24 Ekim 2020 Cumartesi 565 Okunma

Normalde topyekun tasarruf olması gerekmez mi?

Bugün valilerden tutun da 5-10 bin nüfuslu ilçe belediye başkanlarının altında bile neredeyse 5-10 milyon liralık, hem de birden fazla makam araçları var…
Bugün, daire müdürleri ve kamu statüsündeki oda ve dernek başkanlarının altında milyonluk makam araçları mevcut…
Yukarıda saydığımız kamu görevlilerine ait olan sosyal tesislerden, lojmanlardan, temsil ağırlama giderlerinden falan bahsetmiyoruz bile…
Ekonomist falan değiliz…
Akıl vermeye falan da asla kalkmıyoruz…
Ancak…
Döviz fiyatları durdurulamazken…
Bu yükselişin iğneden ipliğe her türlü mal ve hizmete yansıyacağı söylenirken…
Bankalar kredi ve teminat mektubu vermeyi kesmişken.
Kredi ile üretim yapan işyerleri için çanların çaldığı belirtiliyorken.
Yabancılar, Türk lirasının döviz karşısında aşırı değer kaybından sonra “Türkiye’nin borcunu ödeyemez hale geldiğini” düşünürken.
Bu beraberinde, yabancı yatırımcının ülkeye gelmeyeceğinin göstergesi olduğu ifade edilirken…
Kısacası ülkede ekonomik anlamda büyük bir endişe yaşanırken…
Ülkede yapılacak ilk iş: kamuda kapsamlı bir tasarruf tedbiri uygulaması başlatılamaz mıydı?
Devlet alacağı bu tasarruf tedbiri kararıyla, milyon liralık makam araçlarından kurtulup, vatandaşına ekonomik savaşı kazanmada ne denli kararlı olduğunu gösteremez miydi?
Bu yöntem ile elde edilen gelir, ülkenin iç ve dış alacaklıları nazarında belirli bir güveni oluşturmaz mıydı?
Keşke ilk etapta bu yapılmış olsaydı.
Valilerin, belediye Başkanlarının, oda ve dernek başkanlarının altından alınıp satılacak makam araçları ekonomik anlamda hiçbir işe yaramasa bile, krizin etkileri ile endişe içine giren vatandaş, en azından o milyon liralık araçları ile gezenleri görmez, morali daha da bozulmazdı.


.....


Öngörüsüzlük.
Becerisizlik


Her yıl Ekim ayı geldiğinde, Eczanelerin vitrinine, üzerinde “Grip Aşısı gelmiştir” yazılı A-4 kâğıtları yapıştırılırdı.
Salgın başlayınca, grip aşısına olan ilgi de otomatikman arttı.
Aslında, salgınla birlikte grip aşısına olan talebin eskisine göre 3-4 kat fazla olacağı bilinen bir gerçekti.
Ama gelin görün ki bu bilinen gerçek bilinememiş…
Bilinemediği ve öngörülemediği için de gerekle aşı ithalatı zamanında yapılamamış.
Hal böyle olunca aşı krizi çıktı ortaya.
Bakanlık bu krizi önleme adına grip aşısı olacaklara sınırlama getirmek durumunda kaldı.
Her hastalığa 1 puan sistemi getirerek, en az 5 puanı olanların aşı olabileceğini açıkladı.
Şu sıralar kim e-devlet üzerinden girip baksa, karşısına “Grip aşısı olma kriterleri taşımıyorsunuz” yazısı çıkıyor.
Eczaneler, yasal olarak bu kriterleri taşımayana aşı vermiyor, aile sağlığı merkezleri bu aşıları vuramıyor.
Tüm bu anlattıklarımızın aslında bir tek açıklaması var…
Grip aşısı konusunda yapılmış büyük bir öngörüsüzlük ve beceriksizlik var!


.....


Keşke bu organizasyon daha ciddi yapılabilseydi


Anadolu Üniversitesi, Açık Öğretim Fakültesi, 2019-2020 yılında mezun olan 330 Bin öğrencisi için içinde kep de bulunan ücretsiz hediye paketleri hazırladığını, bu hediye paketlerinin dağıtımına da 19 Ekim günü 19 ilde başlandığını duyurmuş.
Ancak…
Hediye paketinin içinde olduğu duyurulan kep’ler için AÖF bürolarında para talep edilirken, söz konusu hediye paketinin içinden bir kalem ve bir not defteri çıkması tepki çekmiş.
Önce “Hediye paketi ve kepinizi alabilirsiniz” denilip, ardından Kep ve Rozet için para istenilmesine tepki gösteren mezunlar, içinde kurşun kalem ve not defterinin olduğu ve “Hediye” diye verilenlerin basitliği de sosyal medya üzerinden bir hayli eleştirmiş.
Keşke işin başında kep’lerin ücretsiz olduğu açıklanmasaydı.
Keşke başta “ücretsiz” denilen Kep’lerden ücret alınmasaydı.
Keşke “Hediye” diye verilen paketin içinde daha nitelikli birkaç parça bulunsaydı.
Ve…
Keşke bu organizasyon başından daha iyi yapılsaydı.
En azından mezunların büyük bölümünden aşağıdaki gibi tepkiler gelmemiş olurdu.