14 Ağustos 2020 Cuma 504 Okunma

İlginç bir tartışma… Siz ne dersiniz?

Dar ve sabit gelirli vatandaşların alışveriş için tercih ettiği marketler var…
Genelde, ürünlerin karton ambalajlarıyla birlikte konulduğu, 1-2 çalışanın bulunduğu ve birkaç tanınmış markanın dışında ucuz ve ismi duyulmamış ürünlerin satıldığı marketler bunlar.
İsimlerini tek tek yazmamıza gerek yok zira bu marketlerin hangileri olduğunu herkes biliyor.
Yoğun bir şekilde tercih edilme nedeni ise, yukarıda da söylediğimiz üzere ürünlerin fiyatlarının ucuz olması.
Öylesine rağbet görüyorlar ki, marka olmuş süper marketlerden daha fazla ciro yapıyorlar…
Çünkü…
Ucuz olmasına rağmen sürümü fazla ürün satıyorlar.
Az eleman çalıştırıyorlar.
Daha düşük metrekare alan içinde faaliyet gösteriyorlar.
***

Son günlerde, ucuz ve tanınmamış ürünlerin yoğunlukla satıldığı bu marketlerde, Avokado, Ananas, Hindistan Cevizi gibi ithal tropik meyveler satışa sunulmaya başlamış.
İlginç bulacaksınız ama bu durum da yeni bir tartışmaya neden olmuş…
Özellikle iktidar partisini destekleyen bir grup bu durumu  “Bakın ucuz ürünlerin satıldığı marketlerde bile ithal ürünler satılmaya başlandı.” Ya bağlıyor ve bunu alım gücünün yükseldiğine yoruyor.
Diğer bir grup ise söz konusu durumun, “fakirleşen süper market müşterisinin mecburen ucuz marketlere yönelmesine” bağlıyor ve bunu, o segmenteki müşterinin alışkanlıklarını karşılama olarak görüyor.
İlginç bir konu üzerinden başlayan ilginç bir tartışma anlayacağınız…
Siz ne düşünüyorsunuz?
Ucuz ürünler satan marketlerin, bugüne kadar raflarına koymadıkları ithal tropik meyvelerin satılmasına başlanması “Alım gücünün yükseldiğine” mi işaret ediyor?
Yoksa…
Fakirleştiği için süper marketlerden ayağını kesip, ucuz marketlere yönelen insanların alışkanlıklarını bir şekilde karşılama durumu mu?
Hangisi daha mantıklı?


.....


Demek ki doğru bir
iş yapılmış…


Eskişehir sanayisinin yıllardır devam eden bir hayali vardı.
Organize Sanayi Bölgesi içinde bir Meslek lisesi kurulması…
Zira…
Eskişehirli sanayicilerin en büyük sıkıntısıydı “Nitelikli Ara Eleman” bulabilmek.
Sonunda bu yılların hayali hayata geçirildi.
 “Özel EOSB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi” Eskişehir sanayisinin nitelikli eleman ihtiyacını karşılamak amacıyla 2019-2020 eğitim öğretim döneminde, yani geçtiğimiz yıl açıldı.
Açıldığı yıl, meslek liselerine çok da ilgi yoktu.
Türkiye genelinde yüzde 38 olan ilgi, Eskişehir’de yüzde 28’ler civarındaydı.
Bu nedenle eğitim faaliyetine başlayan “Özel EOSB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi” çok ön plana çıkmadı.
Sessiz sedasız eğitim-öğretime başladı.

***
Bu yıl ne olduysa oldu…
Sözünü ettiğimiz okul Eskişehir’de müthiş bir ilgi görmeye başladı.
Bunu nereden mi biliyorum?
En az 2-3 arkadaşım çocuklarını bu okla yazdırabilmek için benden aracı olmamı istedi.
Sonradan duydum ki, aynı şekilde sırf bu okula çocuğunu yazdırabilmek için kimler kimler devreye sokulmuş.
270 öğrencinin alınacağı okula girebilmek için yüzde 200 civarında müracaat olmuş.
Ne diyelim?
Demek ki doğru bir iş yapılmış Organize Sanayi Bölgesi’nde…
Biz gazeteciler biraz takdir özürlüyüzdür…
Yapılması gerekip de yapılmayan hizmetleri eleştiririz fakat yapılması gerekip yapılanları da nedense “Görevleri. Yapacaklar tabii” diye değerlendiririz.
Fakat bu konuda bu özrü sürdürmenin hiçbir anlamı yok.
O yüzden, söz konusu okulu düşünen, yapan ve eğitime açanlara biz Eskişehirlilerin teşekkür ve takdir borcu var sanki…


.....


“Buraya bir çare”


Yer Sümer Mahallesi Cedide Sokak.
Yani…
Tabipler Lokalinin civarı…
Buradan geçen bir kanal var. Kanalın içinde de otlar sazlıklar.
İşte bu otlar ve sazlıklar büyüdükçe büyümüş.
Onlar büyüdükçe civarı sinek ve sivrisinekler sarmaya başlamış.
Çevrede oturan insanlar bu sıcak yaz günlerinde cam çerçeve açamaz hale gelmişler.
Üstelik…
Söz konusu bölgenin güzelliği de gidivermiş…
Şimdi, bu sinek ve sivrisinekleri önlemek için öncelikle bu su kanalının geçtiği bölgenin otlardan, sazlardan temizlenmesi gerekiyor.
Mesele de zaten burada. Çünkü bu temizlik bugüne kadar yapılmıyor.
Umarız bu uyarıdan sonra neredeyse insan boyuna ulaşan bu otlar ve sazlar temizlenir.
Sinek ve sivrisinek ortadan kalkar.
Yazın son günleri çevredekiler de rahat bir nefes almış olur...


.....


Madem öyle!


Televizyon kanalında Ahmet hakan soruyor;
-“Döviz yükselince hayatımız çok etkilenecek, her şeye zam gelecek diye endişeye  kapılıyoruz”
Bakan berat Albayrak soruya soruyla karşılık veriyor;
-“Dolarla mı maaş alıyorsunuz?”
Yani…
Bakan “Sana ne doların artışından” diyor bir anlamda.
Normal bir programda bu aşamadan sonra ne konuşulması lazım?
Bana kalırsa “O zaman ülke yönetimi olarak niçin dolar ile borçlanıyorsunuz? Köprüleri hastaneleri yapanlara taahhüt ettiğiniz aylık ödemeler niçin dolar üzerinden belirleniyor? Niçin devlet  bir sürü mal ve hizmetin fiyatını dolar artışına göre belirliyor?” sorularının sorulması ve bunların cevaplarının alınması lazım.
O yüzden…
Sıkıntı bakan’ın söylediğinde değil aslında…
Sıkıntı…
Madem öyle niye böyle? Sorularının sorulamamasında…


.....


Keşke  başta  söyleseydi…


Muharrem İnce’nin o çok merak edilen açıklamalarını izledim.
Öncelikle şunu söylemeliyim ki, muharrem ince’nin söyledikleri içinde haklı olduğu tespitler de var haksız olduğu tespitler de…
Tartışılabilecek tespitleri de var…
Ancak…
Muharrem ince’nin şöyle bir zamanlama sıkıntısı var…
Eğer dün söylediklerini daha önce söyleyebilseydi, bugün hakkında bu denli tartışılan bir isim olmayabilirdi.
Keşke…
Söylediklerinin tamamını, cumhurbaşkanlı seçiminin akşamı ya da ertesi günü söyleyebilseydi…