20 Eylül 2020 Pazar 515 Okunma

Sanayiciler umarız değerlendirir bu öneriyi?

Geçenlerde vefat eden Suna Kıraç’ın Eskişehir Sanayisinin kaderini belirleyen önemli bir kişi olduğunu yazmıştık dün bu sütunlarda.


Babası Vehbi Koç’u ikna ederek Koç Holding Buzdolabı fabrikasının Eskişehir’de kurmasını sağlayan kişi olduğunu, Arçelik Buzdolabı fabrikasının Eskişehir’de kurulmasıyla Eskişehir sanayisinin ivme kazandığını dile getirmiştik.


Yazımızın sonunu da;


“Eğer Arçelik fabrikası Eskişehir’e kurulmuşsa, Eskişehir sanayisinin önemli bir bölümü bu fabrikaya iş yapıyorsa, binlerce işçi çalışıyor, katma değer yaratılıyorsa, Eskişehir  bunu bir anlamda , geçtiğimiz günlerde vefat eden Suna Kıraç’a borçlu…


O yüzden…


Eskişehir’in vefasını göstermesi açısından Suna Kıraç isminin(cadde olur-yapı olur-park olur) bir yerlere vermesi gerektiğini ve böylelikle Eskişehir’in kendi tarihine bir “ Suna Kıraç “ notu düşmesi gerektiğini düşünüyoruz…” diyerek bitirmiştik.


Anadolu Üniversitesinin önceki rektörlerinden Davut Aydın bir mesaj göndermiş yazıyla ilgili...


Güzel bir öneride bulunduğumuzu söylemiş önce…


Ardından da…


-“Eğer Suna hanımın ismi verilecekse Organize Sanayi Bölgesi Özel mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ne verilmesi daha doğru olur. Koç grubunun rahmetli başkanı Mustafa Koç’un “Meslek liseleri Memleket Meselesi” perspektifine de uygun olur” önerisinde bulunmuş…


Valla biz öneriyi çok nokta atışı, doğru ve yerinde bulduk…


Umarız Organize Sanayi Bölgesi yönetimi de bu öneriyi değerlendirir…


,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,


 


Başka kurtaracak yok mu?


 


Adamın biri bir gün kafayı iyice çekip eve doğru yola koyulmuş ve önündeki çukuru görmeden güm diye içine düşmüş.
Başlamış bağırmaya:
–“Kimse yok muuuu kimse yok muuuu.”
Bu arada oradan geçen hacının biri gelip bakmış adam zurna gibi sarhoş
–“Bak hemşerim seni bu çukurdan çıkarırım ama söz ver  bir daha içmeyeceksin..”
Adam düşünmüş ve başlamış bağırmaya
–“Kurtaracak başka kimse yok muuuu..”
***

Ülkenin hali malum!
İyiye giden çok bir şey yok…
Her gün gündem değişiyor.
Her gün televizyonlarda, gazetelerde, sosyal medya üzerinde birbirinden beter tutarsızlıklara şahit oluyoruz.
İnsanlar kızıyor ama kızdığını açıkça ortaya koyamıyor…
Son günlerde iktidara kızan pek çok kişiyle sohbet ettiğimi hatırlıyorum.
Aynı insanlar muhalefet partilerine da aynı oranda kızıyor…
Nedense “hepsi birbirinin aynısı. Al birini vur ötekine” laflarını duyuyorum üst üste…
Velhasıl…
Çevremde iktidara kızan ve gitmesini isteyenler,  muhalefet partilerini de iktidar alternatifi olarak görmüyor.
Siyasete ve mevcut partilere yönelik bir güvensizlik var anlayacağınız…
Öyle ki…
İnsanlar, yukarıdaki fıkra misali, neredeyse ortaya çıkıp “yok mu başka kurtaracak?” diye bağıracak…


.....,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,


 


Bazen akıl paradan da değerlidir…


Eskişehirspor kulübünün yerinde herhangi bir şirketin olduğunu düşünün.
Borcu nedeniyle önce konkordato ilan etmiş, ardından da iflas etmişti.
Sadece kendisi iflas etse  iyi…
İflas ederken  yanında alacaklılarını da iflasa götürmüştü.
Ama Eskişehirspor iflas etmiyor.
Daha doğrusu edemiyor.
Çünkü…
Eskişehirspor dernek statüsünde olduğu için, teknik olarak ve hukuki anlamda iflas etmesi mümkün değil.
Ancak…
Borçluluk oranlarının artması takım giderlerinin ve oyuncu maaşlarının ödenememesi gibi durumlarda, gün gelir takım batar.
 Kısaca döndürülebilir borçluluk olmadığı zaman kulüp batar ve kapanır.


Xxx



Var olan borç miktarına baktığınızda, Eskişehirspor kulübünün her geçen gün iflas ve kapanmaya doğru gittiğini görüyorsunuz.
Peki, çözüm ne?
Daha doğrusu, kurtuluşun nasıl bir reçetesi olabilir?
Şimdilik görünen tek kurtuluş yolu:  Dernek statüsünde olduğu için, olmayan parayla fütursuzca harcama yapıp borçlanabilen kulübün tamamen şirketleşmesi.


xxx
Yılmaz Büyükerşen, Eskişehirspor’un şirketleşmesi gerektiğini benim hatırladığım tam 20 yıl önce söyledi.
20 yıldır da söylemeye devam ediyor.
Gelin görün ki, Eskişehirspor’a belediye olarak parasal katkı sağlamadığı için 20 yıldır eleştiriliyor.
Arasanız, Yılmaz Büyükerşen’in yönetim anlayışında eleştirecek bir şeyler bulursunuz.
Ama hakkını yememek adına, Eskişehirspor’un şirketleşmesi konusunda 20 yıldır ısrarla söylediği bir türlü yapılamadı bu kulüpte…
Bir sürü yönetim geldi geçti, birisi de “Şu adamın söylediğini yapalım. Kulübü şirketleştirelim” demedi.


Niyetlenenler de bunu sonuçlandıramadı.
Koskoca 20 yıl, aklın paradan daha değerli olduğunu dahi anlayamadan geçti iyi mi?