10 Ağustos 2020 Pazartesi 638 Okunma

İl Başkanları mevsimlik işçi ya da danışman olamaz, olmamalıdır!

Partilerin en önemli isimleridir il başkanları…
Görev yaptığı şehirlerde partilerinin en üst organlarını ve bizzat genel başkanı temsil ederler.
Şehirlerinde partiyle ilgili alınacak olan kararlarda tam ve  tek yetkilidirler.
Kısacası…
Kent sınırları içinde partinin patronu konumunu üstlenmişlerdir…
İl başkanlarının bu etkin ve yetkin konumları parti tüzüklerinde de açıkça belirtilmiştir.
***
Örneğin, parti ile ilgili konularda Belediye Başkanları il başkanlarına bağlı ve tabidir.
Her il başkanı, belediye Meclisindeki parti meclis grubunun başkanıdır ve meclis toplantıları öncesinde toplanan parti meclis grubuna bizzat başkanlık etme görevleri vardır.
Öte yandan…
Şehrin milletvekilleri, şehir sınırları içine girdiği anda İl başkanının bir nevi emrindedir.
Milletvekili, il başkanının verdiği her görevi yapmak durumundadır.
Kısacası…
İl Başkanları şehirlerinde partilerinin en etkin ve güçlü isimleridir.
***
İl Başkanlarına verilmiş olan bu imtiyaz aynı zamanda il başkanlarının partilerinde tarafsız ve toparlayıcı olmasını gerekli kılar.
Örneğin, parti içinde yaşanan kavga ve ayrışmayı önlemek öncelikle il başkanlarının görevidir.
Gerektiğinde masaya yumruğu vurup, konumundan ve tüzükten aldığı güçle her türlü parti içi ayrışmayı önlemek, teşkilat içinde yaşanan husumete son vermek, kavgaları engellemek ve partiyi bir arada tutmak il başkanlarının öncelikli işidir…
***

Sonuç olarak;
İl Başkanları, görev yaptığı il sınırları içinde bütün milletvekilleri, belediye başkanları, ilçe başkanları ile delege ve üyelerin tamamına aynı mesafede olmak durumundadır…
Örneğin;
Bir milletvekilinin paçalarına tutunup, diğer milletvekillerini öteleyerek il başkanlığı yapılmaz.
Aynı şekilde…
Bir Belediyenin kapısında mevzilenip, diğer belediyelere cephe alarak da il başkanlığı olmaz.
Bu şekilde olduğu müddetçe, söz konusu il başkanı partinin değil, o milletvekilinin, o belediye başkanının talimat verdiği bir il başkanı olmaktan öteye gidemez.
Dahası…
Böylesine il başkanlığı yapmayı tercih edenler,  tüzükten aldığı görev ve yetkileri, paçasına tutunduğu ya da kapısında mevzi aldığı insanlara devretmiş olur ki, işin en kötü tarafı tam da budur!
***
Sonuç olarak;
AKP-CHP-İYİ Parti-MHP ya da diğer partilerin il başkanlıklarını üstlenen ve tüzük maddeleri ile tam yetkilendirilen kişiler, belediye Başkanlarının mevsimlik işçileri, milletvekillerinin şehirdeki danışmanları, ya da başka etkin kişilerin uzaktan kumanda çalışanları olamaz, olmamalıdır!
Tüm bunlara rağmen bu söylediklerimiz oluyorsa, o il başkanlarının “il başkanlıkları” parti içinde ciddi şekilde sorgulanır…
Tıpkı Eskişehir’de, başta AKP-CHP ve diğer bazı partilerde sorgulandığı gibi…


.....


Doların düşüşü Allah’a kaldığının resmi!


Haberi okuyunca şaşırdık!
“Herhalde şakadır” dedik kendi kendimize.
Akşam bir haber kanalında söz konusu haberi görüntüleriyle birlikte izlediğimizde ise gülsek mi ağlasak mı bilemedik.
Haber şu;
Silifke’nin Çamlıbel köyünde ikamet eden bir grup vatandaş köy meydanında ‘Dolar duası’na’ çıkarak doların yükselişinin durdurulması için dua etmişler…
Yanlış duymadınız!
Köy halkı Dolar düşsün diye topluca duaya çıkmış.
Duayı düzenleyen Ersin Akdoğan simli kooperatif başkanı, “Çamlıbel köyündeyiz. Silifkeliler olarak cami cemaati ile birlikte normalde yağmur duasına çıkardık. Ama bugün doların düşmesi için dolar duasına çıktık. Dış güçlerin işini dualarımızla bozacağız” demiş.
Duaya katılanlar da “Biz dolar istemiyoruz. Türk Lirası istiyoruz. Dolar yerin dibine geçsin” diye görüş belirtmiş…
Ne diyelim?
Önümüzdeki süreçte, yağmur dualarının yerini bu dolar düşürme duaları alır ve yurdun her yerinde bu dualar organize edilmeye başlanırsa kimse şaşırmasın…
Zira…
Tüm bu enteresan işler Doların düşmesinin Allah’a kaldığını gösteriyor…


.....


Denizaltı’lardan gerçek torpiller gelse bu kadar olmazdı!


Herhangi bir işe girmek için şartlar bellidir.
Ya yapacağınız işle ilgili eğitim ve diplomanız olmalı, ya da yapacağınız işi yaptığınıza dair elinizde belgeniz olması gerekir.
Diploma ya da meslek belgesine sahipseniz gider başvurunuzu yaparsınız.
İşe alacak olan kurum da ya sınav ya mülakat yaparak bakar durumunuza, ya da deneme süresi adı altında bakar işi nasıl yaptığınıza, sonrasında da işe alıp almayacağına karar verir.
İşe almanın da işe girmenin de doğru ve rasyonel yöntemi budur.
Böyle bir yöntemle işe alım veya işe girme uygulanmıyor artık bu ülkede.
Çünkü…
İşe alımlarda da işe girişlerde de tek bir yöntem olan “Torpil” yöntemi uygulanıyor.
İnsanlar bütün şartları üzerinde barındırmasına rağmen torpil olmadan işe giremiyor.
Yapacağı işin en iyi eğitimini almış olmasına rağmen, işe girebilmesi torpilinin büyüklüğü ile mümkün olabiliyor.
Uzmanı olduğu konuda bile torpili yoksa işe giremiyor.
Ülke öyle bir hale geldi ki insanlar iş kovalamaktan çok torpil kovalar oldu.
İş bulmak, torpil bulmaktan daha kolay hale geldi.
Bilgi, beceri, eğitim, nitelik, donanım, torpil olmadıktan sonra hiçbir anlam ifade etmez oldu.
Torpil koca ülkeyi mahvetti.
Denizaltı’dan gerçek torpiller  gelip patlasa, emin olun  bu kadar zarar vermezdi…


.....


BİRAZDA GÜLMEK LAZIM


Agop'la karısı Hayganuş kahvaltı ediyorlarmış. Hayganuş sormuş:
- Sular akmoor Agop, bir bakarsin degil mi?
- Nereden cikarirsin simdi Hayganuş, ben muslukçu ?
- Peki havagazini bir kontrol etsen.
- Canim, ben tesisatci?
- Agop, elektrik dügmesi de bozulmuş
- Yeter artik Hayganuş öfff...
Agop akşam eve geldiginde bir bakmış ki bütün aksaklıklar onarılmış. Merakla sormuş Hayganuş 'a:
- Canim karim, kime yaptirdin bunlari?
- Kirkor 'a rica ettim beni kirmadi.
- Ne?... Kirkor mu? O dunyanin en kötü adamidir. Karşiliksiz bir şey yapmaz.
- Evet bana " ya benimle yatacaksin ya da pasta yapacaksin" dedi
- Güzel...Pastayi neli yaptin?
- Ah Agop, nereden çikarirsin bunu Ben pastaciiii...?