturduğu tek körük, dört teker ve iki at tarafından çekilen faytonlar kullanılırdı.
HHH

İşte o günlerin birinde Demokrat Parti Genel Merkezinden Erzurum Demokrat Parti İl Başkanlığına bir telgraf mesajı gelir. “Başbakanımız Erzurum’a yeni bir vali atadı… stop Vali Nurettin Aynuksa Genel Başkanımızın çok değer verdiği bir insandır… stop
13 Ağustosta şehriniz de olacaktır… stop Gerektiği şekilde karşılansın… stop”

***
Hemen hazırlıklar başlar. Şehrin el gösterişli faytonuna sahip olan kişi Kel lakaplı Tayyip amcadır. Halk onu ”kel teyip” bilir ve öyle hitap eder. Kurban edilmek üzere irice bir koyun satın alınır ve Kel Teyiple anlaşma yapılır. Plan ve program yeni atanan Valiyi Erzurum’un girişinde yer alan Ilıca kazasın da karşılamaktır. Demokrat parti İl ve ilçe başkanları faytona biner Ilıcaya doğru yola çıkarlar. Ilıcaya vardıklarında onları partili vatandaşlar karşılar ve bu vesileyle valiyi karşılama komitesi biraz daha kalabalıklaşmış olur.
***

Tam bu sırada İlçe başkanı İl başkanına dönerek:
“Başkanım Valimizi Aşkale de karşılaşmak daha doğru olur. Beyefendiyi karşılamak üzere Aşkaleye gidelim” der…İl Başkanı faytoncuya emir verir.” Sür atları Teyip Aşkale’ye gidiyoruz.” Aşkaleye varırlar. Biraz soluklanmak için yol üzerindeki kahvehanede çay içerler. Aşkale parti teşkilatının katılımı ile kafile çok daha kalabalıklaşır. İlçe başkanı tekrar İl başkanına döner ve… “Başkanım Valimizi il sınırlarının dışında karşılayalım. Bu daha etkili olur” der…

***

Hep birlikte tekrar faytonlara binerler ve yola çıkarlar. Erzurum İl sınırı arkada kalmış, Erzincan’ın kazası Tercan uzaktan gözükmeye başlamıştır. Atlar yorulmuş ve faytoncu Kel Teyip artık sinirlenmeye başlamıştır. Dayanamaz ve İl Başkanına dönerek sert bir şekilde sorar…
“Başkanım daha gidecek miyiz. Menzilimize daha ne kadar kaldı”
İşte tam o zaman başkandan bu günü birebir anlatan o cevap gelir..
“Sür Kel Teyip sür. Dalkavukluğun ve riyakarlığın menzili olmaz”
Dalkavukluk ve riyakarlıkta menzil tanımıyor olan siyasilere, bürokratlara, yazarlara, şairlere ve onların şak şakçılarına ithaf edilmiştir.


.....


Türk siyasetinin
en önemli sözüdür!


İktidarlar mevcut durumunu koruyacak ve devam ettirecek yanlış, haksız ve adil olmayan uygulamalarda bulunur…
Bunu yaparken, mevcut konumu üzerinden hareket eder.
Yanlış, haksız ve adil olmayan karar ve uygulamaları, yanlış, haksız ve adil olmadığını bile bile yapar bunu.
Bir gün iktidardan düştüğünde, bile bile yaptığı bu yanlış, haksız ve adil olmayan uygulamalarla karşı karşıya kalacağını hesap etmez.
Kendi eliyle yaptığı bu haksız ve adil olmayan uygulamalarla başkalarına yaşattığı sıkıntıyı günü geldiğinde bizzat kendisinin yaşayabileceği aklına bile gelmez.
Halbuki, Türk siyasetinin en ünlü sözüdür “Keser döner sap döner. Gün gelir hesap döner” sözü…
O yüzden…
İktidarlar, bugün ne yapıyorsa, iktidardan düşüldüğünde yarın aynı şeylere maruz kalınacağı hesabıyla hareket etmeli.
Zira…
Bugün iktidarı koruma ve sağlamlaştırma adına avantaj sağlayan yanlış, haksız ve adaletsiz uygulamalar, yarın kendisine büyük bir dezavantaj yaratabilir…


....


BİRAZDA
GÜLMEK LAZIM


Erzurum'a bilgisayarın daha yeni yeni gelmeye başladığı zamanla bir işyerine bilgisayar ve stok programı satılır. Teknik servis elemanı bilgisayarı işyerine kurduktan sonra stok programının kullanımı ile ilgili bilgi verir ve ayrılır. Aradan bir iki saat geçer, işyerinden telefon:
-Kardeşim sizin anlattığınız gibi yapirem, fakat program düzgün çalışmiir.
Teknik servis elemanı sorar:
-Nasıl yapıyorsunuz?
- Senin anlattığın gibi.
-Hata ne?
-Yazdığım bilgiler kaydetmeme rağmen saklanmir.'
-İşlem basamaklarını tek tek anlatın.
-Tamam' diyor ve başlıyor anlatmaya..
-Programı açirem. Malın adı bölümüne adını, adedi bölümüne adedini, birim fiyatını vb. yazirem. Hepsini yazdıktan sonra senin anlattığın gibi kayıt bölümüne basirem. Ekrana bir yazı geliir:
"Kaydetmek ister misiniz?"E / H yazısı çıkir.
Ben de diyirem He.