12 Temmuz 2020 Pazar 666 Okunma

Barolar memur sendikalarına döner…

Memur Sendikaları arasında en fazla üyeye sahip olan sendika, iktidara yakın olan sendikadır.
Memurların çoğu, iktidara yakın sendika olmanın nimetlerini görebilmek için üye olurlar, bazıları da baskı ya da mecburiyetten.
Zira…
İktidara yakın sendikaya üye olmayan memurlar idare tarafından korunmaz.
En zor iş pozisyonlarında çalışmak durumunda kalır.
Tayin ve terfilerde göz ardı edilir.
Bildiğiniz hakları yenir.
Uğradığı haksızlığı anlatacak makam dahi bulamaz.
Kimi kime şikayet edeceksin ki?
Ne kadar çabalarsa çabalasın, uğradığı haksızlığın giderilmesi için hiçbir sonuç alamaz memur.
İşte o memura en son şu söylenir;
-“Gel iktidara da yakın olan bizim sendikaya üye ol. Bütün dertlerin bitsin”.
Haksızlıktan, mağduriyetten, mücadeleden yılan memur en sonunda gidip, üye olmak zorunda kalır iktidara yakın sendikaya.
***
İşte bu yüzden iktidara yakın olan sendika, otomatikman en çok üyeye de sahip olur…
İktidara yakın olmanın nimetleri görüldükçe, para, pul imkan sıkıntısı da yaşamaz bu sendikalar.
Diğer sendikalar hizmet binalarının kirasını zar zor öderken, iktidara yakın sendikalar varlık içindedir.
Hal böyle olunca, gün gelir iktidara yakın sendikanın sesi iktidar kadar çıkmaya başlar.
Sendika başkanları parti içinde etkili insanlar olurlar bir anda.
Genel Başkanlarının Ankara’da Bakanlar kadar, şube başkanlarının ise şehirlerde il başkanları kadar havası olur.
***

Bu durum, yakın, hatta arka bahçesi oldukları parti iktidarda kaldığı müddetçe böyle devam eder.
Yakın oldukları iktidar, iktidardan düştüğünde ise, komutanın “geriye dön komutu” misali,  en önde olan sendika bir anda en arkaya geçiverir.
Üyeler süratle boşaltır sendikayı.
Çünkü yakın olduğu parti iktidar değildir artık…
Kısacası…
İktidara yakın olan sendikanın büyüklüğü iktidarla gelir, iktidarla gider…
Bu arada işini halleden halletmiş, iktidarın nimetlerinden yararlanan yararlanmıştır.
***
Şimdi soruyorlar ya “Çoklu Baro olunca ne olur?” diye…
İşte! Tam da memur sendikaları gibi olur!
Muhtamelen…
İktidara yakın, onun arka bahçesi olan Baro üye patlaması yaşar.
Dava alabilmek için bütün Avukatlar o Baro’ya üye olur.
Davalar, iktidara yakın Baroya üye Avukatlara gider.
Mahkemeden kararlar, iktidara yakın baro üyesi Avukatlarının lehine sonuçlanır.
Ta ki, iktidar, iktidardan gidene kadar…


.....


Dostluk ve istişare mi?
yeni parti çalışması mı?


CHP’nin eski il başkanlarından İsmet Süder…
DSP’nin son seçimde büyükşehir adayı olan Dilara Tambova…
DP’nin son seçimde büyükşehir adayı olan serdar Demirhan…
Her ne kadar üç farklı partinin mensubu olsalar da ortak özellikleri Çerkez kökenli olmaları…
Süder, Tambova ve Demirhan geçtiğimiz günlerde Osmangazi Üniversitesinin önceki dönem Rektörü olan, AK parti’den Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı yapmış Hasan Gönen ile odasında buluşmuş.
Fotoğraf, sosyal medyaya “dostluk ve istişare grubunun buluşması” olarak konulmuş ama fotoğraf üzerine özellikle “Yeni partilerden biri ile ilgili bir çalışma mı yürütülüyor?” yorumlarına neden olmuş.


.....


Kapitalizm insanın içine işler…


Diyelim ki arkadaşınızla buluşmak için dışarı çıkacaksınız. Çok beğendiğiniz ancak pahalı diye yanından bile geçemediğiniz elbise, mağazanın 3 al 2 öde kampanyası düzenlemesi sebebiyle sizin oldu.
Ayakkabılarınızın da elbisenize uyumlu olması gerektiğini biliyorsunuz, değil mi? Saçlarınıza jöle sürüp, en ünlü markanın parfümünü de üzerinize boşalttıktan sonra çıkmaya hazırsınız. Yolda yürürken birbirinden güzel kafelerin ve çay bahçelerinin önünden geçtiniz. Her birinin önünde, müşterileri güneşten korumak için bulunan şemsiyeleri görüyor musunuz? Peki, şemsiyelerin üzerindeki birbiriyle yarışan dondurma veya gazlı içecek firmalarının logolarını?
Dışarıdaki işlerinizi hallettikten sonra eve doğru giderken aniden yağmur bastırdı. Bir de ne gördünüz? Elinde 20 tane şeffaf şemsiyeli bir adam, ‘yağmurda ıslanma, tanesi 5 lira’ diye bağırıyor. Mecburen satın aldınız ve belki bir daha kullanamayacağınız o kötü şemsiyeyle yağmurdan korunmaya çalıştınız. O sırada da ‘üşümemek ve ıslanmamak için bir araba mı alsam’ diye içinizden geçirdiniz. Döndüğünüzde ise bilgisayarınızı açıp internetten araba fiyatlarını araştırdınız.
İşte sizin de gördüğünüz gibi, arkadaşınızla buluşmak için dışarı çıktınız ama arabaya ihtiyacınız olduğuna inanarak eve döndünüz. Yani, para ile alakalı hiçbir iş yapmazken para gerektiren bir hayale daldınız.
Bu durumu her gün yaşıyor olabilirsiniz. Rutine dönüştüğü için de size garip gelmeyebilir. Bu noktada kapitalizm, içinize işlemiş demektir. Sizin için ihtiyaçlar yaratan, gereksinim arttıkça rekabeti ortaya çıkartan, para vererek sahip olduğunuz şeyin bir daha kullanılmamasına neden olan, hatta yeniden satın alınmasını sağlayan ve bunu hayatın sıradan bir günü olarak size yansıtan kapitalizm, aslında hikayemizin ikinci cümlesinde hayatımıza dahil olmaya başlıyor. Fazla teoriye girmeden, yalnızca bir örnekle anlattığımız kapitalizmin kısaca tanımı; isteklerinizi sadece ve sadece para ile gerçekleştirebileceğiniz, hatta asgari yaşam koşullarını bile para ile sağlayabildiğiniz ekonomik bir sistemdir.

Ve…
Kapitalizme göre; toplumda iki sınıf bulunmaktadır: yönetenler ve yönetilenler.


.....


BİRAZDA GÜLMEK LAZIM


Temel çok karlı bir iş olarak düşündüğü için tavukçuluk yapmaya karar vermişti.
ilk olarak elli tane civciv alıp ayaklarından toprağa gömer.Güzelce gübreleyip sular fakat iki gün sonra civcivlerin hepsinin öldüğünü görür.
Yaptığı yanlışın farkına varan Temel elli civciv daha alıp bu seferde kuyruklarından toprağa gömer. Aynı şekilde gübreler, sular fakat nafile bu civcivlerde ölür. Ne yapacağını şaşıran Temel, Ankara"da tavukçuluk eğitimi gören, amcaoğlu İdris’e durumu yazıp yârdim ister.
Birkaç gün sonra İdris"in cevabi gelir,
"Sevgili amcaoğlum Temel, yazdıklarını okuyup, anladım. Fakat doğru bir teşhis koyabilmem için bana bir miktar toprak numunesi gönderirsen sevinirim."